Marmara Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Serhan Afacan, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Afacan, yeni Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi döneminde İran’daki olası değişimleri değerlendirdi.

Reisi’nin yemin töreninde Hasan Ruhani dönemini eleştirdiğini aktaran Dr. Serhan Afacan, Reisi’nin bir önceki hükümetin ekonomi politikalarına ciddi biçimde tepki gösterdiğini kaydetti.

SİSTEM REİSİ’NİN YANINDA”

Reisi’nin Ruhani dönemini dış politika açısından da eleştirdiğini belirten Afacan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“İran’ın sorunlarını çözmekten bahsederken sorunların adını koymak lazım. İran’da ekonomik sorun ve fakirleşen bir toplum var. Önce bunun çözülmesi şart. İkincisi ve bununla doğrudan bağlantılı olan konu, İran’ın üzerindeki yaptırımların kaldırılması gerekiyor. İran doğal enerji kaynaklarını satarak ekonomisini çevirmeye çalışıyor ve şu anda ciddi sıkıntılar yaşıyor.

Reisi bunları yapabilir mi? Yapabilir, çünkü zaten 2017 yılında aday olduğunda da devamlı ekonomiden ve yolsuzluktan bahsetti. Hatta seçimlerden önceki iki yılını yargı erkinin başı olarak geçirdi. Sistem Reisi’nin yanında, Hamaney’e daha yakın bir isim sistemin Reisi ile daha uyumlu çalışması bekleniyor.

BATI’NIN İRAN’A İHTİYACI VAR”

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile müzakerelere baktığımızda Viyana’da ciddi bir mesafe kaydedildi. ABD biraz olumsuzlukları öne çıkarsa da bunu Reisi bir gelsin, onunla bunu konuşuruz, yaklaşımına bağlıyorum. Reisi’nin prestijini artırmak için bir şansı var, bunu kullanmaya çalışacaktır, diye düşünüyorum.

1989 idamları çok tartışmalı bir konu. İran-Irak savaşı bittikten sonra Saddam’ın da desteği ile rejim muhalifleri İran’a bir saldırı düzenledi. O arada da binlerce halkın örgütü mücahitleri idam edilmişti. Sorun şuydu; bunların çoğunun hakkında idam kararı yoktu. Sonra bu idam heyetinin içinde Reisi olduğu için çok eleştirildi ama bundan çok fazla bir şey çıkacağını düşünmüyorum. 2005 yılında Ahmedinejad Cumhurbaşkanı olduğunda ABD, 1979 elçilik baskınında bulunduğunu iddia etmişti, çok fazla bir şey çıkmamıştı. Batı’nın bir şekilde İran’a ihtiyacı var, bu nedenle kriminalize edemezler.

“İRAN’IN ÜZERİNDEKİ YAPTIRIMLARIN KALDIRILMASI GEREK”

Covid-19 konusu İran’da çok vahim soruna dönüştü. İran aşı üstüne aşı bulduğunu ilan ediyor ama ne yazık ki, aşılanma oranları düşük. İran’da iç karartıcı bir tablo var. Diğer taraftan Humeyni’yi mezardan kaldırsanız İran, ABD ile müzakere edecek. Zaten İran buna Viyana’da başladı. 2015 yılında da nükleer anlaşma imzalandığında Ali Hamaney dahi ‘biz esnekçe bir kahramanlık gösterdik’ demişti. Dolayısıyla bu müzakereler devam edecek. Reisi bu müzakereleri önemsiyor. Peki, biz neden Reisi müzakerelere önem vermediği izlenimine sahibiz. Şöyle, Hasan Ruhani ABD ile yürüttüğü müzakerelere çok büyük anlam yükledi. Sanki bu bir maymuncukmuş ve bütün kapıları açacakmış gibi davrandı. Reisi bunu yapmıyor. Bunu davul zurna ile yapmayı tercih etmiyor.

İran şu an petrolünü belirli yollardan satabiliyor, yaptırımlardan ilaç tedarik edemediğini bile belirtti. Yaptırımlar kaldırılmadan İran ekonomisinin doğal seyrine dönmesi mümkün değil. Bu nedenle Reisi mutlaka müzakereleri devam ettirecektir. Balistik füze çok önemli bir mesele, Afganistan’daki göç meselesini de göz önüne alınca bu müzakereler oldukça çetin geçecektir.”