Dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınında ölümler iki milyonu aşarken vaka sayıları da hareketli bir seyirde ilerliyor. Aşılama çalışmaları ile umutlar artarken diğer yandan da yeni koronavirüs mutasyonları pek çok ülkede panik dalgasına neden oluyor.

Covid-19 pandemisinde bir yılın geride kaldığı bugünlerde iyileşme sürecinin ardından hastalığın bazı kişilerde hasar bıraktığı konusu sıklıkla tartışılıyor. Öyle ki, her geçen gün yeni bir hasardan söz edildiğine şahit oluyoruz.

Bilim insanları, salgınla birlikte bilişsel ve zihinsel hastalıkların arttığını söylüyor. Örneğin, Amerikalı ve İngiliz uzmanlar koronavirüsün beyni doğrudan enfekte ettiğini ve virüsün üç günde 10 katına kadar çoğaldığını keşfetti. Yine İngiltere’deki bazı bilim insanları, en düşük ihtimalle Covid-19’un kalıcı kronik yorgunluk ve depresyon salgınlarına neden olacağını savunuyor.

Uzmanlar, koronavirüsün vücutta en çok zatürre gibi akciğerler üzerinde tahribata yol açan enfeksiyonlar olarak görülse de başka organlara da ağır hasar verebileceğini belirtirken, hastalarda iyileştikten sonra nefes darlığı, öksürük ve göğüs ağrısı şikâyetlerinin devam ettiğine dikkat çekiliyor. Bu tahribatlar dışında, bir başlık daha son dönemde özellikle İngiltere başta olmak üzere Avrupa basınında öne çıkıyor; “Covidsomnia”. İngilizcedeki “Insomnia” (uykusuzluk) ile koronavirüs ya da Covid-19’un birleşimi olan “Koronasomnia” veya “Covidsomnia”.

SALGIN ENDİŞESİNDEN KAYNAKLANAN BİR RAHATSIZLIK “KORONASOMNIA”

Uzmanlar, salgınının yaşattığı stres ve kaygının “Koronasomnia” olarak adlandırılan uyku bozukluğuna yol açtığına vurgu yaparken, salgın sürecinin uyku düzeni ile kalitesini bozduğu ve değişen çalışma planının bunda etkisinin büyük olduğu bildiriliyor. Araştırmalarda, salgının beraberinde gelen maddi ve manevi kaygılar ile beraber kişilerin uyku kalitesinde azalma yaşandığı görüldü.

Şüphesiz geleceğin ve günlük yaşamın belirsizlikleri zihin ile bedeni ağır biçimde etkilerken uykusuzluğun artmasına yol açıyor. Pandemide olsun ya da olmasın uykusuzlukla yaşamak kolay değil. Uykuya dalmakta güçlük çekmek veya düşük kaliteli uyku pek çok hastalığa neden olabiliyor. Uzmanlar yapılan araştırmalara göre, yetersiz uyku durumunda hata yapma ihtimalinin arttığını, konsantrasyonun ve moralin azaldığını dile getiriyorlar.

California Üniversitesinden klinik sağlık profesörü Angela Drake, pandemi sürecinde yaşanan uykusuzluğu “Beyniniz hayatınız boyunca iş yerinde çalışmaya, evde dinlemeye ve rahatlamaya alışkındı. Şimdi sürekli evdeyiz.” diyerek açıkladı.

Pandemi süresinin uzaması da yine uzmanlarca altı çizilen bir başka faktör ve Drake bununla ilgili, “Başta insanların pandeminin stresiyle başa çıkma motivasyonu vardı ama pandemi uzadıkça insanlar başa çıkamaz oldu ve bu da uyku sorunlarının da dâhil olduğu daha büyük sorunlara yol açtı.” diyor. Bazı uyku problemlerinin “kronik ve uzun vadeli” hale dönüşeceğini söyleyen Drake, bunda insanların pandemi boyunca ihtiyaç duydukları tedavileri erteleyip yalnızca acil durumlar için sağlık kuruluşlarına gitmesinin de etkili olduğunu vurguluyor.

COVID-19 VE UYKUSUZLUK

Uzmanlar, uzun süren uykusuzluk sorununda yardım almanın önemli olduğunu hatırlatıyor. Uykusuzluğu engellemek için sıralanan öneriler ise aslında herkesin bildiği ama uygulamada pek başarılı olamadıkları… Sıklıkla tekrarlanan önerilerden akla ilk gelenleri hatırlarsak; akşamları telefon ve sosyal medyadan uzak durmak, karanlıkta uyumaya çalışmak, gün içinde ve özellikle akşamları çay ile kahve az tüketmek, gündüz saatlerinde uyumamak ve düzenli egzersiz yapmak…

Geride kalan bir yıl içinde herkes farklı deneyimler kazandı. Öyle ki, ilk zamanlarda yadırganan şeyler bugün rutin haline geldi. 100 yılda bir görülecek bu olağanüstü döneme tanıklık etmek kimileri için iyi kimileri için ise büyük şanssızlık. Ne kadar süreceği belirsiz olan pandemi günlerinde belki de insanı en çok yoran ve strese sokan önünü görememek. Ancak hayata dair motivasyonu kaybetmemek adına unutulmamalı ki, tüm dünya sıra dışı zamanlardan geçiyor ve böyle bir süreçte zorlanmamak mümkün değil.

Tuğçe Akkaş