CGTN / Thomas O. Falk

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, görev süresi boyunca eski Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump hakkında, “İsrail’in Beyaz Saray’da sahip olduğu en iyi arkadaşı” ifadesini kullanmıştı. Şimdi her ikisi de Netanyahu’nun Trumpvari bir yaklaşımı dâhil, iktidarda kalmak için neredeyse bütün araçlarla savaştığı sadece bir dostluktan çok daha fazlasını paylaşabilir gibi görünüyor.

Netanyahu’nun söylem tarzı, Kasım 2020’deki ABD seçimlerini ve Trump’ın “büyük yalan”, yani seçimlerin çalındığı iddiasını hatırlatıyor. Seçimlerin çalındığı iddiası bir isyana, İç Savaş’tan bu yana muhtemelen en bölünmüş bir siyasi ortama yol açmış ve Amerikan sistemini aşındırmıştı. Hayır, Netanyahu İsrail’de oy kullanma makinelerine hile karıştırıldığını veya gece yarısı seçim sandıklarının kaçırıldığını iddia etmiyor. Bunun yerine Netanyahu, seçim sahtekârlığından, hatta “İsrail tarihindeki en büyük seçim sahtekârlığı” ve “demokrasi tarihindeki en büyük sahtekârlıktan” bahsediyor.  

Netahyahu bu sözlerle seçimden önce Naftali Bennett’in Yesh Atid ve Arap partileriyle koalisyon kurmayacağı sözüne atıfta bulunuyor. Ancak bu sadece gerçeğin yarısıdır. Bennett’in bu tür ittifaklara karşı konuştuğu doğru olsa bile, o aynı zamanda Netanyahu’nun görevden ayrılması için her şeyi yapacağını açıkça ifade etmişti. Bennett kesinlikle seçmenlerin, şu anda kurulmakta olan ittifakta sadece ikincisinin mümkün olmasına karar vermesini istemedi, ancak bu bir siyasi gerçekliktir. Ancak Netanyahu, 12 yıllık iktidarının sonunun yolunu açan bu gerçekliği kabul etmek istemiyor. 

Yeni hükümetin güvenoyu oylaması pazar günü İsrail parlamentosu Knesset’te yapılacak. Bununla birlikte o zamana kadar birçok şey olabilir. Netanyahu bunun bilincinde ve hükümetin kurulmasını önlemek ve böylece beşinci bir seçimi zorlamak için büyüyen bir tehdit oluşturuyor.

Netanyahu’nun kasten seçtiği seçim sahtekârlığı lafları, İsraillileri Bennett’in lideri olduğu Yamina Partisi’nin Knesset’teki üyelerinin evlerini kuşatmasını ve onları hainlikle suçlamasını kışkırttı. Onların bazıları şimdi polis korumasına ihtiyaç bile duyuyor. Netanyahu, sağ kanat kampta saf değiştirecek kimseleri bulmayı ve böylece bir hükümet kurulmasını önlemeyi umuyor. Bennett ile kurulması planlanan koalisyon hükümetinin güvenoyu alması için Knesset’teki 120 sandalyeden 61’inin desteğini alması gerektiğinden her bir oy belirleyici olabilir.

İSRAİL’DE DEMOKRASİ SINAVI

İsrail’de durum o kadar tehlikeli ki, iç istihbarat servisi başkanı, ülkede siyasi şiddeti harekete geçirebileceği için kışkırtıcı dilin derhal durdurulması çağrısında bulundu. Her ne kadar Netanyahu’nun adı söylenmese bile herkes ona seslenildiğini biliyordu. Ve Netanyahu zaten şiddete karşı olduğunu açıkça söylemesine rağmen, Bennett’e ve yeni koalisyonun diğer sağ kanat unsurlarına alenen saldırmak için her fırsattan faydalanıyor.

Netanyahu aynı zamanda, insanların aldatıldığını düşündüğünü ve bu yüzden buna göre tepki verdiğini söyleyerek, protestocuların kızgınlığını meşrulaştırıyor. Gerçek şu ki, Netanyahu’nun görevde kalmak için -öncelikle yolsuzluk iddiasıyla yargılanmasının sürmesinden daha iyi kaçınmak amacıyla- herkesten çok ülkedeki uyuşmazlığı ve muhtemel şiddeti kabul etmesi şaşırtıcı olmamalıdır. 

Yirmi altı yıl sonra İsrail’de durum benzer şekilde gergin ve gelecek birkaç gün iktidarın devrine kadar İsrail demokrasisinin “sadece” Netanyahu tarafından mı çökertildiği veya Mar-a-Lago’daki arkadaşına (eski ABD Başkanı Trump) benzer şekilde kişisel çıkarlarına geri dönülmez biçimde zarar verip vermediği belirleyici olacak. 

Şüphesiz ki, bu İsrail demokrasisi için çok önemli bir sınav. Netanyahu, koalisyon hükümetinin güvenoyu almasını önleyebilir ve böylece bu zararlı tutumu nedeniyle ödüllendirilmesi amacına ulaşmayı başarabilirse, İsrail sadece 36 ay içinde beşinci seçimine gitmekle kalmayacak, aynı zamanda ülkenin yönetilemez hale geldiğinin nihai göstergesi olacaktır. Böyle olunca da kendini asla toparlanamayacağı bir yolda bulacaktır.