Global Times

Brüksel’de pazartesi günü sona eren NATO Zirvesi’nden sora yapılan açıklamada “Çin’in açıklanan hırsları ve iddialı tutumu kural temelli uluslararası düzene sistemik tehditler oluşturduğu” söylendi. Açılamada ayrıca Rusya “Avro-Atlantik güvenliğine tehdit oluşturan saldırgan hareketler” yapmakla suçlandı. Bu açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Avrupalı müttefiklerinin endişelerine uymak için Çin, Rusya’dan “tehditler ve “tehdit” ile ayrıldı. Ama açıklama NATO’nun Çin’in oluşturduğu tehditlere karşı bir ittifak olarak birlikte tepki vermesi gerektiği vurgulandı. Çin ile diyalog içinde anlamlı bir şekilde ilgilenileceğini söylemesine rağmen, Çin’e karşı böyle bir açıklamanın daha önce benzeri görülmemiştir.

ABD Başkanı Joe Biden, Avrupa’ya Çin’i kontrol altına almak zihnini meşgul ederken gitti. Ama ABD ile Avrupa’nın Çin’in etkisinin hızlı büyümesi konusunda farklı fikir ve duyguları var. Aralarındaki ayrılık G7 Zirvesi’nden NATO Zirvesi’ne taşındı. NATO bir askeri blok, oradan Çin’e çatışmacı mesajlar gönderilmesi doğal olarak G7’den gönderilmesinden daha ciddi bir şekilde karşılanır. Bu nedenle, Avrupa ülkelerinin ABD tarafından çamura saplanmak istemedikleri şeklindeki tutumu daha önemli hale geldi.

Çin “güvenliğimize karşı bazı tehditler oluşturuyor” ama “Çin bizim rakibimiz, düşmanımız değil”; bu Çin’e karşı sert olunmasını isteyen NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in tipik bir demecidir. İngiltere Başbakanı Boris Johnson bir yandan “insanlar tehditleri görüyor” derken öte yandan “aynı zamanda fırsatları da gördüklerini” vurguladı ve “Bugün masanın etrafındaki hiç kimsenin Çin ile yeni bir Soğuk Savaş’a dönmeyi istediğini düşünmüyorum.” dedi.

NATO Zirvesi, ABD ve Avrupa’nın Çin’e kaşı güvenlik alanındaki tutumunda kilit bir an olarak görülebilir. Washington Çin ile stratejik bir rekabet yürütmek amacıyla NATO’yu bir blok olarak kullanmak adına siyasi bir kampanya yürütmek için perdeyi açtı. Washington’ın zorladığı NATO Zirvesi Çin’in neden olduğu tehditleri sıraladı; “Çin askeri tatbikatlarda Rusya’ya katılıyor”, “Çin’in sık sık şeffaflıktan uzak olması ve yanlış bilgilendirmeyi kullanması”, “Çin halen nükleer cephaneliğini artırıyor” ve “askeri modernizasyonunun uygulanmasında ve açıkça ilan edilen askeri-sivil kaynaşma stratejisinde anlaşılmaz.” Böyle bir liste uydurmadır ve tehditlerden bazıları bir şekilde kavramsaldır. Bunlar Avrupa’nın fiili tehdit edilme hissinin özeti ya da rafine hali değildir.

ÇİN, ABD’NİN NATO YOLUYLA BATI’DAKİ ÇİN KARŞITI EĞİLİMİ GÜÇLENDİRMESİNE İZİN VERMEMELİ

NATO üyesi devletlerin çoğu Çin ile farklılıklarını siyasi ve diplomatik araçlarla gidermek istiyor. Washington için NATO’nun askeri gücünü Batı Pasifik’e taşımak zor. NATO, ABD’nin Çin üzerine baskı uygulamasında dış destek gücü olacaktır ama Washington kesinlikle daha fazlasını istiyor.

Batı, Pasifik’te askeri bir kriz patlar patlamaz ABD, NATO mekanizmalarını daha fazla Batı ülkesini Çin üzerine daha yoğun, kapsamlı baskı uygulamak ve Çin’in yükselişinin yıkılmasının genişletilmesi için seferber etmek için kullanacaktır. ABD’nin bir nükleer güç olarak Çin’e karşı işlemeyeceği için, Çin’i askeri olarak işgal etmek için bir planı olmadığına inanılıyor. ABD’nin istediği Çin-ABD gerginliği daha da yoğunlaştığı sürece, “izole edilen Çin” yıkılana kadar “Batı’nın birliği”nin yanı sıra Çin ile çatışmalarının artırılmasıdır. Bu nedenle, NATO kilit bir rol oynuyor. ABD kendi hegemonyasını Batı’nın ortak stratejik avantajı ile eşitleyen ve 30 ülke arasında bir anlaşma sağlayan bir anlatı yaratmak istiyor. NATO ülkeleri Çin’e karşı ortak bir nefretle birbirine bağlandığı sürece, Batı ülkeleri ile Çin arasındaki çıkar bağları ahlaki temelini kaybedecek ve ABD, küçük Avrupa ülkelerinin kendi Çin stratejisine hizmet etmeye zorlayabilecek, onları ABD çıkarları için siyasi olarak kullanabilecektir.

Dolayısıyla, NATO Zirve bildirisinde Çin’e karşı kullanılan söylem Rusya’ya karşı olandan biraz daha az hafif gibi görünse de Çin, ABD’nin komplolarını görmek zorundadır. Çin-Avrupa iş birliğini genişletmeye kararlı olmak zorundayız. Sadece Çin’in Avrupa’ya herhangi bir tehdit oluşturmadığını açıklığa kavuşturmak değil, aynı zamanda stratejik özerkliğini artıran Avrupa’nın bir ortak olarak Çin’e sahip olmanın önemini keşfetmesini de sağlamak zorundayız. Avrupa’nın geleceği Washington’ın egemenliğinden sadece küçük ir pay almak için ABD’ye bağımlı olmak değildir. Avrupa’nın kendi kaderini kontrol edebilmesi gerekir. Sadece Çin değil, çok taraflılığı savunan Rusya da Avrupa ile sağlıklı bir biçimde ilişkilerini yürütebilir. NATO, Çin konusunda ABD ile sıkı fıkı değildi. Çin, ABD’nin NATO yoluyla Batı’daki Çin karşıtı eğilimi güçlendirmesine izin vermemelidir. ABD planını çökertmek için daha fazla çaba göstermemiz gerekiyor.