Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Mısır ile ilişkileri yeniden tesis edilmesi konusunda önemli adımlar atıldığına dair açıklamalarda bulunmuştu. Bu açıklama ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan son yaşanan gelişmeler için, “Mısır’la istihbari, diplomatik ve ekonomik olarak zaten iş birliği sürecimiz devam ediyor. Bunda herhangi sıkıntı söz konusu değil. Bunu en üst düzeyde değil de bunun bir tık altında devam ediyor. Gönlümüz ister ki, Mısır’la olan bu süreci çok daha güçlü bir şekilde devam ettirelim.” diyerek diyalog sürecinin artacağına dair sinyaller verdi.

Mısır ile atılan bu adım uzmanlar tarafından olumlu gelişmelerin işareti olarak yorumlanıyor. Konuyla ilgili CRI Türk’e konuşan Maltepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal, “Türkiye’nin bir an önce Mısır’da ve diğer bölge ülkeleri ile ilişkilerini normalleştirmesini şart olduğunu, bunun bir mecburiyet haline geldiğini, kavgalı ilişkileri sürdürmesinin Türkiye’ye ciddi maliyetler oluşturduğunu sürekli belirtmiştim. Türkiye’nin hatalı, duygusal içerikli sorunlardan kaynaklanan bu politikalarına son vererek, ulusal çıkar odaklı yeni bir dış politika düzenlemesi yapması gerektiğini hep ifade ettim. Dolayısıyla Türkiye’nin bugün yaptığı açıklamadan en fazla memnun olan kişilerden birisi herhalde benimdir.” dedi.

“MÜZAKERE EDİLECEK KONULAR VAR”

Bu gelişmenin Türkiye’nin dış politikası açısından olumlu bir adım olarak değerlendirmenin mümkün olduğunu söyleyen Ünal sözlerine şöyle devam etti:

“Sadece istihbarat düzeyinde yapılan görüşmelerle bir yere varılmayacağını hepimizin anlaması lazımdı. Çünkü istihbarat düzeyinde yapılan görüşmelerin zaten büyük bir kısmı Libya’ya ilişkin konuları kapsadığı söyleniyordu. Bu görüşmeler söz konusu bölgede Türk-Mısır çatışması engellemeye yönelikti. Belki de Mısır ile Türkiye arasında bir çatışma olmadan neler yapılabilir konusu da tartışılıyordu. İki tarafın artık aralarındaki sorunları aşarak ve sorunların üstesinden gelip ikili ilişkileri normalleştirme amacı ile müzakere sürecine gireceğini söylemek mümkün. Burada da benim bildiğim Mısır’ın bir ön şartı yok. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu her ne kadar bir ön şart olmaksızın görüşülecek ifadelerine yer verse de müzakere etmek için masaya oturulduğuna göre müzakere edilecek bir şey var demektir. Bu, Mısır’ın sürekli talep ettiği bir şeydi bizden. Mısır’daki İhvan hareketi mensuplarına Türkiye’de sığınma gibi haklar verilmesine son verilmesi Mısır hükümetinin talepleri arasındaydı. İkincisi Türkiye’nin Mısır’ın iç işlerine karışma anlamına gelecek şeyler yapmaktan kaçınmasını isteniyordu. Şimdi bunların ikisi de bir devlet açısından gayet meşru taleplerdir. Türkiye’nin salt çıkarlarına aykırı bir şey de yok. Mısır açısından İhvan hareketi bir terör örgütü durumunda. Türkiye resmi olarak bu örgütü bir terör örgütü olarak tanır ya da tanımaz ayrı bir şey. Ama bunun faaliyetlerine Türkiye’de izin vermediği takdirde normalleşme hızlı bir şekilde başlayabilir. Ardından Mısır’la Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma Anlaşması yapılarak Libya’da neler yapılabileceği ya da nasıl iş birliğine gidebileceğimize kadar pek çok alanı kapsayan iş birliği projeleri geliştirilebilir. Zaten amaç da bu olmalıdır.”

“MISIR BÖLGEDEKİ EN İYİ DOSTLARIMIZDAN BİRİYDİ”

İki ülke arasındaki normalleşme sürecinin sadece büyükelçileri geri görevlendirmek ile sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Hasan Ünal şunları kaydetti:

“Mısır bizim bölgedeki en önemli dostlarımızdan biriydi. Örneğin, Suriye krizi sırasında Eylül, Ekim 1998’de. Hüsnü Mübarek’in bizzat kendi inisiyatifi ile Ankara-Şam arasında mekik diplomasisi yaparak o zaman ki Suriye lideri Hafız Esat’a Türkiye’nin çok ciddi ve kararlı olduğuna inandırması. Ardından kendisine Hatay saplantılı politikanı bir kenara koy bunlarla bir yere varamazsın diyerek Şam’ı ikna eden kişidir. 2013’teki darbe girişimi üzerine Türkiye’nin verdiği tepkiler belki başlangıç itibariyle kabul edilebilir düzeyde olsa da sonraki yıllarda seçimler yapılması ardından şekillenen Mısır yönetimi ile bir anlaşmazlığa girmek Türkiye’nin çıkarlarına uygun değildi. Dolayısıyla Türkiye’nin bugün bu konuda geri adım atmış olması bir taviz değil yanlıştan dönülmüş ve Türkiye’nin çıkarlarına yönelen önemli bir gelişmedir. Şimdi bundan sonra Türkiye’nin hızlı bir şekilde Suudi Arabistan’da Birleşik Arap Emirli ile de ilişkilerini normalleştirmesi ve özellikle Şam yönetimi ile ilişkileri normalleştirmesi gerekiyor. Suriye’nin toprak bütünlüğü esaslı bir politika izlenerek, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların geri gönderilmesi amaçlı ve terör örgütü PKK/PYD’ye karşı ortak mücadeleyi hedefleyen protokoller imzalayarak tekrar normal ilişkilere dönülmesi lazım. O zaman Türkiye çok daha güçlü olacaktır. Bölgede sözü geçer bir ülke konumuna dönecektir.”

Haber: Mehmet Emre Öztürk