CGTN / Bobby Naderi

Hasan Ruhani’nin 8 yıllık görevini tamamlamasından sonra İbrahim Reisi İran Cumhurbaşkanlığı görevine başladı. Selefi gibi o da “acımasız” Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yaptırımlarının kaldırılmasını sağlayacağı sözü verdi.

Cumhurbaşkanı Reisi ABD ile dolaylı görüşmeleri başlatmaya hazır olduğunu ve Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) olarak bilinen nükleer anlaşmayı yenileyebilirse bundan memnun olacağını söyledi. ABD sözlerine geri döner, yaptırımları kaldırır ve anlaşmanın kalıcı olacağına garanti verirse, uluslararası anlaşmanın yenilenmesini istiyor.

Sanki Washington yaptırımların kaldırılmasına ya da 2018’de yaptığı gibi anlaşmadan geri çekilmeyeceğine garanti vermeye hazır değil gibi görünüyor. ABD, JCPOA’y, iki tarafın İran’ın konvansiyonel balistik füze programı ve Orta Doğu’da milislere yardımı gibi baka konuları da tartışması gerektiğini belirten bir madde eklemek istiyor. Reisi böyle bir müzakereyi reddetti.

Elbette Reisi’nin cumhurbaşkanlığının, bölgesel etki kampanyası ve birincil caydırıcı gücü olarak balistik füze programının gücü ve isabetliliği dâhil, İran’ın belirtilen politikasında bir değişiklik yaratmayacağı bilinen bir şey olsa gerek. Tahran’ın Washington’ın saldırganlık politikasına karşı kampanyası ne olursa olsun devam edecek. Sahadaki gerçekler ve bölgenin jeopolitiği değişmiş olabilir, ama ilerleme yolu buna uygun biçimde değişmeyecek.

ÇIKMAZIN EN KARANLIK KÖŞESİ

Tahran ve Washington nükleer anlaşmayı hem sözde hem de fiiliyatta yenilemeye karar verse bile, işler iyi yönde değişmeyecek. Biden yönetimi insan hakları ihlalleri ile ilgili olduğu söylenenler gibi, bütün yaptırımları kaldırmayacak. Anlaşmayı “uzun, güçlü ve geniş” anlaşmalar için de bir platform olarak kullanmaya gücü yetmeyecek.

Reisi Başkan Biden ve Beyaz Saray ile görüşmeyi ihtimal dışı bıraktı ve ABD Dışişleri Bakanlığı JCPOA’ya yeniden girmenin bedeli olarak onun üstüne konan yaptırımları kaldırmaya ya istekli değil ya da gücü yok görüyor. Reisi, ABD hazine Bakanlığı’nın Özel Olarak tanımlanmış Kişiler ve Engellenmiş Kişiler listesinde yer alan ilk görev başındaki cumhurbaşkanı. Biden yönetimi kendisini sorumlu tutacağı ve büyük insan hakları ihlalleri nedeniyle hakkında getirilen yaptırımların ve izleme sürecinin devam edeceği uyarısında da bulundu.

13876 sayılı bakanlık İdari Kararı’na göre, nükleer olmayan yaptırımları meşrulaştıran bu tür nedenler bilinçli, şu an geçerli ve tarihidir. İran devletindeki birçok yetkili hakkında bu tek taraflı ilan edilen yetkiye göre yaptırım kararları alındı.

Tahran’ın Çin ve Rusya’ya olumlu bakabilecekken Washington’a yanaşmaya çalışmak için bir nedeni yok. İran ile Çin mart ayında 400 milyar dolarlık bir anlaşma imzaladı. Çin doğal gaz ve petrol dâhil İran’ın birçok sektörüne yatırım yaparken, Tahran Beijing’e 25 yıl için düzenli enerji verme garantisi verecek. Bu anlaşmanın, batıya doğru İran’ı genişleyerek, Beijing’in, dünyanın en büyük altyapı geliştirme projesi olan Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne yararlı olması bekleniyor.

ABD’NİN YAPTIRIMLARI KALDIRACAĞININ BİR GARANTİSİ YOK

Nükleer anlaşmaya geri dönmenin İran’ın ABD’ye karşı mücadelesine son vereceği ya da Washington’ın Tahran’a karşı sürekli düşmanlığına son vereceği anlamına geldiğini kim söylüyor? ABD, İran’a karşı düşmanlığını hiç gizlemedi. Dışişleri Bakanlığı, Tahran Irak, Suriye, Yemen, Lübnan ve Gazze Şeridi’nde militan grupları desteklediği için İran’ı on yıllardır terörizmi destekleyen bir ülke olarak sınıflandırdı. İran’ın nükleer silah programı ile ilgili iddialar ya da İsrail ve Arap ülkelerine yönelik “tehdit”, lobi urupları ve Tel Aviv ile birlikte, ABD’nin bütün yaptırımları kaldırmaya karşı iddialarının merkezinde yer alıyor.

Bu önemli çünkü Kongre İran ile herhangi bir anlaşmayı her zaman bozabilir. Eğer milletvekilleri böyle bir anlaşmaya karşı oy verir ve başkanlık vetosunu imkânsız kılacak kadar oy toplayabilirlerse, Biden’ın bütün yaptırımları kaldırma konusunda elleri bağlanır ve anlaşma başarısız olur. Milletvekilleri İran’ın yeni bir anlaşmadan yararlanmasını önlemek için her şeyi yapabilirler.

Nükleer olmayan yaptırımlar devam ederken İran’ın ekonomik ve finansal zorluklar çekmeyeceğini varsaymak yanlıştır. Geçmişte olduğu üzere, İran P4+1 (Çin, Rusya, İngiltere, Fransa artı Almanya) ile nükleer anlaşmasına bağlı kaldı. Bu Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) tarafından da kabul edildi. ABD hükümeti, hep Amerika anlarının ruhuna uygun olarak, JCPOA’ya bağlı kalmayı reddetti. Daha özel olarak, yeni bir anlaşma sağlandığında, ABD’nin Tahran’ın ileri sürülen terörizm ve insan hakları ihlalleri ile ilgili olanlar da dâhil bütün yaptırımları kaldıracağının bir garantisi yok.

Amerikan uçaklarının Afganistan, Irak ve Suriye’de tekrar hava saldırıları düzenlediği bir zamanda, Biden yönetimi ile Amerikan yetkililerinin ve her türden politikacılarının İran ve yeni cumhurbaşkanı ile nasıl ileri gitmeyi planladıkları konusunda bilerek belirsiz kalmalarını bekleyebiliriz. Bu İnsan hakları Gözlem örgütünün, salgın ortamında histeri ikiyüzlülük sınırlarına yaklaşan bir ısrarla İran üzerindeki yaptırımları kaldırmayı reddetmesi nedeniyle eleştirdiği aynı hükümet olduğu için, bu durumun bizi korkutması gerekir.