CGTN

Avrupa’da yeni bir çatışma cephe hattıyla birlikte kesin olan bir şey var, kıtanın mevcut güvenlik yapısı sarsılıyor.

“Rusya, Ukrayna’da kontrolü ele almayı ve Belarus’ta üsleri bulundurmayı başarırsa, güçleri Baltık ve Polonya’dan Slovakya’ya, Macaristan ve kuzey Romanya’ya kadar uzanacak, bu NATO’nun doğu kanadını savunmasını önemli ölçüde zorlaştıracak” ifadesini kullanan New York Times gazetesi, NATO’nun Rusya’nın askeri operasyonları karşısındaki kırılganlığı konusunda uyarıda bulundu. 

Devam eden çatışmaların Avrupa haritasında herhangi bir değişikliğe yol açıp açmayacağını söylemek zor. Ancak Washington ile Avrupalı müttefikleri, askeri bloğunu Rusya’nın kapısına doğru genişletme kararlarının sonucu olarak Moskova’nın karşı saldırısına ve buna ilişkin sonuçlarına hazırlıklı olmalıdır. 

Rusya’nın gücünün nihai sınırının açık bir şekilde anlaşılması ya da usulüne uygun kelimelerle, Rusya’nın ya da blokun egemenliğini ne kadar genişletebileceği ve Rusya’nın egemenlikle ilgili ilişkilerini ele almadaki kırmızı çizgisi, ulusal stratejiler hazırlayan herhangi bir siyasetçi için ilk derstir.

NATO UKRAYNA’NIN ÜYELİĞİNDE ISRARCI DAVRANDI

NATO, Varşova Paktı ülkelerini bloka kabul ederek Rusya’nın toprağına dokunduğu zaman doğuya doğru genişlemesinin en uç noktaya ulaştığını fark edemedi. Ukrayna’nın üyeliği konusunda açık kapı politikasında ısrar eden NATO, bir adım ileriye gitmeyi düşünüyordu, Batı’nın kıtada Sovyetler Birliği ve Rusya ile yaşadığı sıkıntılar tarihinde asla gerçekleştirme kapasitesine sahip olmadığı bir heves. Savaş manyağı Adolf Hitler bile Ukrayna topraklarının kontrolünü ele geçirme girişiminde ezici bir yenilgiye uğradı, bu da sonunda İkinci Dünya Savaşı’nı kaybetmesine yol açtı. 

1945 yılında savaştan sonra Demir Perde Avrupa’yı iki bölgeye ayırdı. Batı’nın 2008 yılında Kosova’nın Sırbistan’dan bağımsızlığını tanıması, Winston Churchill’in 1946 yılında, “Baltık’taki Stettin’den Adriyatik’teki Trieste’ye” olarak tanımladığı Demir Perdeyi Rusya’nın kapısına doğru itmiştir. Bu adım rakiplerinin stratejik alanını önemli ölçüde daralttı, ancak hala bu Batı’nın bölgede daha fazla etki alanına sahip olma susuzluğunu gidermedi. Tarih defalarca Batı’nın doğuya doğru daha fazla genişleme kapasitesine sahip olmadığını kanıtladı. Ancak ABD liderliğindeki NATO, bu açık gerçeği asla fark etmedi ve kabul etmedi. Bloğun dizginlenemez hevesi sonunda Rusya’nın, Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesinde “özel askeri operasyonlar” başlatmasıyla geri tepti. 

NATO ÜLKELERİNİN UKRAYNA’YI “KORUMA” İRADESİ YOK

NATO’nun genişlemesi karşısında Rus hükümeti, Ukrayna’nın kırmızı çizgisi olduğunu netleştirdi. Yüzyıllardır Rusya Karadeniz’i güvenliği için hayati olarak görüyor. Aslında Sovyetler Birliği’ni dengelemek için kurulan Batı’nın askeri bloku Ukrayna ve Gürcistan’ın üyeliğini garanti ettiğinde, bu Rusya’nın kuzeyden güneye stratejik kuşatmasını oluşturarak, ülkenin Baltık Denizi ve Karadeniz’deki stratejik avantajlarını büyük ölçüde felce uğratacaktır. 

Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında dağılmasından sonra Rusya, eski Sovyet devletlerinin Batı ile yavaşça Batı’ya yaklaştığına tanıklık etti. NATO, Ukrayna ve Gürcistan’ı “dâhil etme” konusundaki hevesini açıkça ortaya koyuncaya kadar, Rus hükümeti güvenlik gereksinimleri için yoğun diplomasiye başvurdu. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı Batı’ya net bir işarettir; Rusya, eski Sovyet devletinin Batı blokuna çekilmesini önlemek için tüm kaynaklarını kullanacak. Ukrayna’nın NATO’ya kabul edilmesi konusundaki herhangi bir hoşgörü, Rusya’nın stratejik olarak hayatta kalmasını riske atacaktır. Rus siyasetçiler ülkenin kırmızı çizgisi konusunda netler, ancak onların Batılı meslektaşları NATO’nun gücünün sınırları konusunda açıkçası bir fikirleri yok. Bu, 1949 yılından bu yana Kiev’e ulaşma girişimine kadar var olan, sürdürülen ve genişleyen Avrupa’nın güvenlik yapısındaki kaçınılmaz değişiklikleri belirlemektedir. Rusya’nın askeri adımları karşısında NATO ülkelerinin Ukrayna’yı “koruma” iradesi yoktur. 

Perşembe günkü patlamalar Rusya’nın, Batı blokunun genişlemesine karşı başlattığı karşı saldırının başlangıcını gösteriyor. Bu olayların Avrupa haritasında herhangi bir değişikliğe yol açıp açmayacağı açık değil. Fakat bunun NATO’nun bölgedeki nüfusu üzerinde olumsuz etkisi olacağı kesindir ve Batı bunun için hazırlanmalıdır. Sonuç olarak bu Batı’nın heveslerinin gücünün ötesine geçtiğinde öğrenmesi gereken bir derstir.