Analiz: Mehmet Emre Öztürk

Joe Biden yönetimi Kuzey Kore için yeni bir süreç başlatıyor. Seul ve Pyongyang arasındaki barış tesisi arayışları Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yeni yönetimin manevralarına göre şekillenecek gibi görünüyor.

Barack Obama görevden ayrılırken Donald Trump’a Kuzey Kore’nin en önemli güvenlik konusu olduğunu söylemişti. Obama ve ekibi bu konuda geniş çaplı bir çalışma yapmış ancak başarılı bir süreç yürütememişti. Obama yönetimi bu süreçte “bekle ve gör” yaklaşımı ile hareket ederken istihbarat kaynaklarının Kuzey Kore ile iletişim sürecini yönetmesini istemişti.

Biden yönetimi “bekle ve gör” yaklaşımının işe yaramadığını ve bu şekilde hareket etmeyecekleri belirtmiş durumda. Ancak Obama’nın Kuzey Kore ile temas sağlaması için 2009’da özel olarak görevlendirdiği “Broadway Joe” kod adlı CIA ajanı Joseph DeTrani Biden yönetimine bazı mesajlar gönderdi. Washington Times Vakfı ve Evrensel Barış Federasyonu’nun ortaklaşa düzenlediği bir seminerde konuşan DeTrani, Joe Biden yönetiminin Kuzey Kore ile şimdiye kadar kaydedilen ilerlemeyi sürdürmesi gerektiğini savundu.

NEREDE HATA YAPILDI?

2003-2009 yılları arasında Altılı Görüşmeler’de aktif rol üstlenen DeTrani 20 yıllık CIA geçmişine sahip.

2010 yılında Pyongyang’a gizli bir ziyaret gerçekleştiren DeTrani Kuzey Kore’yi nükleer silahların ve füzelerin azaltılması konusunda ikna etmeye çalıştı. DeTrani 2012 Nisan ayında Guam’dan kalkan bir ABD uçağıyla Pyongyang’a uçtu. Ancak bu sefer yalnız değil, CIA eski şefi Michael Morell ile giderek istihbaratın başındaki ikinci büyük ismi Kuzey Korelilerle tanıştırmıştı.

Süreç artık diplomatik görüşmeye giden yoldan çıkıp istihbarat kurumlarının iletişim kurmasına dönüşmüştü. Zira Singapur Zirvesi’nde de bu ekibin izlerini görmek mümkündü.

Kıdemli bir CIA ajanı olan ve bazı denizaşırı CIA istasyonlarında şeflik yapmış Andrew Kim, 2017’nin başlarında Kuzey Koreli yetkililer ile Singapur’da bir araya gelerek 12 Haziran 2018 Singapur Zirvesi’nin temellerini atmıştı. Trump yönetimi bu sürecin diplomatlar tarafından sürdürülmesi gerektiğini düşünüp, Jeffrey Feltman’ı misyonun başına getirse de artık geç kalınmıştı.

İletişim kanallarının her zaman açık tutulması önemliydi ancak aracıların kimlerin olduğu daha önemli bir duruma dönüşmüştü. İstihbarat yetkilileri eğitimli diplomatlar gibi süreç yönetemedi ve yanlış atılan temeller iki büyük Kuzey Kore-ABD zirvesinin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden oldu.

BIDEN YÖNETİMİ BU HATAYA DÜŞECEK Mİ?

Birçok uzman ve gözlemci, boş olan Kuzey Kore politikası için özel temsilci işini kimin alacağını merak ediyor. Dışişleri Bakanlığı Asya Bürosu Başkan Yardımcısı Sung Kim, geçen hafta üst düzey Japon ve Güney Koreli diplomatlarla üçlü bir toplantıya liderlik etti. Kim, daha önce sahip olduğu özel temsilci görevi için seçilebilir. Güney Kore doğumlu olan Sung Kim, Obama ve Trump dönemlerinde diplomatik misyonlarda yer almıştı.

Bir diğer aday ise Dışişleri Bakan Yardımcısı adayı Wendy Sherman, daha önce Dışişleri Bakanlığının en üst düzey Kuzey Kore yetkilisi olarak görev yapmış ve İran ile nükleer görüşmelerinde aktif rol almıştı. Uzmanlar Sherman’ın İran sürecinde görev almasının daha olası olduğunu söylüyor.

SEUL YÖNETİMİ YOL AYRIMINA MI GELDİ?

Güney Kore’deki Demokrat Parti iktidarı, Kuzey Kore ile diplomatik temasları güçlendirerek yarımadada barış tesisi için büyük çaba harcıyor. ABD yönetimi ile bu süreçte yol ayrımına gelen Seul yönetimi, bundan sonraki görüşmelerde masada Çin Halk Cumhuriyeti’nin olmasını söylemişti. Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon Jae-in ocak ayında yaptığı bir açıklamada, “Güney Kore-Çin ilişkileri çok önemli. Çin ülkemizin en büyük ticaret ortağı ve Kore Yarımadası’nda barışı ilerletmek için iş birliği yapmamız gereken bir ülke.” ifadelerine yer vermişti.

Fakat Seul için zaman daralıyor. 2022 başkanlık seçimleri yaklaşırken, Moon’un hızlı süreç istemi, Biden’ın uzun vade gerektiren müzakere süreciyle doğrudan çelişiyor.

Bu süreçte Moon ve iktidardaki partisi Biden yönetiminden bağımsız bir süreç yürütmek isteyebilir. Ancak bu durumun iç politikada süreci etkilemesi endişeler arasında.

Seul Üniversitesi Profesörü Jihwan Hwang konuyla ilgili verdiği bir demeçte, “Cumhurbaşkanı Moon, Biden yönetimine şunu hatırlatmalı, ‘bekle ve gör’ stratejisi için artık sabır kalmadı.” diyerek ülkenin bu süreçte ABD ile bir çıkmaza gidebileceğini belirtti.

Bir diğer açıklama ise cuma günü Güney Kore Birleşme Bakanı Lee In-young’dan geldi. Lee ın-young Pyongyang’a yönelik uluslararası yaptırımların Kuzey Kore halkının yaşamları üzerinde istenmeyen olumsuz etkilere yol açmamasını gerektiğini gündeme taşıdı.

Lee, “Kuzey Korelilerin yaşamları, yaptırımların bir sonucu olarak kötüleştiyse, en azından bunu açıkça belirtmenin ve yaptırımları gözden geçirmenin zamanı gelmiştir. Covid-19 aşılarının Kuzey Kore ile paylaşılması gerekiyor. Ülkelerin insani yardımlardan mahrum edilmemesi gerekiyor.” dedi.

Bu açıklamalar ile Seul, ABD yönetimine nasıl bir yol izlemek istediği mesajını net şekilde göstermiş oldu.