Son günlerde Türk yapımı diziler arasında Netflix’te yayınlanan “Kulüp” oldukça öne çıktı. Türk Yahudi topluluğunun erken Cumhuriyet dönemiyle ilgili duygusal bir hikâyeyi konu alan diziyi, Şalom Gazetesi’nden sinema eleştirmeni Viktor Apalaçi, CRI Türk’e değerlendirdi.

Pano programının konuğu olan Viktor Apalaçi, Behçet Üstün’ün sorularını yanıtladı.

“Kulüp” dizisinin bugüne kadar Yahudi cemaatiyle ilgili yapılan en titiz çalışma olduğunu ifade eden Apalaçi, projenin bir yaşanmışlık hikâyesine dayandığını aktardı.

Erken Cumhuriyet döneminde Varlık Vergisi nedeniyle yaşanan dramları hatırlatan Apalaçi’nin diziyle ilgili görüşlerinden öne çıkanlar şöyle:

“Dizi ekibi aldıkları danışmanlık bilgilerini çok iyi senaryoya yedirmişler, iki usta yönetmen dört bölümü yöneten Zeynep Günay Tan ve son iki bölümü yöneten Seren Yüce ellerindeki zengin malzemenin hakkını veren bir mizansen ile düzgün bir sinematografi ile ustalıklı bir sanat yönetimi, kostüm tasarımı, çok zengin bir müzik partisyonu ile dönemi yansıtmada son derece başarılı olduklarını söyleyebiliriz. Oyuncu kadrosunun da uyumlu olduğuna dikkat çekmek isterim.”

Dizinin konu edindiği yıllardan anekdotlar paylaşan Apalaçi, “Eskiden çok az parayla mutlu olmak mümkündü, şimdi çok parayla da mutlu olunmuyor. Eski kardeşlik ve birliktelik bağlarının çözülmesi, kutuplaşma beni çok üzüyor.” ifadelerini kullandı.

KULÜP DİZİSİNİN KONUSU

Eski bir mahkûm olan Matilda, 1955 yılının en önemli gece kulüplerinden birinde çalışır. Matilda’nın kızı Raşel, o hapisten çıkana kadar varlığından bihaberdir. Kızı ile arasında güzel bir ilişki kurmaya çalışan Matilda, Raşel’i Pera’nın belalısı olan Fıstık İsmet’ten uzak tutmak için çabalar.  Matilda aynı zamanda patronu olan Orhan, gece kulübü yöneticisi Çelebi ve sanatçı Selim’in egoları ile de mücadele etmeye çalışır. Kulübe ayak basmasıyla ortama farklı bir ruh katan Matilda, çalışanlar için cehennem olan kulübü bir yuva haline getirir.