Kısa süre önce Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin Hint-Pasifik güvenliğini güçlendirmek adına telefon görüşmesi yaptığı duyuruldu.

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, “Liderler, özgür ve açık bir Hint-Pasifik’i teşvik etmek için yakın iş birliğini sürdürmek konusunda anlaştı. Buna açık deniz navigasyon özgürlüğü, toprak bütünlüğü ve Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD) aracılığıyla daha güçlü bir bölgesel mimari desteği de dâhil.” ifadelerine yer verildi.

Hindistan, ABD, Japonya ve Avustralya’nın katılımcısı olduğu gayriresmi topluluk “QUAD” ABD’nin bölgesel çıkarlar için kullanmak istediği bir araç olarak tanımlanıyor.

Biden yönetimi, müttefikleri ile ilişkilerini düzeltme ve güçlendirme konusunda geniş adımlar atmaya çalışıyor. Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan geçen hafta yaptığı açıklamada “Amerika’nın esaslı bir Hint-Pasifik politikası inşa” ederken, QUAD ile büyük iş birliklerine gideceğini duyurmuştu.

ABD’nin söz konusu müttefikler ile nasıl bir çıkar gözettiği ise uzmanlar tarafından iki başlıkta değerlendiriliyor. İlk olarak, eski Başkan Donald Trump’ın şekillendirdiği Hint-Pasifik Stratejisi’ni daha farklı bir boyutta ele almak. İkincisi ise, Biden yönetiminin ABD hegemonyasını çöküşten kurtarmak adına yükselen Çin’i kontrol altına alma planı. Bölgeyi hakimiyeti altına alıp Çin’i yalnızlaştırabileceğini düşünen Biden yönetimi Asya üzerinde kademeli olarak sertleşen bir politika izleyecek gibi görünüyor.

“ÖNCE AMERİKA” ELEŞTİRİSİ

 ABD Dışişleri Bakanlığı Basın Sözcüsü Ned Price, salı günü düzenlenen basın toplantısında, Biden yönetiminin “çok erken” veya tek başına hareket etmeyeceğine dair açıklamalarda bulundu.

Kuzey Kore ve İran politikalarında Trump yönetiminin, Amerika’nın tek başına hareket etmesine yol açtığını söyleyen Price, “Önce Amerika” politikasının nedeniyle ABD’nin Asya’da başarısız bir dış politika izlediğini savundu.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price: “Genel olarak şunu söyleyebilirim ki QUAD, Hindistan’ın da dahil olduğu, özgür ve açık bir Hint-Pasifik bölgesinin iyiliği için bir araya gelmesinin önemli bir örneğidir.”

Bu açıklamalar ile aslında ABD’nin bölgesel anlamda kaybettiği güç dile getirilirken, müttefiklik ilişkilerinin ABD çıkarlarını korumak adına geliştirileceği teyit edilmiş oldu.

Washington’un açıklamaları, dış politikada Çin’e karşı uygulanacak eylem tarzının değişikliklerle sonuçlanıp sonuçlanmayacağı konusunda detaylara yer vermezken, ABD’nin ne yapması gerektiğiyle ilgili açık mesajlar veriyordu. ABD’nin Hint-Pasifik’te yeni isimlendireceği müttefik topluluğu arayışlarına girmesi ise muhtemel seçenekler arasında.

“QUAD” STATÜSÜ NE OLACAK?

Eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Yardımcısı Stephen Biegun gayriresmi statüde bulunan “QUAD”ı resmileştirme olasılığına işaret etmişti.

QUAD’dan daha resmi bir yapıya sahip olan Japonya, Avustralya ve ABD arasındaki “Üçlü Stratejik Diyaloğu” (TSD) bu süreçte örnek gösterilebilir yapıya sahip. TSD 2000’lerin başında üst düzey yetkililer arasında gayri resmi bir topluluk olarak sahneye çıktı. Üç ülke bölgesel endişeleri ele alıp terörle mücadele, nükleer silahların yayılmasını önleme ve insani yardım misyonları gibi geleneksel olmayan güvenlik alanlarında iş birliklerine gitti. TSD, 2005 yılında bakanlık düzeyine yükseltilmiş 2006 ise ilk bakanlar düzeyi toplantısını gerçekleştirmişti.

QUAD ile TSD arasında farklı bir misyon gücü olabilir ancak Pompeo’nun çağrıları Biden ekibi için kolaylık sağlayan bir zemin oluşturmuş durumda. Eski yönetimden farklı hareket ettiğini savunan yeni dışişleri kadrosundan henüz bu yönde açıklama gelmiş değil. Tüm senaryolar ve bölge ülkelerin Çin ile ilişkilerine bakıldığında, QUAD’ın kısa vadede kurumsallaşmış bir yapıya dönüşmesi olası görünmüyor.

Mehmet Emre Öztürk