Editörün Notu: Atlantik Konseyi tarafından yayımlanan “ABD-Güney Kore İttifakının Geleceği” adlı raporda Seul’ün bölgedeki adımlarından duyulan rahatsızlık dile getirildi. Çin ve Hint Pasifik vurgusu yapılan raporda ittifak için şu satırlara yer verildi:
“2020 yılı küresel bir salgın, kalıcı bir Kuzey Kore tehdidi ve Çin’in devam eden yükselişi ile başlarken, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)-Güney Kore ittifakı belki de yetmiş yıllık tarihindeki en karmaşık stratejik ortamla karşı karşıya. Önümüzdeki on yılda çeşitli güvenlik, siyasi ve ekonomik zorlukların üstesinden gelmek için, ABD ve Güney Kore hızla gelişen bu ortamı hesaba katarak ittifaklarının geleceği adına bir vizyon geliştirmelidir. Bu vizyon, salgın sonrası Hint-Pasifik için entegre bir stratejik vizyon tanımlama ihtiyacını da içermeli. Nükleer silahlardan arındırma çabaları için ileriye dönük yeni yollar geliştirirken ittifakın güvenlik ve ekonomik ilişkisini yükselen Çin’e karşı yeniden uyarlama ihtiyacını sağlamalıdır.”

RAPOR ARDINDAN SEUL’DE HAREKETLİLİK

Mart ayına yoğun bir Washington mesaisi ile giren Seul yönetimi, 8-18 Mart tarihlerinde ABD ve Güney Kore ordularının ortaklaşa tatbikat gerçekleştireceği bildirildi. Tatbikat kararı ardından bir diğer önemli gelişme ise Güney Kore ve ABD’nin Savunma Masraf Paylaşım Anlaşması’nı altı yıllık bir süreç için imzaladığı haberiydi. Açıklamayı yapan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, “Güney Kore ABD için önemli bir ittifaktır. Bu adım, ittifakımızı ve ortak savunmamızı güçlendirecektir.” diyerek Seul yönetimine rolünü hatırlatmış oldu.

“+” FORMATI İLE QUAD’I GENİŞLETME İSTEĞİ

Kısa süre önce Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD) topluğunun (ABD, Japonya, Avustralya ve Hindistan) bölgedeki önemine vurgu yapan ABD Dışişleri Bakanlığı “Amerika’nın esaslı bir Hint-Pasifik politikası için inşa” sürecine geçildiğini duyurmuştu. Biden ve ekibini bugün başkanlık düzeyinde bir QUAD toplantısı düzenleyecek.
QUAD ülkeleri ile bir kurumsallaşma süreci arayan ABD bölgedeki en önemli müttefiki Güney Kore’yi bu topluluğa dâhil etmek istiyor. Çin-ABD rekabetinin ortasında kalan Seul yönetimi en büyük ticari ortağı olan Çin ile olan ilişkilerini göz önünde tutarak ittifaka katılma konusunda isteksiz kaldı.

DIŞİŞLERİ, ÇİN İLİŞKİLERİNİ TEHLİKEYE ATMAMAKTA KARARLI

Güney Kore Dışişleri Bakanı Chung Eui-yong (solda), Kang Kyung-hwa (sağda)

Görevine yeni başlayan Güney Kore Dışişleri Bakanı Chung Eui-yong, “Hükümetimiz bölgesel durumdaki değişiklikleri ciddiye alıyor. Bölgesel bir stratejik forum şeffaf, açık ve kapsayıcı bir şekilde işlemeli. Ve bu topluluk uluslararası kurallara uyuyorsa, herhangi bir forumda veya ortalıkta iş birliği yapmaya hazırız.” dedi. Selef Kang Kyung-hwa Eylül 2020’de ABD merkezli bir kuruluş olan Asia Society’de yaptığı konuşmada, Çin’i kontrol altında tutmayı amaçlayan ABD liderliğindeki Hint-Pasifik ittifakına katılma fikrine şu ifadeler ile olumsuz tepki göstermişti:
“Otomatik olarak kapalı bir duruşa sahip ve başkalarının çıkarlarını dışlayan hiçbir şeyin iyi bir fikir olduğunu düşünmüyoruz. Eğer bu yapılandırılmış bir ittifak ise, güvenlik çıkarlarımıza hizmet edip etmediğini kesinlikle iyi düşüneceğiz. Tarafımıza QUAD için henüz bir davet gelmedi. Kapsayıcı, açık ve uluslararası normlara uygun bir yaklaşımı olan herkesle tartışmaya hazırız.”
Her iki Dışişleri Bakanı da “kapsayıcılık, şeffaflık ve açıklığa” vurgu yaparken Çin karşıtı retoriğine şüpheli bir yaklaşım sergiledi.

“STRATEJİK SABIR 2.0”

Moon Jae-in’nin Politika Planlama Komisyonu’nda yer alan Profesör Jihwan Hwang ise, Güney Kore’nin, ABD’yi Kuzey Kore ile görüşmelere yönlendirmek için QUAD+ katılmayı düşündüğüne dair açıklamalarda bulundu. Hwang, ABD merkezli “The Hill” gazetesi için kaleme aldığı makalede, “Güney Kore, Washington’daki yeni yönetimin Kuzey Kore’den daha önemli bir dizi iç ve dış politika önceliğine sahip olduğunun farkında. Bu nedenle, politika inceleme sürecinin aylarca sürmemesini sağlamak istiyor. Daha da kötüsü, ‘stratejik sabır 2.0’ı takip etme kararının uygulanması olacak. Obama yönetimi tarafından uygulanan bu politika, ilişkileri uçurumdan aşağıya attı. Kuzey Kore’nin nükleer programını daha da geliştirmesine izin verdi. Ancak Biden yönetimi, diğer birçok dış politika endişesi göz önüne alındığında, Başkan Obama’nın bu politikasını yeniden canlandırma eğiliminde olabilir. Bu Seul için bir felaket olur.” diyerek Seul’ün politika aciliyetinin altını çizdi.

MOON İÇİN ZAMAN DARALIYOR

Güney Kore Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Moon Jae-in

Cumhurbaşkanı Moon Jae-in’in kararlıkla sürdürmek istediği “Yarımadada Barış Programı”, ABD’nin süreçteki müzakereci rolünün sorgulanmasına neden oldu. Bu bağlamda daha geniş diplomasi alanı alanı yaratmak isteyen Moon Jae-in yönetimi en büyük ticari ortağı olan Çin ile geniş çaplı diyalog kapıları aralamaya başladı. ABD yönetimi ile bu süreçte yol ayrımına gelen Seul yönetimi, bundan sonraki görüşmelerde masada Çin Halk Cumhuriyeti’nin varlığını isteyen açıklamalar yapmıştı. Moon ocak ayında yaptığı bir açıklamada, “Güney Kore-Çin ilişkileri çok önemli. Çin ülkemizin en büyük ticaret ortağı ve Kore Yarımadası’nda barışı ilerletmek için iş birliği yapmamız gereken bir ülke.” diye konuştu. Ancak Seul için zaman daralıyor. 2022 başkanlık seçimleri yaklaşırken, Moon’un hızlı süreç istemi, Biden’ın uzun vade gerektiren “stratejik sabır 2.0” süreciyle doğrudan çelişiyor.

SIFIR TOPLAMLI OYUN

Güney Kore’nin bölgedeki diplomatik durumuna bakıldığında, QUAD ile ilgili sıfır toplamlı bir oyuna gireceği aşikâr. QUAD, “+” formatında meşru bir Çin karşıtı koalisyon olarak büyüyebilir ve geçici bir süreç için kurumsallaştırılabilir. Güney Kore’deki siyasi dinamiklerin böyle bir topluluğa katılımı iki kez düşünmesi gerekir. Çin ile Güney Kore arasında yaşanacak bir kriz ve anlaşmazlık Güney Kore’nin ekonomik ve güvenlik çıkarlarını büyük derecede tehlikeye atacaktır.

Haber: Mehmet Emre Öztürk