Haber/Röportaj: Samet Demir

Dünya bir yıldan fazla süredir pandemi koşullarının yarattığı ekonomik güçlüklerle boğuşuyor. Süper güç olarak tabir edilen devletlerin vatandaşlarının bile sosyal güvencesiz kaldığı, yardımlara muhtaç hale geldiği acılı bir süreç yaşanıyor.

Marmara Üniversitesi İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Şişman, 2021 yılının ilk günlerinde yayımlanan “İki kriz arası salgındaki dünya ekonomisi” başlıklı makalesinde, dünya halklarını bekleyen ekonomik sonuçlara ilişkin önemli saptamalarda bulunuyor.

“TEMEL HAK OLAN SAĞLIĞIN PARALI OLAMAYACAĞI ANLAŞILDI”

Prof. Dr. Mehmet Şişman, CRI Türk’e yaptığı değerlendirmede neoliberal iktisat politikalarının inandırıcılığını ve bilimselliğini kaybetmesi hakkında şu ifadeleri kullandı:

“Dünyadaki eşitsizlik ve yoksulluğun artması bir yana salgın sürecinde sağlık politikasının yanlışlığı ortaya çıktı. Temel bir hak olan sağlığın paralı olamayacağı nerdeyse anlaşıldı. Herkes güvende değilse hiç kimse güvende değildir anlayışı kamusal alanın önemini bir kez daha ortaya çıkardı. Kâr anlayışının sonu gelmese bile önemli bir darbe aldı bence.”

“SURİYE’NİN BAŞINA GELENLER DERS NİTELİĞİNDE”

Neoliberal politikaların bir sonucu sayılabilecek uzun süren savaşların ekonomiler ve halklar üzerindeki etkilerini de yorumlayan Prof. Dr. Mehmet Şişman, konu hakkında şunları dile getirdi:

“Savaşlar günlük çıkarların yanında uzun süreli etkileri içermekte ne yazık ki. Suriye’nin başına gelenler hem üzücü hem de emperyalist çıkarların gidebileceği yeri göstermesi açısından ders niteliğinde. Özellikle Neoliberalizm, mikro milliyetçiliği kullandığı için kabahatli tabii ama Rusya’da burada Akdeniz’e indi.”

DEVLET REHBERLİĞİNDEKİ KAPİTALİZM

“İki kriz arası salgındaki dünya ekonomisi” makalesinde çarpıcı bir ifade kullanan Prof. Dr. Mehmet Şişman, “Devlet Rehberliğindeki Kapitalizm” kavramını şöyle açıkladı:

“Bu kavram kapitalizmin devlet müdahalesi biçiminin giderek daha fazla kullanılmasının yeniden gündeme geleceği anlamındadır. Sermayenin buna ne kadar cevaz vereceğini göreceğiz. Sermaye salgında çaresiz kaldığından devletin bir takım temel alanlardaki yatırımlarını desteklemesi muhtemeldir. Sivil toplumun istekleri devletle örtüştüğü ölçüde kapitalist çelişkiler muhtemelen yeniden gündeme gelecektir. Burada devletin alacağı yolu, ekonominin içinde bulunduğu şartlar ve bloklaşmanın getirdiği avantajlar belirleyecektir kanısındayım. Yeni bir dünyaya yelken açtığımız doğrudur. Teknolojinin devlet tarafından desteklenmedikçe sadece sermaye yoluyla yönünü belirleyemeyeceği açık.”

“YENİ MUTANTLAR ÇIKMAZSA BİLE DURGUNLUK EĞİLİMİ BELİRGİNLEŞİYOR”

Pandeminin neden olduğu ekonomik durgunluk sürecini değerlendiren Prof. Dr. Mehmet Şişman, 2021 yılındaki resesyon beklentileri hakkında şöyle konuştu:

“Bu resesyon eğilimi tamamen finansal krizin gelişmesine bağlıdır. Salgına karşı geliştirilen aşıların etkisi, varyantları ortadan kaldırabilirse, resesyon olasılığı ötelenmektedir, fakat kaçınılmaz hâl devam etmekte. Zira borçluluk yüksek ve sermaye birikimi yetersiz olan ülkelerden çıkan sermaye buralarda durgunluğu tetikleyecektir, eğer uluslararası kuruluşlar hazırlıksız yakalanırsa yani uzun bir durgunluk olursa bu merkez kapitalist ülkelerde de etki yaratabilir, 2022 sonrası. Bu henüz belli değil. Tamamen aşının etkin ve dünya çapındaki üretim süreciyle ilişkili bir konu. Yeni mutantlar çıkmazsa bile, diğer koşullar veriyken, durgunluk eğilimi belirginleşiyor. Gelişmekte olan ülkelerde enflasyonist baskılar aratacaktır, bu da ister istemez Doğu ve Batı arasındaki kutuplaşmaya yansıyacaktır. Savunma ve ekonomi hiç bu kadar iç içe olmamıştı diye düşünüyorum.”