CGTN / George A. Papandreou (eski Yunanistan Başbakanı ve Sosyalist Enternasyonal Başkanı)

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres sürekli iklim alanındaki acil durumla mücadele için güçlü bir küresel ortaklığa ihtiyacımız olduğunu vurguladı.

10 yıldan daha fazla bir zamandan itibaren Sosyalist Enternasyonal (SE) eşitsizlikleri sınırlandıracak ve aynı zamanda iklim değişikliğinin yanı sıra değer çevre sorunlarını da ele alacak yeni bir kalkınma çerçevesinin ne kadar ihtiyacımız olduğu ile ilgili fikirler geliştirdi. Daha önce, eğer sera gazı salımları radikal biçimde düşürülmezse, dünyanın felaket bir iklim bozulmasına gireceğini, bunun da bu gezegende insan yaşamını mümkün kılan hassas dengeyi tehdit edeceğinin farkına vardık.

İklim değişikliğinin bu dünyanın en yoksul ve en zayıf insanları üzerindeki kaçınılmaz sonuçları hakkındaki endişelerimizi güçlü biçimde ifade ettik. Giderek daha aşırı ve istikrarsız iklim biçimleri, kuraklık, ormanların yok olması ve artan deniz düzeyleri bu değişikliklerden en çok etkilenen yoksulları vurdu. Bu en iyi şekilde iklim adaletsizliği ve adalet ırk ayrımcılığı olarak tanımlanabilir.

Bütün ülkelerin kişi başına küresel salımı azaltma konusunda devasa sorumlulukları var. Elbette, daha zengin ülkeler en ağır yükü çekmeli ve kalkınmış ve kalkınmakta olan dünya arasındaki farklılıkları dikkate almalıdır. Bu ruhla, SE Sürdürülebilir Dünya Toplumu Komisyonu’nu kurmanın yanı sıra bu konuda Çin Komünist Partisi (ÇKP) ile stratejik bir diyalog başlattı. Tartışmalarımızda, iklim değişikliği ile mücadelenin sadece ortadan kaldırılması gereken bir sorun değil, aynı zamanda sürdürülebilir ekonomik büyüme için bir fırsat da olduğu konusunda fikir birliğine vardık. Bu BM’nin SKHler’ine  (Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri) uygun olarak gelişmiş olanlar kadar gelişmekte olanların da yararına olacak bir potansiyelle, modernleşme için bir itici güç olabilir.

Şu anda yaşanan salgın, “İnsan ve Doğa” arasındaki uyumun ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Son salgın bize en zalim şekilde çevre, beslenme, hayvanların sağlığı ve hayvanlardan insanlara bulaşabilen hastalıklar arasında nasıl bir bağ olduğunu da gösterdi. İklim değişikliği ile mücadele politikalarının biyoçeşitliliği korumayı amaçlayan politikalarla el ele gitmek zorunda olduğunun farkına vardık. Bu nedenle, kendi sağlığımızı eko sistemimizin sağlığına bağlayan bütünsel bir yaklaşım olan, “Tek Sağlık” ilkesi ile ilgili giderek daha çok tartışma oluyor. Bu yaklaşımın benimsenmesi zorunludur ve sağlık politikalarımızı ve kamu sağlığı sistemlerimizi birçok şekilde yeniden tasarlamamız gerekecek.

ETKİLİ ÇOK TARAFLI İŞ BİRLİĞİ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİ ÇÖZMENİN KİLİDİ

Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in nisandaki Liderler İklim Zirvesi’nde yaptığı konuşmada belirttiği üzere “Doğaya saygıda ya da onun yasalarına uymada kusur etmek sadece onun intikamını tetikler. Doğanın sistematik olarak bozulması insanın hayatta kalması ve gelişmesinin temellerini ortadan kaldıracak ve biz insanları kaynağı olmayan bir ırmak ve kökleri olmayan bir ağaç haline getirecektir.”

Elbette, vatandaşlarımızı ikna etmeden, toplumun bir bütün olarak aktif biçimde işe karışmasını sağlamadan çevre dostu politikalarımızı uygulayamaz ya da ekonomilerimizde büyük dönüşümler yapamayız. Bu noktada siyasi patilerin çok hayati bir sorumluluğu var. 2021 ÇKP’nin kuruluşunun 100. yılı olduğu için, partinin uzun dönemli planlama ve önerilerinin Çin’in iklim değişikliği ve izleyen çevre sorunları ile mücadele çabalarına nasıl katkıda bulunduğu açıktır.

Yıl dönümünü kutladığımız bu yılda, ÇKP’nin reform ve insan merkezli politikalarının Çin’i nasıl değiştirdiği, son 40 yılda 740 milyon insanı yoksulluktan kurtardığı, yoksul insan sayısı oranını yüzde 94,4 puan azalttığı kesinlikle hatırlanacaktır. Xi’nin Çin reform ve dışa açılma politikalarının 40. yılında yaptığı tarihsel konuşmada belirttiği üzere, reform ve dışa açılma pratiği açıklığın ilerleme getirirken, kapanmanın geriliğe yol açtığını gösterdi. Çin’in açıklık ve çok taraflılığa bağlılığı sadece Çin’in refahı için değil aynı zamanda ortak küresel zorluklarla etkin biçimde mücadele etmek için de kilit öneme sahiptir. Ortak zorluklar ortak çözümleri gerektirir. Ortak hedefler ve farklılığı kabullenme tutulacak yoldur.

KARŞILIKLI BAĞLARI GÜÇLENDİREREK GÜVEN OLUŞTURMAK

Cornwall’da yapılan son G7 Liderler Zirvesi yeni eklim finansmanı için özel planlar üretemedi. Aynı zamanda, iklim finansmanı konusundaki yeni gerginlikler, BM’deki hazırlık görüşmeleri sınırlı sonuçlar ürettiği için, COP26 zirvesini zora sokma tehdidini de ortaya çıkarıyor. Şimdi bu gidişi değiştirmenin zamanı geldi, şimdi birlikte çalışmak ve kapsayıcı ve iddialı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 26’ncı Taraflar Konferansı (COP26) ortaya koymanın zamanı. Gelin bu krizi fırsata, iklim değişikliğine karşı birlikte savaşma fırsatına çevirelim.

SE’nin başkanı olarak, ülkeler ve halklar arasındaki ilişkileri derinleştirmekte kilit faktör olarak, dünyayı daha dengeli ve daha zengin yapmak için kilit ortak hedeflerin desteklenmesinde diyaloğun önemine samimiyetle inanıyorum. Barışçı diyalog kilittir. Diyalog bir Yunan sözcüğüdür ve “mantıkla, akılla ve tartışmayla” anlamına gelir. Bu nedenle bugün ihtiyaç duyulan şeydir ve uluslararası siyaset ve ilişkiler bu yönde yapıcı bir katkıda bulunabilir.  Güven de kilittir. Karşılıklı bağları güçlendirerek güven oluşturmak.

İklim krizi ve son salgın bize dikkate almak zorunda olduğumuz işaretler gönderiyor. Farklı uluslar, etnisiteler ve ırklardan olabiliriz ama hepimiz ortak bir kaderi olan insanlarız. Bu küresel zorluklar ancak biz dayanışma içinde çalışırsak, ortak insanlığımızın küresel bilincini yaratırsak çözülebilir. Bunu çok geç olmadan yapmak zorundayız. Ve bu hedefe varmakta Çin ile ÇKP hayati bir rol var oynayacak.