CGTN / Nancy Qian

İlk bakışta, koronavirüs salgını Amerika Birleşik Devletleri (ABD) içinde ekonomik bölünmeleri derinleştirdi, gelir ve sosyal eşitsizliği artırdı ve çoktandır devam eden birçok sistemik soruna dikkati çekti.

Örneğin kadınlar, erkeklere nazaran bu durumdan çok daha fazla olumsuz etkileniyor. Yoksul ailelerin çocukları, varlıklı ailelerin çocuklarına göre uzaktan eğitime daha az uyum sağlıyorlar. Uzmanlar salgın sırasında, aile içi şiddettin ve çocuk istismarının hızla yükseldiğini, ancak bu artışın büyük kısmının okulların kapalı olması yüzünden izlemedeki azalma nedeniyle bildirilmediğini düşünüyor. Düşük gelirli bireyler daha yüksek sağlık riskiyle karşı karşıya kalıyor, çünkü Covid-19’un sonuçlarını kötüleştiren unsurların çoğu gelirle olumsuz bir ilişki içinde bulunuyor.

Fakat, bu can sıkıcı ve eşit olmayan biçimde dağıtılan maliyetlere rağmen, Amerika’nın salgın sırasında zorlu bir sınavdan geçmesi, uzun vadede bütün Amerikalıların ekonomik refahını düzeltmek için gereken karşılıklı güvenin yeniden oluşturulmasına yardımcı olabilir mi?  İktisatçıların, kişisel olarak tanımadığı birinin dürüstlüğüne ve doğruluğuna güvenmekten kastettikleri güven duygusu, başarılı bir ekonominin temel bileşenini oluşturur. Bu sıklıkla görmezden gelinir.

Ekonomik bakımdan güven, diğer kişinin sizden faydalanmak için dışarıda olmadığına inanmaktır. Güven eksikliği, her defasında pastadan en fazla payı almak için mücadele etmek gerektiğini hissetmektir. Güven politik uzlaşmayı mümkün kılar, çünkü anlaşmaya varıldığında herkes faydalanmasa bile tüm taraflar kazançların zamanla paylaşılacağını anlar. Sağlıklı kişisel bir ilişkide olduğu gibi, insanlar sırayla istedikleri şeyi elde edebilirler, çünkü gelecekte uzlaşma gerektiren birçok karşılıklı etkileşim olacağını bilirler, böylece uzun vadede işler eşitlenir. Dahası, deneysel kanıtlar, güvenin ülkeler arasındaki ekonomik büyüme farklılıklarının önemli bir kısmını açıkladığını ve ekonomik durgunluklar sırasında siyasi istikrarı yükselttiğini gösteriyor. İş birliği yapma yeteneği herkes için sonuçları iyileştiriyor.

Kamuoyu araştırmaları, Avrupa ülkeleri ve nüfusu büyük ölçüde Avrupalıların soyundan gelen diğerleri arasında, İskandinav ülkelerinin en yüksek güven seviyesine sahip olduğunu, bu ülkelerin nüfusunun yüzde 70’inin kişisel olarak tanımadığı insanlara güvendiğini söylediğini gösteriyor. En düşük güven seviyesine sahip Brezilya ve Kuzey Makedonya’da, sırasıyla bu oran yüzde 7 ve yüzde 13 seviyesinde bulunuyor.   

ABD’de güven seviyesi, Kuzey ve Doğu Avrupa’daki seviyenin arasında ortada yer alıyor, Amerikalıların yüzde 41’i tanımadıkları insanlara güvendiklerini söylüyor. Amerikalıların güvensizliğinin muhtemelen tarihsel ayrımcılıktan kaynaklandığına dair deneysel kanıtlar göz önüne alındığında, ABD’nin Kuzey Avrupa’ya nazaran daha düşük güven seviyelerine sahip olması tamamıyla şaşırtıcı değildir. ABD’nin siyasi tartışmasının giderek artan oranda bölünmeye neden olması da şaşırtıcı değil, çünkü kısmen medya kuruluşları öfkeyi canlandırmanın uzlaşmayı beslemekten daha kârlı olduğunu fark ettiler. 

KORONAVİRÜS SALGINI ABD İÇİNDE EKONOMİK BÖLÜNMELERİ DERİNLEŞTİRDİ

Güven eksikliği son yıllarda ABD’nin ekonomik politikasında kritik bir engel haline geldi, çünkü ülkenin temel sorunlarının çözümlerinin tamamı az çok yeniden tahsisi gerektiriyor. Pozitif ayrımcılık gibi politikalar yoluyla yetersiz temsil edilen azınlıklar ve kadınlara daha iyi fırsatlar sağlamak, diğer gruplar için fırsatları ortadan kaldırır. Aynı şekilde, ABD’deki imalat ve tarım işlerini korumak fiyatları yükseltebilir, bu Amerikalı tüketicilere uygulanan vergiye eşittir.

Siyasi açmazı aşmak için, seçmenlerin kendi acil kişisel çıkarlarının bazılarını gönüllü olarak bir tarafa koymaları gerekir. Onlar, vazgeçmenin karşılığı olacağına güvenirlerse büyük olasılık bunu yapacaklardır. İnsanlar, ortak bir amaca doğru çalışarak güven oluştururlar ve özellikle faaliyet toplumun diğer üyeleri için bir değer oluşturursa, sosyal ve ekonomik iş birliği artar.

Bu tam olarak salgın sırasında olan şeydir. ABD’nin ulusal kapanmasının neden olduğu kısıtlamalar ve ekonomik maliyetler, genç ve sağlıklı Amerikalıların yüksek riskli bireyleri korumak için ödemesi gereken bedellerdir. Diğer birçok ülkenin aksine çok sayıda kısıtlama sonuçta kendi kendine ve gönüllü olarak uygulandı.

Britanya ve Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin aksine ABD’de hiç kimseye maske takmadığı için para cezası verilmedi veya uygun karantina koşullarına uyma tam olarak izlenmiyor. Bunun elbette açıkça olumsuz yanları var. Yaptırım ve koordineli karşılık vermedeki eksiklik, dünyada herhangi bir ülkede üçüncü en yüksek bulaşma oranına ve on ikinci en yüksek ölüm oranına katkıda bulundu. Ancak ayrıca önemli bir olumlu tarafı var; insanların davranışları, sadece itaatsizlik nedeniyle cezalandırılma korkularını değil, kamu refahına katkıda bulunmada gönüllülüklerini ortaya çıkarıyor. 

Düşük riskli bireyler Covid-19 kısıtlamalarına istedikleri için bağlı kalıyorlar ve bunu yapmanın kendilerinin yanı sıra diğerlerini de güvende tutmaya yardımcı olacağına inanıyorlar. Salgın sırasında sağlıklı çoğunluk savunmasız azınlığı korumak için yüksek bedel ödedi. Federal ve eyalet yönetimleri itaat etmeyi zorunlu kılmadıkları için insanların bunu isteyerek ödediğini (belki de mutlu olmadığı halde) söyleyebiliriz. 

Çaba tekdüze değildi ve herkes aynı tedbirleri almadı. Ancak sonuçta, on milyonlarca insan bir yıldan fazla bir süredir kendi özgürlükleri ve yaşam kalitesini düşürdü. Amerika’da şu anda popülizm ve kendi çıkarı tarafından zarar verildiğine dair yaygın korkular dikkate alındığında bu maliyetli çaba dikkate değerdi. Amerikalıların salgına ilişkin değerlendirmelerinde, zor kazanılmış umut ışığını gözden kaçırmaları utanç verici olur. Güven ayrıca kuşaklar arasında aktarılır. Ebeveynler çocuklarına hatırlatmalı ve öğretmenler, yabancıları güvende tutmak için milyonlarca kişinin yaptığı fedakârlıklar konusunda öğrencilerini eğitmelidir. ABD şimdi, güveni, dayanışmayı ve iş birliğini desteklemek ve böylece, önünde uzanan ekonomik güçlüklerle yüzleşmek için eşsiz bir fırsata sahip bulunuyor.