CGTN / Yuan Sha

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Japonya, Hindistan ve Avustralya liderleri ilk yüz yüze Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD) Zirvesi’ni 24 Eylül’de yaptı. 2004’teki Endonezya tsunamisi sonrası insani yardım çalışmalarından doğan dörtlü ortaklık ilk başta masum görünüyordu. Ama yıllar içinde ABD’nin Asya Pasifik bölgesindeki hegemonyasını uzatmasının bir aracına dönüştü. Ancak ortaklar arasındaki çıkar ve değer farklılıkları dikkate alındığında, QUAD’ın vaatlerini gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği şüpheli görünüyor.

QUAD RESMİ BİR İTTİFAK DEĞİL

Zirveden sonra yayınlanan ortak bildiride günün farklı sıcak konularına değiniliyordu. Bu konular Covid-19 salgını, altyapı, iklim değişikliği ve kritik teknolojilerden Afganistan, Kore Demokratik Cumhuriyeti ile Doğu ve Güney Çin Denizleri gibi bölgesel sorunları içeriyor. Ortak bildiride ayrıca, yeni QUAD altyapı ortaklığı, bir yarı iletken tedarik zinciri girişimi ve bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik çalışmalarında bir QUAD bursu dâhil bir dizi yeni girişim açıklandı.

Fakat söylenenlere odaklanmaktansa, gerçekte ne yapılabileceğine bakmak da o kadar önemlidir. Örneğin, çok reklam edilen yarı iletken tedarik zinciri ortaklığı yonga üreticisi ülkelerin, yani ABD ve Japonya diğer ortaklarla kritik teknolojiyi paylaşmasını gerektirebilir. Ama kritik teknolojilerin “ulusal güvenlik” statüleri dikkate alındığında, sonuçta anlamlı bir iş birliği olacağı şüpheli. Aslında, ortak bildiride “iş birliği alışkanlıkları” yaratılması hedefi teyit edildi, bu da zirvenin beklenenden daha ılımlı sonuçlarını ortaya koyuyor.

Daha önemlisi, QUAD resmi bir ittifak değil, anlamı hâlâ tartışmalı. Hindistan bağlantısızlar hareketine bağlı bir ülke olarak ABD ile yarı ittifaklara girme konusunda çekimser. Bu arada Japonya QUAD’ın Asya için bir NATO’ya dönüşmesini reddediyor. Avustralya için de ABD’nin diğer pasifik güçleri ile mücadele vagonuna atlaması mantıklı olmaz. Dahası, ABD, İngiltere ve Avustralya arasındaki yeni üçlü AUKUS güvenlik ortaklığı QUAD’ın etkisinin altını oyuyor gibi görünüyor.

QUAD’IN DEĞERİ

QUAD anlamlılık sorununun yanı sıra, bir güven krizi içine giriyor; “demokratik değerler.”

Pasifik polisi olarak hareket etme konusundaki ahlaki zayıflıkları geçen karmaşık yıl boyunca tümüyle ortaya çıktı. Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Hindistan sokaklarında açıkça ceset yakılması manzaralarına yol açan, Covid-19 salgınını yanlış yönetmekle suçlandı. Görev süresi sona ermekte olan Japonya Başbakanı Yoshihide Suga, yaygın salgını göz ardı ederek Tokyo Olimpiyatlarını yapması nedeniyle siyasi geleceğini tehlikeye atan sorularla karşı karşıya. Avustralya Başbakanı Scott Morison nükleer güçle çalışan denizaltılar alma konusundaki aceleci kararı ile ülke içinde ve dışarda alarm zillerinin çalmasına neden oluyor. ABD Başkanı Joe Biden da Afganistan’dan felakete dönüşen çekilme ve sonrasında Afgan sivillerinin öldürülmesi ile uğraşıyor.

İnsan QUAD’ın martta internet üzerinden yapılan zirvedeki ne kadar iyi yerine getirdiğini sormadan edemiyor. Sonunda, QUAD ortakları Hindistan 2020 baharında ölümcül salgınla uğraşırken yüzlerini başka yöne çevirdiler ve ABD aşı milliyetçiliği küresel aşı bölünmesini daha da artırıyor ve bu da QUAD’ın aşı ortaklığının riyakarca görünmesine neden oluyor.

SOĞUK SAVAŞ ANLAYIŞININ ÜRÜNÜ

Başkan Biden’ın Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’ndaki konuşmasında yeni bir Soğuk Savaş peşinde olmayacağı şeklindeki resmi beyanına rağmen, QUAD rejimi soğuk savaş anlayışından doğmuş çağ dışı bir yaratıktan başka bir şey değil.

QUAD, “özgür ve açık bir Hint-Pasifik” için “kapsayıcı ve esnek” bir ortaklık yerine, yapay olarak bir 21. yüzyıl demir perdesi çeken özel ve giderek katı bir blok. Çatışmacı tutum ve politikalar bölgeyi daha öz özgür, daha az açık ve daha az istikrarlı hale getiriyor.

Bu dört ülke değişik kültürler, siyasi sistemler ve sosyoekonomik kalkınma düzeylerine sahip ülkelerin bulunduğu çeşitli ve dinamik bir bölge olan Asya Pasifik’i temsil etmiyor. Daha rahatsız edici olanı, bu rejimin QUAD üyelerinin ortak askeri tatbikatlar ve silah transferleri ile güç gösterisinde bulunduğu artan oranda militarist rejim haline gelmesi. Bu tehlikeli hareketler bölgede sertlik yanlısı eğilimleri başlatacağı, bir silahlanma yarışına ve yanlış hesaplara neden olacağı için, komşu ülkelerin QUAD’la ilgili şüpheleri haklı.