CGTN / Bradley Blankenship

Eski ABD Başkanı Donald Trump, 2017’de göreve başladığında, belki de istemeyerek, Amerika’nın Asya-Pasifik bölgesindeki stratejik ortaklıklarını zayıflattı. Şimdi Başkan Joe Biden, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Japonya, Hindistan ve Avustralya’yı içeren Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD) liderlerini ilk kez toplayarak bu hasarı tamir etmeye çalışıyor.

Özellikle Covid-19 ve iklim değişikliği gündemdeki iki kilit konu olduğu için, tartışacak çok şey var. Hindistan ile ABD birlikte dünyadaki onaylanmış Covid-19 vakalarının üçte birinden fazlasına ve küresel çapta ölümlerin ise dörtte birinden fazlasına sahip. Her iki ülke ayrıca, en çok küresel sera gazı salımı yapan ikinci ve üçüncü ülke. Bu iki konu üzerinde diyalog iyi, ihtiyaç duyulan ve teşvik edilmesi gereken bir şey.

Aynı zamanda, bu toplantının özel bir önemi var, çünkü Çin ve ABD’li yetkililerin şahsen görüşecekleri ilk toplantının birkaç gün öncesine denk geldi. Açıkça söylenmese de bu toplantı, açıkça Amerika’nın ve müttefiklerinin Çin’e, Çin’in yükselişine karşı oldukları konusunda bir mesaj olması için tasarlanmış. Bu özellikle ABD dış politika kurumundan, düşünce kuruluşlarından ve emekli generallerden gelen bir mesaj. Aralarında Trump yönetiminde Savunma Bakanlığı yapan James Mattis’in de bulunduğu Stanford Üniversitesindeki muhafazakâr Hoover Enstitüsü’nün araştırmacıları bu hafta çıkan Foreign Policy dergisindeki yazılarında, QUAD’ın daha güçlü hale getirilmesini savundular.

QUAD GAYRİRESMİ BİR STRATEJİK FORUM

QUAD, sık sık Soğuk Savaş sırasında Batı ülkelerinin Sovyetler Birliği ile mücadele için kurdukları, ama öyle olmayan bir ittifak olan, Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü’nün (NATO) bir Asya versiyonu ile karşılaştırılır.

Şu anda QUAD, NATO’nun düzeyine hiçbir şekilde yaklaşmayan sınırlı bir iş birliği olan, gayriresmi bir stratejik forum. Ayrıca Varşova Paktı’nın bir Asya versiyonu olmadığı için NATO’nun bir Asya versiyonuna sahip olmanın da bir mantığı yok. Yine de Mattis ve ortak makale yazarları bu forumun Çin’in yükselişini sınırlandırmak için hangi alanlara genişletilebileceğini belirtiyorlar; deniz güvenliği, tedarik zinciri güvenliği, teknoloji ve diplomasi. Ancak, bu alanlardaki her politika önerisi, her ülke her konuda farklı hedeflere, taleplere ve kapasitelere sahip olduğu için, ciddi belirsizliklere sahip.

QUAD, deniz güvenliğinde Çin’in yarattığını düşündükleri bir tehdide karşı donanma varlıklarını bir araya getirebilir, ama hangi amaçla? Herkes topyekun bir savaşın kimsenin çıkarına olmadığını biliyor ve bir haritayı okuyabilenler, Çin’in ne Karayipler etrafına burnunu soktuğu ne de Atlantik kıyılarına füze depoladığını bilir. Eğer Asya’daki sözde silahlanma yarışı için biri suçlanacaksa, bu ABD olacaktır.

Tedarik zinciri güvenliğine gelince (üretim üslerinin Çin’den çıkarılması gerektiğini söylemenin kibar yolu), ABD dış politika kurumu on yıllar süren küreselleşmeyi ortadan kaldırmayı gerçekçi bir şey olarak görüyor gibi. Elbette bu pratik bir şey değildir, çünkü neredeyse sıfırdan yeni tedarik zincirleri kurmak e azından on yıllar alacaktır. Aynı şey, ABD’nin savunduğu rekabet karşıtı pratikleri temsil eden teknoloji konusu için de geçerli.

BİDEN VE EKİBİNİN ÇİN’İ KONTROL ETME NİYETİ

Diplomatik olarak, eğer QUAD, Çin’i “kontrol altına almak” için harekete nelerin olacağı konusunda geçmiş iyi bir göstergedir. Çin’in görece zayıf olduğu 2007’de QUAD, ilk kez Beijing’e karşı buna benzer bir çete yaklaşımına teşebbüs ettiğinde, bu baskılar altında çöktü. Yaklaşık 15 yıl sonra Hindistan, Japonya ve Avustralya’nın en bükük ticaret ortağı Çin olduğu için, bu yaklaşım açıkça daha da sert biçimde başarısızlığa uğrayacaktır.

Sonunda, Beijing’in QUAD toplantısından sonra fazla korkacağı bir şey yok. Bu açıkça Alaska’da kısa sonra yüz yüze yapılacak toplantı üzerinde bir baskı oluşturmak için yapılan bir gösteri ve QUAD, Çin karşıtı bir siper değil. Yine de daha önemli olarak, Biden’ın Asya politikasının kesin olarak nereye doğru gittiğini gösteriyor, diplomasi ve çok taraflılıkla ilgili söylemiyle kesin bir karşıtlık içinde.

Biden ve ekibi sadece, Trump döneminin “Önce Amerika” politikalarına uluslararasıcı bir hava vermek için Çin’i kontrol etmek için bir Soğuk Savaş dönemi ittifak ya da Bush dönemi niyet koalisyonu yaratmaya çalışıyor gibi görünüyor.