CGTN

Fransız Post Empresyonist ressam Paul Gauguin (1848 – 1903) başyapıt olarak düşünülen tablosunda insanların yaşam döngüsünü rüya gibi ve şiirsel bir yaklaşımla sunmuştur. 4 metrelik kanvas tablo sağında bir bebekle başlıyor ve solda büzülmüş şekilde oturan yaşlı bir kadınla bitiyor. Ağaçlar, çiçekler, çimenler dâhil bitkiler ve meyveler, zamanın faniliğini ve yaşamın geçiciliğini temsil eder. Tablonun başlığı iç değerlendirme yapan üç dünyevi soruya yanıt arıyor: Nereden geliyoruz? Biz neyiz? Nereye gidiyoruz?

ÇİN’İN GAUGUIN SORUSUNA YANITI

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, 18 Ocak 2017 yılında Birleşmiş Milletler’de (BM) yaptığı konuşmada Gauguin’in sorularına Çin’in yanıtını verdi.

Xi şöyle dedi: “Barış meşalesini nesilden nesile geçirin, gelişmeyi sürdürün ve uygarlığı ilerletin. Bu, bütün ülkelerin halklarının uzun süredir yaptığı şeydir; bu aynı zamanda bizim neslin devlet adamlarının omuzlaması gereken sorumluluktur. Ve Çin’in önerisi, insanlık için ortak geleceğe sahip bir toplum inşa etmek ve ortak başarı ve kazan kazan gelişimidir.”

Ortak geleceğe sahip bir insan toplumu Avrupa Topluluğu gibi değildir. Tüm insan ırkına aittir, egemenliğe saygı gösterir ve zayıfın güçlüye bağlı olduğu eşitsiz bir sistemi reddeder. Çin’in bu tür bir toplum düşüncesi, çaresizliği vurgulayan Batı’nın kader kavramı ve tesadüfe eğilimi olan Hint (Budist) kader kavramını birleştiriyor.  

Bağımsızlık bu tür bir toplum için ön koşuldur. Buna bağlı olarak, ulusal çıkarlardaki farklılıkların ötesine geçer. Ortak çıkarlar, ortak bir geleceğe yol açan ortak sorumlulukları takip eder.

YENİDEN ŞEKİLLENDİRME NASIL MEYDANA GELECEK?

BM Genel Kurulu’nun 71. Başkanı Peter Thomson, 2021 yılında Xinhua’ya, “Bana göre, insanlık için ortak kadere sahip bir toplumu inşa etmek, bu gezegende insanlık için tek gelecektir.” dedi.

Niçin?

İnsanlık birbirine bağlı bir dünyada yaşıyor. Biz, Her şeyin İnterneti (IoE) tarafından tanımlanan bir çağa doğru yol alırken, yapay zekâ (AI), derin deniz, internet ve dış uzay gibi yeni keşif alanları artık ne eski jeopolitik ve sıfır toplamlı kurallarla yönetilmeli ne de temel insani değerlerle ters düşmelidir. Teknolojik yeniden değerlendirme, küresel etkileşim modelini derinlemesine dönüştürüyor, siyasi ve ekonomik sistemleri yeniden şekillendiriyor ve hatta insanlığı yeniden tanımlıyor.

Ademi merkeziyetçi bir dünyada, insanlığın barışçıl ve müreffeh bir yaşam inşa etmede onlara yardımcı olmak için rehberlik edecek bir ilkeye ihtiyaçları vardır. Bu, ortak geleceğe sahip bir insan toplumu kavramının meydana çıktığı yerdir. 

Kısacası kavram üç görevi kapsıyor:

İlk olarak dünyamızın ortak kalkınmasını ilerletmek, insan uygarlığının canlanmasını desteklemek ve dünyanın her yerinden insanları tek vücut olarak birleştirmektir. “Çin ulusu” kavramı Çin uygarlığının içinde geçen felsefeleri bütünleştirirken, ortak geleceğe sahip bir insan toplumu kavramı Çin’in dünyayla olan bağlarını açıklayarak, Çin rüyasını dünya rüyasına bütünleştiriyor. Çin Cumhurbaşkanı Xi, “Çin’in, ortak geleceğe sahip bir insan toplumu inşa etmek önerisinin siyasi söylem olmadığını, bunun, Çin rüyasının gerçek olması ve Çin ulusunun modernizasyonu için gerekli olduğunu” vurguladı.

İkincisi, insanlığın karşılaştığı sorunlara Çin aklı ve Çin çözümünü sunmaktır. Bu kavram kapsamında, kader üzerindeki bağımsızlık merkez-çevre bağımsızlığından üstün olur ve ortak geleceğe sahip bir toplum düşüncesi, ekonomik küreselleşme ve yerelleşme siyaseti arasındaki gibi çelişkiler karşısında etkili olur. Bugünün dünyası, önceki yüzyılda görülmeyen önemli değişiklikler geçiriyor. Covid-19 salgını dünya için aşılması zor bir güçlük oluştururken, salgınla mücadelede ülkeler arasındaki iş birliği nasıl bir ortak gelecek izleyeceğimizin açık bir örneğidir.

KAMU YARARI VE TOPLUM İNŞASI

Üçüncüsü, “daha iyi bir geleceğe mi yol alıyoruz?” sorusunun yanıtıdır. 

AI ve IoE tarafından tanımlanan yeni çağın başlangıcı kültürel değişimlerden yeniliğe geçmeyi mümkün kılıyor. Bu, doğrusal evrim teorisinin uygunsuz olduğu, Batı merkezciliğinin reddedildiği ve insan merkezciliğin artık hakim olmadığı bir geleceğin yolunu açıyor. Bunlar, ortak geleceğe sahip küresel bir toplumun kalbindeki temel fikirlerdir. 

Uluslararası ilişkileri yöneten eski düşüncelerin tam tersine, Çin aşılarını küresel kamu yararı için geliştirmeye ve aşıları gelişmekte olan ülkeler için daha erişilebilir ve uygun fiyatlı hale getirmeye yönelmiştir. 

“Yeni Çağda Çin ve Dünya” adlı Beyaz Kitap’ta belirtildiği gibi, ortak geleceğe sahip bir toplum inşa etmek, bütün ülkelerin aynı değerlere uyması ya da tek bir ülke veya küçük bir ülkeler azınlığının zorladığı tek taraflı önerilerin evrensel olarak uygulanması anlamına gelmemektedir. Bu dünya çapında tek bir bütün aktörün kurulması ya da tek bir sistemin ve kültürün başka birinin yerini alması anlamına da gelmez.

Aksine, farklı sosyal sistemlere, ideolojilere, tarihlere, kültürlere ve kalkınma seviyelerine sahip ülkelere, amaçlarını ve çıkarlarını aynı hizaya getirmeye, eşit haklardan yararlanmayı ve insanlığın ilerlemesi için uluslararası faaliyetlerde bütün sorumlulukları paylaşmaya çağırır.

Böyle bir toplumu oluşturmak içi boş bir slogan değildir ancak Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin ilerlemesi, uluslararası ilişkilerin yeni biçiminin formüle edilmesi ve küresel bağlantı ortak ağının oluşturulması yoluyla başarılabilir. İnsanlığın birbirine bağlanması, insan kaderi üzerindeki pasif kabulden ziyade aktif kontrolü önemle vurgular.