CGTN / Jonathan Arnott

Binlerce yıl önce antik Roma kenti, komşularının çok ötesinde uygarlık ve teknolojiyle eş anlamlı hale geldi. Roma İmparatorluğu, aynı ölçüde kültür ve vahşiliğiyle de ün yapmıştı. Roma Senatosu -tüm zamanların en büyük sözcülerinden biri olan- Çiçero’nun tüm zamanların en ünlü sözlerinden “Sadece kendimiz için doğmadık.” sözünün mekânıydı, bu söz Senato’nun salonunun duvarlarında yankılanıyordu. Bu tür sözler, etkisinin gücü nedeniyle bugün bile irdeleniyor.

Modern siyaset sıklıkla başka bir şey talep eder; o zaman var olan durumun doğasının anlaşılması. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, 21 Mayıs’ta Roma’daki Küresel Sağlık Zirvesi’nde video konferans yoluyla yaptığı konuşmada: “Salgın, insanlığın ortak bir gelecekle yükselişi ve düşüşünü hatırlatan bir başka örnektir.” dedi. 

Konuşma çok açık. Kesinlikle bilinçaltı bir mesaj iletmek için tasarlanmış olmalı. Uluslararası gerilim olduğunda, Batılı ülkeler ve Çin arasındaki ilişkiler giderek gerildiği zaman, tüm dünya mevcut salgına karşı mücadele söz konusu olduğunda aynı tarafta olmalıdır. Konuşma, Çin’in Covid-19’a karşı küresel mücadelede pozisyonunun bilerek apaçık yinelenmesiydi. Bu konuşma siyasallaştırılmamalı, lekelenmemelidir. Dünyanın en yoksul ülkeleri içir aşı programlarını desteklemek son derece önemlidir. Bu amaçla Çin, Covid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı (COVAX) planının Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yoluyla önemli biçimde desteklenmesini talep etti. Çözülmesi gereken iki sorun var; aşı üretimi ve adil aşı dağıtımı. 

Konuşma ayrıca en temel seviyede, küresel bir eylem çağrısı olma niyeti güdüyordu. Çin, virüsün etkilerini Avrupa ya da Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) kadar ayın ölçüde hissetmedi. Çin’de çok az vaka, çok as hastaneye yatış ve çok az ölüm var. Bu yüzden Çin, yoksul ülkelere yüz milyonlarca doz aşı sunabilme olanağına sahip konumda bulunuyor.

XI JINPING’DEN KÜRESEL EYLEM ÇAĞRISI

En büyük engel, fikri mülkiyet haklarının işleyiş şeklidir. Normal koşullar altında patent haklarının korunması, ilaç sektörünün çalışmasını sürdürmesi ve yeni ilaçların geliştirilmesinin sürdürülmesinin sağlanması için çok önemlidir. Bununla birlikte, küresel salgının ardından, bu tür teknolojinin paylaşılmasına ve hükümetlerin, şu veya bu şekilde bunu yapmanın bir yolunu bulmasına büyük ihtiyaç vardır.

Mayıs 2021’de, halen bu konuşmaya ihtiyacımızın olmaması gerekiyordu. Aylar önce çözülebilirdi ve çözülmesi gerekiyordu; bir aşının önünde sonunda bulunacağını biliyorduk, Covid-19 salgınına karşı çeşitli aşıların etkili olduğunu öğrendiğimiz için mutlu olduk, ancak o süre zarfında fikri mülkiyet haklarından feragat etme ve üretimin hızlandırılabileceğini garanti etme konusuna yeterli ilgi gösterilmedi.

Konuşma metninin ötesinde siyasi bir mesaj vardı. Kullanılan kelimeler ayrıca, sözde “aşı diplomasisi” konusundaki tartışmayı kazanma girişiminin gerekçesini açıklamak için Çin’in eylemlerinin savunmasıydı. Xi Jinping, Çin’in geçen yıl verilen taahhütleri onurlandırdığı mesajını öne çıkarma niyetindeydi; aşılara, maskelere, kişisel koruyucu malzemelere, test kitlerine ve denizaşırı yardımlara gönderme yaparak. 

Bunu yaparak anlatılmak istenen açıktı. Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Çin’in bu mücadelede hem gerekli hem de güvenilir olduğuna dair G20’yi ikna etmeyi istiyor. Konuşmanın kendisi açıkçası ilham verme niyetinde değildi, fakat daha ziyade açık bir pozisyon belirlemeyi ve iş birliği teklif etmeyi amaçlıyordu.

Sonunda, sadece basit bir kültürel gönderme vardı; eski Romalılara bir selamlama, filozof Seneca’dan bir alıntı, “Biz aynı denizin dalgalarıyız.” Jeopolitik bakımdan, dünya bir konu üzerinde uyuşmazlık içinde parçalanmış olabilir, ancak Covid-19 salgını söz konusu olduğunda yalnızca tek bir taraf olmalıdır; insanlık.