Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Serhan Sakarya, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Sakarya, 1 Temmuz itibarıyla bütün kısıtlamaların kaldırılmasını ve Covid-19 salgını hakkında son durumu değerlendirdi.

Bu tür pandemilerde en önemli korunma yolunun aşı olduğunu belirten Prof. Dr. Serhan Sakarya, aşılamada Türkiye’nin ciddi bir çaba içine girdiğini bildirdi.

“BİZİM ULAŞMAMIZ GEREKEN 60 MİLYONUN TÜM DOZ AŞILARINI OLMASI”

Günde yaklaşık 1,5 milyon kişinin Türkiye’de aşılandığını hatırlatan Sakarya’nın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Türkiye yaklaşık 29 milyon dozdan daha fazla aşı yapmış. Bunların 14 milyonu iki doz aşı olmuş, 14 milyonu da tek doz aşı olmuş. Bu da toplamda yüzde 34 aşılanmaya başlayan kişi olduğunu gösteriyor. Bizim ulaşmamız gereken şey ise 60 milyonun tüm doz aşılarını olması. Yani 120 milyon doz aşı yapmış olmamız lazım. Bunun için de 80 milyon doz aşı daha gerekiyor ki, bu da yaklaşık 70-80 gün demek oluyor. Bu, sonbahar dönemlerinde bizim için çok önemli bir avantaj olarak karşımıza çıkacak.

Geçtiğimiz ekim-kasım döneminde bizim hasta popülasyonumuz 60-65 yaş grubuydu. 60-65 yaş grubunun aşılandığı mart zirvesi zamanında bu yaş grubu 40’lı yaşlara indi. Buradaki 60-65 yaş grubunun aşılanmış olması ve bu grubun hastaneye gelmemiş olması aşıların işe yaradığını gösteriyor.

Varyant oluşturma potansiyeline sahip bir virüs. Ancak bu mutasyonlar aşıların etkin olduğu mutasyonlar oldu. Ama iki gün sonra aşıdan kaçan bir mutasyonla karşı karşıya gelirsek o zaman çok sıkıntı yaşayabiliriz. Buna gelmemek için virüsün artık insanlarda konumlanmayacağı duruma gelmek lazım. Bu da aşıyla mümkün olacak.

DELTA VARYANTI YAYILMAYA DEVAM EDİYOR

İsrail bunu ilk çözümleyen ülkelerden biri ama geride kalan yüzde 30’luk kesimde Delta varyantının yayıldığı görülüyor. Bu da çok beklenebilir ve çok hoş olmayan bir şey. Yüzde 70’in aşılandığı bir yerde prensip olarak diğer kişilerin de korunması gerekiyordu. Fakat Hindistan’da Delta varyantının aşılanmamış kişilerde bunun yayıldığı görülüyor. Bu nedenle aşıda %100’lere ulaşmadan bu virüsle başımız hep dertte olacak, diye düşünüyorum. Delta varyantı Türkiye’de var. Artık tüm ülkelerde, İngiltere’de ve İsrail’de hakim suş haline döndü. Büyük ihtimal Türkiye’de de birkaç hafta içinde hâkim virüs haline gelecek.

KAPALI ALANLARDA ÇOK DİKKATLİ OLUNMALI

Türkiye’deki 250 bine yakın günlük test yapılıyor ve 5 bin civarında vakamız var. Türkiye’deki istatistiklere pek güven olmuyor ama ben hastaneye gelen hasta sayısından da bunu çıkarabiliyorum. Bundan bir buçuk ay önce 300 bin test yapıp 60-70 bin pozitif vaka buluyorduk. Şu anda mevsimin gerekliliği olarak, insanların açık havada bulunması virüsün yayılmasını da engelliyor. Bu dönem bizim için çok avantajlı bir dönem. Bu yayılmanın yüzde 20’lerden yüzde 2’lere düştüğünü görüyoruz. Aşıyı da hızlandırdığımız takdirde çok sıkıntımız olmayacak. Kapalı alanlarda çok dikkatli olmak lazım. Toplu taşıma araçları, ibadethaneler… Buralarda yüzde 60’ı aşılasanız bile korunmaya dikkat etmek gerek. Kapalı alanlarda bulaştırma yüzde 30’lardayken bu açık alanlarda yüzde 1’e düşüyor.  

FARKLI AŞILARI OLMAK İNSANLARIN İMMÜN YAPISINI GELİŞTİRİR

Aşı çeşitliliği bakımından bakarsanız farklı aşıları olmakla bağışıklığı geliştirmek bakımından daha etkili olacaktır. Biz şu an ‘ölü virüs’ denilen aşıdan olduk. Aslına bakarsanız biz çok şanslıyız, ne olduğu bilinen bir aşı teknolojisinden aşı olduk. İkincisi de ölü virüs aşısında diğer aşılarda verilen bölüm dışında da bölümler var. mRNA aşılarında virüsün ‘S’ yapısına karşı aşı geliştirilmiş durumda. Çok ilginçtir mutasyonlar hep ‘S’ proteininde oluyor. Ama ölü virüs aşısında virüsün diğer parçalarını da alıyorsunuz. Farklı aşıları olmak insanların immün yapısını da geliştirecektir.

Aşı bir ilaç gibi ticari meta değil, bir ülkenin stratejik özelliği olan üretimidir. Ülkemizdeki aşı çok stratejik bir konu. Bunun üretilmiş olması bana daha emniyette hissettiriyor. Aşı teknolojisini ülke olarak ayakta tutmak ve sürdürmemiz gerekiyor.

Covid-19’da bu tür aşılamayı sürdürürsek bu pandemi olmaktan çıkıp epidemik bir hastalığa dönecektir aynı grip gibi. Covid kendini sınırlayacak bir virüs gibi görünmüyor yani SARS veya MERS gibi… Bu nedenle bir grip aşısı gibi mevsimsel olarak kullanacağımız ikinci bir aşının çok uzak olmadığı ortaya çıkıyor. Biz yıllık olarak Covid’e karşı aşıların yapılması gerektiğini söylüyoruz. Böyle bir aşı ufukta var artık.

“AŞI OLMAYANLAR” İNSANLARIN YAŞAM HAKLARINI KISITLIYORLAR

Enfeksiyon hastalıkları kişinin kendi hastalığı değil. Bir kalp, şeker hastalığı gibi değil. Yanınızdan geçen bir insana bulaştırmak ölüme sebep olabilir. Onun için ‘ben aşı karşıtıyım, aşıyı istemiyorum’ böyle bir şey kabul edilebilir değil. Dünyada şu anda değişik uygulamalar başladı. Aşı olmayanlar, insanların yaşam haklarını kısıtlıyorlar, toplu taşıma kullandırtmıyorlar, toplu olunan yerlere almıyorlar. Aşı karşıtı olmayı ve aşılanmamış olmayı ben bir hak olarak görmüyorum.

Bu hastalıktan kurtulmanın yolu bütün insanların virüse bağışık hale gelmesidir bu da aşıyla olan bir şeydir. Kasım ayında 60 yaş üstü hastaları zor kurtarırken, bazılarını kurtaramazken aşı olunduktan sonra böyle hastalar görmedik yani bunu göz önünde bulundursunlar.

BU HASTALIKTAN KURTULMAK İÇİN “AŞI” ŞART

Hangisi olursa olsun bu hastalıktan kurtulmak için aşıyı olmamız gerekiyor. Aşı teknolojilerine baktığımızda, dünyada çok eski olan aşılar var, bir de çok yeni olan aşı teknolojileri var. Mesela mRNA aşıları gibi. Bu tedavi teknikleri aslında kanser ve genetik hastalıkların tedavisinde kullanılmak üzere tasarlandı. Bir anda çok kitlesel bir gruba bunun uygulanması, ileriki dönemde sonuçlarının ne olacağını bilemediğimiz bir uygulama olarak karşımıza geliyor. Biz ciddi bir Sinovac tecrübesi geçirdik, bu sırada bana aşı reaksiyonu olarak gelen hasta sayım yok denecek kadar azdı. Fakat mRNA aşıları sonrası çok farklı semptomlarla gelen aşıdan hemen sonra başlayan aşıyla ilişkili midir, değil midir, bilemediğimiz hastalar oldu. Bunların zaman içinde ne olacağı ortaya çıkacaktır. Bunlarla ilgili çok emniyetli olduğuna dair bilimsel çalışmalar var, ciddi sorunlar oluşturabileceğine dair bilimsel çalışmalar da var. Bunlar sonunda görülecektir.”