China Daily

İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden yönetiminden, nükleer anlaşmayı canlandırmak konusunda samimi olduğunu göstermek için “laf değil, icraat” istedi. 

İran ve ABD, anlaşmayı canlandırmak için ilk adımı kimin atması gerektiği konusunda anlaşmazlık yaşıyor. İran, ABD’nin ilk önce, eski ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin uyguladığı yaptırımları kaldırması gerektiğini söylerken, Washington yönetimi, Tahran’ın ilk olarak, Trump’ın kendi deyimiyle İran’a karşı “maksimum baskı” kampanyası uygulamaya başlamasından sonra ihlal ettiği anlaşmaya uyması gerektiğini belirtiyor.

Tahran, Trump yönetiminin, 2015 yılında yapılan nükleer anlaşmaya göre kaldırılan İran’a yönelik yaptırımları tek taraflı olarak yeniden uygulamaya başlamasına misilleme amacıyla anlaşmanın yükümlülüklerinden bazılarını yerine getirmeyi durdurdu.

İran şimdi, Biden yönetimi yaptırımları iptal etmeye başlamazsa, gelecek hafta Birleşmiş Milletler (BM) nükleer gözlemci heyetinin kısa süreli denetimlerini yasaklayacağını açıkladı. Bu tür denetimlere, İran’ın, 2015 yılındaki nükleer anlaşma kapsamında kabul ettiği Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) protokolüne göre uyulması zorunludur.   

ABD Dışişleri Bakanlığından bir sözcü, Tahran’ın, IAEA’nın güvencelerini etkileyecek adımlar atmaktan kaçınması gerektiğini, “diplomasi yolunun açık kaldığını” söyledi. Ancak bu, Biden yönetimi kapıları açıncaya kadar boş bir davet olarak kalacaktır. Şimdiye kadar, ortada olan, onları destekleyecek herhangi bir adım atmadan “güzel sözler ve vaatlerden” başka bir şey değil.

İLK ADIMI KİM ATACAK?

Her iki taraf da mevcut çıkmazı sadece daha da zora sokacak dikkatsiz adımlar atmaktan kaçınmalı ayrıca ilerlemek ve İran nükleer anlaşmasını tam olarak canlandırmak istiyorlarsa, somut adımlar atmaları gerektiğini kabul etmelidir.

Ancak şu anki çıkmaza Trump yönetiminin attığı adımlar yol açtığı için, Washington yönetiminin düşüncesinde bir değişiklik olduğunu göstermek Biden yönetiminin sorumluluğunda bulunmaktadır. ABD, sözlerinin samimi olduğunu göstermek için inisiyatifini kullanmalı ve işleri kaldığı yerden sürdürmelidir. 

Trump yönetiminin değişken adımları, sadece nükleer tehditlerden arınmış bir dünyaya ilişkin ortak isteklere zarar vermiyor, aynı zamanda Washington yönetiminin dünya sahnesinde güvenilirliğini büyük ölçüde aşındırıyor.

Dünyanın tek süper gücü olarak ABD’nin, küresel nükleer silahların yayılmasını önleme amacına olumlu katkıda bulunmak amacıyla dünyanın geri kalanına katılmak konusunda kaçınılmaz bir sorumluluğu bulunmaktadır.

Biden yönetiminin, ABD’nin yıpranan imajını düzeltmek istiyorsa, İran nükleer anlaşmasına yeniden katılması, başlamak için iyi bir yol olacaktır.