China Daily /  Wei Jianguo

Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) Anlaşması Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) üyesi Singapur, Tayland ve Vietnam ile ASEAN üyesi olmayan dört ülke Çin, Japonya, Yeni Zelanda ve Avustralya onaylandığı için 1 Ocak 2022’de yürürlüğe girecek.

Dünya nüfusunun yaklaşık üçte birine sahip ve Gayri Safi Milli Hasıla’nın (GSMH) yaklaşık yüzde 30’unu üreten yeni serbest ticaret bloku hem Amerika Birleşik Devletleri (ABD)-Meksika-Kanada Anlaşması hem de Avrupa Birliği’nden (AB) büyük olacak ve muhtemelen dünyadaki en etkili serbest ticaret bölgesi olacak. Daha da önemlisi, bu serbest ticaret bölgesi üye devletlerinin farklı kalkınma evrelerinde olmaları, farklı siyasi sistemlerine sahip olmaları ve farklı toplumsal yapıları olması nedeniyle en çok farklılıklar içeren ekonomik blok olacak.

ÇİN PAZARININ DÜNYAYA KATKISI

RCEP’nin serbest ticarete öncülük etmesi ve desteklemesi, küreselleşmenin ters rüzgârlarla karşılaştığı ve Covid-19 ile ekonomik yavaşlama ile mücadele ettiği bir dönemde ekonomik küreselleşmeyi güçlendirecek. Bölgesel serbest ticaret anlaşması ayrıca muhtemelen küresel sanayi teknolojiyi ve insan sermayesini Doğu’ya döndürecek. Serbest ticaret anlaşmalarına (FTA) göre, ekonomiler arasındaki fark ne kadar büyük olursa, o kadar çok birbirlerini tamamlarlar. Ve farklı ekonomik düzeylerde olan ülkeler FTA’nın üyesi olduğu için devasa Çin pazarı onların kalkınmalarını güçlendirmeye yardımcı olabilir.

Bölgedeki geleneksel FTA’lar mal ticareti üzerinedir ve hizmetleri ya da yatırımları ve ticaretle ilgili ülke içi düzenleme ve koordinasyonu içermezken, RCEP daha önce önerilen bölgesel ekonomik bütünleşme kavramının ötesine geçiyor. RCEP bölgesel ekonomik gelişmeyi etkileyecek ve endüstriyel ve tedarik zincirleri üzerinde etkisi olacak. RCEP’nin, Birikimli Menşei Kuralları gereği, bölgesel endüstri ve tedarik zincirlerini daha da genişletmesi ve üye ülkelerin karşılıklı yararlı sanayiler ve tedarik zinciri ortaklıklarının yanı sıra zincirleri istikrara kavuşturması bekleniyor.

RCEP, ÇİN İLE JAPONYA’NIN SERBEST TİCARET ORTAKLIĞI KURMASINA İMKÂN TANIYACAK

RCEP yürürlüğe girdiğinde bölgedeki mal ticaretinin yüzde 90’dan fazlası gümrük vergisinden muaf olacak. Ayrıca, RCEP ve diğer mevcut serbest ticaret anlaşmaları birbirini tamamlayıcı ve karşılıklı birbirini destekliyor. Ayrıca, RCEP diğer serbest ticaret bölgelerinde vergi indirim almayan malları da kapsıyor. RCEP ve diğer serbest ticaret bölgelerinde vergi indirimi alan ürünlerin üreticileri, daha tercihli vergilere tabi olmak için bölgesel ticaret ortaklığının Birikimli Menşei Kuralları’na giderek adapte olacak. Birikimli Menşei Kuralları RCEP’in büyük bir başarısıdır. Eğer RCEP vergi tavizi sözleri ulusal düzeyde vergi indirimleri sağlarsa, Birikimli Menşei Kuralları işletmelerin tercihli vergilerden yararlanmak için izlemeleri gereken yönergedir.

RCEP üyesi ülkelerin yüksek düzeyli gümrük kuralları, denetim ve karantina kurallarının yanı sıra teknik standartlar belirlemeleri bekleniyor. Bu kurallarla RCEP bölgedeki ticaret maliyetini önemli ölçüde azaltabilecek, ürünlerin rekabet gücünü artırabilecek, işletmeler için daha fazla iş fırsatları yaratabilecek ve tüketiciler için daha fazla tercih ve fayda sağlayabilecek. RCEP ayrıca Çin ile Japonya’nın doğrudan bir serbest ticaret ortaklığı kurmasına imkân tanıyacak ve bu hem Çin hem Japonya ekonomisini güçlendirecek. Çin-Japonya ticaret iş birliği, eğer Çin Kapsamlı Gelişen Trans-Pasifik Ortaklık üyesi olursa ek bir güç kazanacak.

Çin, ruhu, ilkeleri ve özel politikaları Çin’inkilerle uyumlu olan RCEP’yi destekledi ve üye ülkeler arasındaki ticaret engellerini kaldırmayı ve bölgesel refahı başarma ve Asya-Pasifik’te istikrarı korumak için tek bir kurallar seti desteklemeyi amaçlıyor.

DOĞU ASYA İMALAT SEKTÖRÜNDEKİ ENDÜSTRİYEL ZİNCİRLER AĞI DÜNYADAKİ EN GÜÇLÜ AĞ

RCEP yürürlüğe girince, Çin’in ticaretinin üçte biri gümrükten muaf olacak bu da Çinli girişimcilere küresel tedarik zincirlerine yerleşmek için daha fazla seçenek sunacak ve Çin ticaret ortakları ile, ticaretin serbestleşmesi ve piyasa kurallarına dayalı yatırımın kolaylaştırılmasını daha da ileriye götürmek için çalışacak. Daha önemlisi, RCEP Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) kıyasla, muhtemelen hizmet ticaretini daha da açacak ve DTÖ’nde reformların, özellikle küresel ticaret sistemindeki reformların yolunu açacak. Çin, RCEP Anlaşması’nın imzacısı olduğu için, Çin’deki küçük ve orta ölçekli işletmeler, özellikle özel işletmeler için küreselleşmek daha kolay olacak. Küresel ortaklık anlaşması e-ticaret, rekabet ve hükümet satın almaları için yüksek standartlı politikalar içeriyor ve küçük ve orta ölçekli işletmeleri güçlendirmek ve ekonomik ve teknolojik iş birliğini güçlendirmek için kurallar belirliyor. RCEP ayrıca görece zayıf piyasa aktörlerinin kendi paylarına düşen faydalardan yararlanmalarına bile izin verecek.

Çin RCEP’e üye olarak, daha az zorlukla, üretim sanayini orta altı düzeyden en yüksek düzeye çıkarabilecek. RCEP ayrıca ABD’nin önderlik etmediği “Asya çağı” ya da “Asya-Pasifik çağının” başlangıcının işaretini veriyor. Ve eğer RCEP ve önerilen Çin-Japonya-Güney Kore Serbest Ticaret Alanı uygun biçimde çalışırsa, Asya-Pasifik dünya ekonomisinin dinamosu olacak. Ancak Asya örtüşen üretim zincirleri, tedarik zincirledi ve tüketim zincirlerinin olduğu dünyanın en büyük bölgesi olmaya devam edecek. Doğu Asya imalat sektöründeki endüstriyel zincirler ağı dünyadaki en güçlü ağdır ve küresel üretimin yüzde 50-60’ını gerçekleştiriyor. RCEP bunu daha da önemli hale getirecek ve bütün dünyadan işletmeleri buraya yatırım yapmaya çekecek. Çin’in riskleri önlemek ve RCEP’nin gelişmesi sırasında ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkları çözmek için çok sağlam önlemler alması gerekiyor.