Haber: Mehmet Kıvanç

Viyana’da devam eden nükleer müzakerelere ilişkin İran’dan pozitif İsrail’den negatif mesajlar geliyor. İsrail Güvenlik Kabinesi Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) anlaşmaya geri dönmesi ihtimaline karşı senaryolarını şekillendiriyor. ABD’nin 2015 yılında yapılan anlaşmaya geri dönmesi ya da masanın sonuçsuz dağılması Batı Asya’daki güç dengeleri bakımından hayati önemde.

İran’la P5 +1 ülkeleri arasında 2015’te yapılan ve Trump yönetiminin 2018’de çekildiği nükleer anlaşmayı onarmaya ilişkin diplomasi ve mesaj trafiği hızlandı. Görüşmeleri İran adına yürüten Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçı, Viyana’da “yeni bir anlayışın ortaya çıktığını” söyledi. Arakçı Twitter hesabından yaptığı paylaşımda da bu zor süreçle ilgili tahminde bulunmak için erken olduğunu fakat “doğru yolda” olduklarını belirtti.

Viyana görüşmelerine başkanlık eden AB Dış İlişkiler Servisi Genel Sekreter Yardımcısı ve Siyasi Direktörü Enrique Mora ise ilerlemenin kolay olmadığını ve “daha detaylı çalışmaya ihtiyaç duyduklarını” vurguladı. ABD’yi nükleer anlaşmaya yeniden katmayı hedefleyen Kapsamlı Ortak Eylem Planı hakkında Rusya ve Çin temsilcilerinde de olumlu açıklamalar geldi.

Nükleer müzakereleri CRI Türk’e değerlendiren Emekli Genelkurmay İstihbarat Başkanı İsmail Hakkı Pekin, anlaşmanın “büyük ihtimalle hayata geçeceği”nin altını çizerek şöyle konuştu:

“Herkes karşılıklı tekliflerini ortaya koydu. Önümüzdeki günlerde böyle bir anlaşmanın olabileceği değerlendiriliyor. Başka sorunlar da var. ABD bu konunun içerisine füze meselesini ve insan hakları konularını da dâhil etmek istiyor. İran ise anlaşmaya göre ilerlemek istiyor. Büyük ihtimalle bu konuyla ilgili anlaşma olacak. Rusya’nın da anlaşmanın olması için çabaları var.”

İSRAİL GÜVENLİK KABİNESİNDE NE KONUŞULDU?

Süreci yakından izleyen İsrail’de, pazar günü iki buçuk saat süren Güvenlik Kabinesi toplantısı yapıldı. Bu toplantıda ordu istihbaratı ve Mossad son durumla ilgili görüşlerini paylaştı. Amerika merkezli Axios sitesi yazarı Barak Ravid toplantıya katılan isimlerle görüştüğünü ve İsrail’in gidişattan memnun olmadığını yazdı. Ravid üst düzey bir yetkilinin kendisine; “eğer birkaç hafta içinde ABD ve diğer küresel güçler İran’la anlaşma imzalarlarsa şaşırmayacağız” dediğini aktardı.

Axios yazarı Barak Ravid kabine toplantısına katılan iki üst düzey yetkiliye dayandırdığı haberinde, İsrail’den kalabalık bir heyetin önümüzdeki iki hafta içinde Washington’a gideceğini yazdı. Buna göre İsrail Ulusal Güvenlik Danışmanı Meir Ben Shabbatt, Genel Kurmay Başkanı Aviv Kochavi, İsrail Askeri İstihbarat Başkanı Tamir Hayman ve Mossad Başkanı Yossi Cohen Washington’a gidecek. Ravid’e konuşan İsrailli kaynaklar, Güvenlik Kabinesi toplantından yeni bir politika kararı çıkmadığını da belirtti.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivian katıldığı bir televizyon programında Viyana görüşmelerini “yapıcı” olarak nitelendirmişti.

İsrail’in nükleer anlaşmayı istemediğini belirten Emekli General İsmail Hakkı Pekin, Tel Aviv’in “İran’ın Suriye’den çıkması” gibi başlıkları da önemsediğini hatırlattı.

TAHRAN – RİYAD ARASINDA İSTİHBARAT TEMASI

Viyana görüşmelerine paralel olarak Tahran ve Riyad arasında 6 yıl aradan sonra ilk temasın gerçekleşti. Financial Times’ın haberine göre Suudi Arabistan ve İran’dan üst düzey isimler nisan ayı başında Irak’ın başkenti Bağdat’ta bir araya geldi. Suudi heyetine İstihbarat Başkanı Halid bin Ali al-Humeydan’ın liderlik ettiği belirtildi. Emekli General İsmail Hakkı Pekin de bu görüşmenin nisan ayı başında gerçekleştiğini doğrulayarak şunları kaydetti:

“Yemen nedeniyle Suudiler çok rahatsız. Yemen’deki Husiler Suudilerin petrol tesislerini füzelerle hedef alıyor. Bu nedenle Riyad’la Tahran arasında bir anlaşma olabilir. Nükleer süreçteki paralellik Suudi Arabistan’ı da ilgilendiriyor. Bu yumuşama İran ve Suudi Arabistan açısından önemli. İki taraf da Yemen dolayısıyla daha fazla zarar görmek istemiyor.”

Son dönemde Çin’in Orta Doğu ülkeleriyle artan iş birliğine de değinen Pekin, “ABD’nin Çin’i durdurma hedefiyle hareket ettiğini” hatırlattı. Pekin ayrıca Çin’in Orta Doğu hamleleri nedeniyle Washington’ın bu bölgeden uzaklaşamayacağını belirterek “İran’la Çin’in anlaşması da önemli. Büyük bir ihtimalle ABD, Orta Doğu’dan kuvvet bile çekemeyecek.” dedi.

ABD’NİN TÜRKİYE’YE BAKIŞI

Bölgedeki yoğun askeri ve diplomatik trafik içinde “Türkiye’nin temel olarak kendine karşı bir bloklaşmayı önlemesi gerektiğini” vurgulayan Pekin, ABD’nin yeni dönemde Türkiye’ye bakışı hakkında da değerlendirmede bulundu. Washington’ın Türkiye’ye “hikâye yazmaya çalıştığını” düşünen Pekin; “Türkiye’nin Batı’dan uzaklaşmasını istemiyorlar.” dedi ve sözlerini şöyle tamamladı:

“Amerika’nın Türkiye’ye ihtiyacı var, Afganistan’ın da ihtiyacı var. Afganistan’da birlikler çekildikten sonra oranın kontrol edilmesi gerekiyor. Orada kontrolü Türkiye’nin almasını istiyorlar. Pakistan’ın Çin’in kontrolüne girmesini istemiyorlar. Çin’in ve Rusya’nın Orta Asya’daki faaliyetlerini engellemek için Türkiye’nin orada Afgan rejimine göz kulak olmasını istiyorlar. Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı konular.”