Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü’nün (OECD) dün yayımladığı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda, bu yıl ve önümüzdeki yıla ait küresel ekonomik büyüme tahmini ile OECD üyesi ülkelerin ve dünyanın önemli ekonomileri için büyüme beklentileri yer aldı. OECD, dünya ekonomisinin büyüme oranını 2021 için yüzde 5,8’e ve 2022 için de yüzde 4,4’e yükseltti.

Raporda dünyanın önde gelen ekonomik güçlerinden Çin’in 2021’e ait büyüme oranı, mart ayında öngörülen yüzde 7,8’den 0,7 puan yükseltilerek yüzde 8,5 olarak tahmin edildi. OECD Çin Ekonomi Politikaları Ofisi Direktörü Margit Molnar, Çin Medya Grubu (CMG) muhabirine verdiği röportajda bunun temel olarak Çin’in son aylardaki iyi ekonomik performansından kaynaklandığını söyledi ve şunları ekledi:

“Geçen sefer tahmin yaptığımız döneme göre şimdi elimizde çok sayıda yeni veri vardı. İlk olarak, ilk çeyrekteki verilerin iyi performansa işaret ettiğini söyleyebiliriz. Ayrıca nisan ayı verileri ve diğer bazı veriler de fena değil. Bu yeni verilere dayanarak tahminlerimizi yükselttik.”

OECD istatistiklerine göre Çin ekonomisi, 2020 yılının üçüncü çeyreğinde salgından önceki seviyeye (2019 yılının dördüncü çeyreği) dönmüş durumda. Çin ekonomisi potansiyel büyüme düzeyine çıkmış olmakla beraber, endüstriyel kapasite kullanım oranı da yüzde 80’e yaklaştı. Bu, Çin ekonomisinin canlı olduğunu gösteriyor. Direktör Molnar, Çin ekonomisinin hızlı toparlanmasının temel nedenlerini şöyle sıraladı:

“Salgın Çin ekonomisini diğer ülkelerde olduğu kadar şiddetli etkilemedi ve Çin ekonomisi daha esnek olduğu için daha hızlı iyileşiyor. Aynı zamanda bu durum politikalar ve karşı önlemlerin daha hızlı alınmasıyla da alakalı. Örneğin, geçen yıl salgın Çin’de daha hızlı kontrol altına alındı. Ve salgınla mücadele önlemleri nispeten katıydı. Bu, çok belirgin bir etki yarattı.”

OECD, 2021’de yatırımın Çin’in büyümesinin başlıca itici gücü olacağını ve ihracatın daha da artacağını tahmin ediyor. Ayrıca iç tüketim de yavaş yavaş toparlanacak. Direktör Molnar, Çin’in, salgının getirdiği fırsatlardan yararlanarak emeklilik, istihdam ve tıp ve tedavi hizmetleri gibi alanlardaki reformları daha da derinleştirebileceğini, ihtiyati tasarrufları gevşetebileceğini, böylece uzun vadeli iç tüketimi ekonominin önemli bir itici gücü haline getirme çalışmalarını hızlandırabileceğini söyledi.

OECD’nin tahminine göre, 2021’de küresel ekonomik büyüme oranı yüzde 5,8 olacak, bu yüksek büyüme oranına Çin büyük katkı yapacak. Direktör Molnar, bunun Çin’in dünya ekonomisinde dengeleyici rol oynadığını gösterdiğini dile getirerek, şöyle konuştu:

“OECD üyesi olsun ya da olmasın, çoğu ekonomi henüz salgın öncesi seviyeye ulaşamadı. Bu koşullar altında Çin en erken toparlanan ekonomi olduğu için küresel ekonomik büyümede motor rolü oynayacaktır. Bu yıl küresel büyüme beklentimizi yüzde 5,8’e çıkardık ve bunun 1,58 puanını Çin’in katkısı olarak hesapladık. Bu çok yüksek bir rakam. Bu rakamlara bakarak Çin’in dünya ekonomisinin denge faktörü olduğunu görebiliriz.”