China Daily / Victoria V. Panova

Çin bu yıl Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) kuruluşunun 100. yıl dönümünü kutlarken, uluslararası bağlamda ülkenin gelişimini inceleyelim. Aslında, birçok ülke Çin’in ekonomik ve sosyal gelişmesini mucize olarak görüyor. Bugün sadece 40 yıl önce reform ve açılma süreci başlamadan Çin’in kişi başına milli gelirinin Sahra Altı Afrika ortalamasının üçte birinden daha az olduğunu hayal etmek çok zor.

Bugün Çin dünyanın ikinci büyük ekonomisi ve muhtemelen birkaç yıl içinde (nominal olarak) dünyanın en büyük ekonomisi olarak Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) geçecek. Ayrıca, ülkenin küresel sanayi üretimindeki payı birkaç on yıl önce yüzde 2’nin altındayken, bugün toplamın beşte birine ulaştı. 

Çin aynı zamanda 700 milyon insanı mutlak yoksulluktan kurtararak yoksulluğu ortadan kaldırmada bir örnek oluşturdu ve küresel yoksulluğun azaltılmasına yüzde 70 oranında katkıda bulundu. Ekonomik, sosyal ve siyasi yönetime bütünleştirici bir yaklaşım Çin’in başarısının temel sebeplerinden biri oldu. Çin’in başarısı, piyasa kuruluşlarının aşamalı tanıtımı, akıllı mali reformlar, mali sektör ve döviz kuru reformlarını kapsayan kademeli ekonomik reformlardan oluşuyor.

Çin, ekonomisini istikrarlı biçimde dış dünyaya açarken ve küresel işgücü piyasasına daha fazla bütünleşirken, hükümetin rolü ile işlevlerini dönüştürerek ve hukukun üstünlüğünü güçlendirerek ekonomisini kademeli olarak piyasa ekonomisine geçirdi. Bu süreçlere, Çin’in 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) girmesiyle sonuçlanan, özel ekonomik bölgelerin kurulması eşlik etti.

Bu dönüşümde önemli rol oynayan diğer unsurlar arasında derin kurumsallaşma, sanayileşme ile kentleşme, ekonomik yapının iyileştirilmesi ve yoğun teknolojik transfer yer alıyor. Çin’in küresel sahnedeki yükselişi, ileri teknolojinin desteğiyle sermaye yoğun üretimin belirgin olduğu yeni bir sanayi kalkınma modeli ortaya çıkardı. Bu modelin diğer özellikleri devlete ait işletmeler ve yabancı yatırımcılarla ortaklıklardır, bu da Çin’in ‘’dünyanın fabrikasına’’ dönüşmesine yardımcı olmuştur.

ÇİN KÜRESEL YOKSULLUĞUN AZALTILMASINA YÜZDE 70 ORANINDA KATKIDA BULUNDU

Çin böyle gözüpek ve yenilikçi fikirler sayesinde benzeri görülmemiş ekonomik büyüme sağladı. Bu unsurlar olağanüstü sosyoekonomik kalkınmaya izin verirken, Çin, küresel düzenin istikrar kavuşmasına ve yenilikçiliği desteklemeye yardımcı olan bir dizi uluslararası girişim başlattı. Bazı Batılı ülkelerin dünya düzenine zarar verme girişimlerine rağmen, aynı derecede önemli olan, Çin ile Rusya’nın çok taraflılığa bağlılığı, adil ve eşit küresel yönetim sistemini desteklemesi ve uluslararası hukuka saygılı olması dünyanın bir kaosa sürüklenmesini önleyen önemli unsurlardır.

Çin ile Rusya, Soğuk Savaş zihniyeti ve sıfır toplamlı oyunların bugünün dünyasında geleceği olmadığını, kültürel ve siyasi çeşitliliğin barışçıl küresel kalkınma için gerekli olduğunu sürekli olarak devam ettirdiler. Her iki ülke ideolojik ve siyasi çatışmanın bizi hiçbir yere götürmeyeceğine inanıyor. Bu, Çin’in insanlık için ortak geleceğe sahip bir toplum inşa etmeye yardımcı olarak barışçıl küresel kalkınmayı desteklemesinin ve Rusya’nın uluslararası yasanın kutsallığı ile devletlerin egemenliğinin eşitliğini onaylamasının arkasındaki temel ilkedir. Bu da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un bu ay başında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) toplantısında video bağlantısıyla söylediği gibi, Batılı güçlerin ‘’uluslararası ilişkiler yerine totalitarizm’’ tercihine tam bir tezatlık oluşturmaktadır.  

Çin’in uluslararası kalkınma konularındaki tutumu Rusya’nınki ile aynı ve iki taraf arasındaki stratejik iş birliği ve dostluğun temelini oluşturuyor. Geçen yıl aralık ayında Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ile yaptığı telefon görüşmesinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya ile Çin’in ortak küresel çıkarları paylaştığını ve birçok konuda aynı görüşlere sahip olduğunu söyledi. Daha önce Putin, Xi ile olan dostane ilişkilerinin iki ülke arasındaki ortaklığı daha da sağlamlaştırdığını vurguladı.

ÇİN VE RUSYA ÇOK TARAFLI KURULUŞLARI DESTEKLİYOR

Çin ile Rusya, daha adil ve daha eşit bir dünya düzeni geliştirmek amacıyla, gelişmekte olan dünyanın güçlü sesi BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) gibi çok taraflı kuruluşları destekliyor. Beijing ile Moskova, ayrıca, bütün ülkelere ekonomik ve askeri gücüne bakmaksızın, küresel refah arayışında eşik ortaklar olarak davranılmasını istiyor. Bu arada BRICS Yeni Kalkınma Bankası, Covid-19 salgınını kontrol altına almak ve ekonomik etkilerinin üstesinden gelmek için ülkelere yardım öneren ilk küresel finansal kuruluş oldu ve bunun için zaten BRICS ülkeleri arasında 7 milyar dolar para yardımı yaptı.

Aynı zamanda Çin’in uluslararası yasalara ve çok taraflılığa bağlılığı onu, küresel yönetimin düzelmesinde diğer ülkeler için ideal bir seçim ortağı haline getiriyor. Çin ile Rusya, aslında BRICS üyesi beş ülke, ekonomik açıklığı, küresel ticaret ve yatırımın serbestleştirilmesini savunurken ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) merkezli çok taraflı ticaret sistemini desteklerken, korumacılığın bütün biçimlerini kınıyorlar. Daha demokratik bir dünya düzeni inşa etmeye yardımcı olmak için Çin ile Rusya, egemen eşitliğe saygıyı, BM Sözleşmesi’ne bağlılığı ve diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmemeyi savunuyorlar. 

Aslında Çin, hiçbir ülkenin küresel hâkimiyet peşinde koşmamasını ve bunun yerine küresel kalkınmanın tüm ülkelerin yararına olması adına çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladığı için dünya çapında bir ortaklık ağı oluşturmayı başardı. Çin, ülkeler arasındaki bağlantıları düzeltmeyi ve böylece onların ekonomik kalkınmalarını desteklemeyi amaçlayan Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ni önermiştir. Kuşak ve Yol İnisiyatifi, Avrasya Ekonomik Birliği ile birleştiğinde küresel refah ile sürdürülebilir kalkınma için yeni bir ivme sunuyor ve Putin’in önerdiği Büyük Avrasya Ortaklığı’nın ana unsurları olarak görülebilirler.

Bu yüzden Çin ve Rusya’nın, Avrasya ile dünya halkları arasında yakın bir ortaklık kurmaya ve insanlık için ortak geleceğe sahip bir toplum oluşturmanın yollarını araştırmak ve küresel kamu malı için yeni yenilikçi fikirler sunmak adına ÇKP’nin yüzüncü yılını ve 20 yıllık Rus-Çin Dostluk, Komşuluk ve İş Birliği Anlaşması’nı kullanmaya acilen ihtiyaç bulunmaktadır.