CGTN / Christopher Helali

2020 yılında, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Temsilciler Meclisi’nde Vermont’u temsil etmek için bir Komünist olarak yarıştım. Neredeyse 30 yılda ilk kez Komünistler, ABD’de oy pusulasında yer alıyordu. Savaş, emperyalizm ve işçi sınıfı meselelerine odaklanan güçlü bir kampanya yürüttük. 

“Savaşlara Son: Komünistlere Oy Verin” sloganı altında, Donbas’taki çatışmayı ve ABD-Avrupa Birliği (AB)-NATO emperyalizminin dünyanı nasıl nükleer yok oluşun eşiğine getirdiğini vurguladım. Kampanya afişimde, ABD bayrağıyla örtülmüş bir bombanın üzerinde Ukraynaca yazıldığı göze çarpıyordu.   

Ülke çapında, 2020 yılında “Lugansk Halk Cumhuriyeti” ve “Donetsk Halk Cumhuriyeti”nin bağımsızlığının tanınması konusunda açıkça konuşan tek adaydım. Hatta Ocak 2020’de Dartmouth Koleji’nde Ukraynalı neo-Nazileri silahlandırma konusunda o zamanki başkanlık adayı Tulsi Gabbard’a karşı çıktım. Gabbard, Ukrayna’ya “savunma” silahları verilmesini destekliyordu. Kampanyam ABD emperyalizminin dünya barışına yönelik tehdidini vurguluyordu. NATO, küresel egemenlik arayışında milyonlarca insanı öldürerek, dünya çapında karmaşaya ve yıkıma yol açan, dünyada liberal Batı imajını şiddetle yeniden oluşturan ABD ile AB emperyalizminin askeri kanadıdır. 

NATO’NUN KÜRESEL EGEMENLİK ANLAYIŞI

Demokratlar ve Cumhuriyetçiler, liberaller ile yeni muhafazakârlar, hükümet değişikliği, “insani müdahaleler” ve dünyanın kaynaklarını kontrol etmek ve ABD egemenliğine karşı çıkan ülkelere meydan okumak amacıyla NATO’nun genişlemesini sağlama amacında birleştiler. 1991 yılı sonrası Amerikan barışı ABD gururu ve zafer sarhoşluğunun zirvesiydi. “Tarihin Sonu”nun ilanı Batı için bu coşkulu günlerin doktriniydi. Batı, ABD-NATO’nun 1990’lı yıllarda Yugoslavya’ya müdahalesinin bu ülkenin parçalanması ve bölünmesine yol açan kanlı süreci çoktan unutmuştu. ABD-AB-NATO, Balkanlardaki en büyük ABD askeri üssü olan Bondsteel Kampı’na ev sahipliği yapan koruma altındaki Kosova’yı kurdu. 

NATO güçleri Belgrad’ı ve Sırp topraklarını acımasızca bombaladı, hatta “yanlışlıkla” Çin büyükelçiliğini bombalayarak üç kişinin ölümüne yol açtı. Çin hükümeti bombardımanı “barbarca bir eylem” olarak nitelendirdi. NATO bombardımanında siviller katledildi, sivil altyapı hedef alındı ve hatta insanı, toprağı ve suyu zehirleyen seyreltilmiş radyoaktif malzeme bile kullandı. 

ABD ve NATO Avrupa’da durmadı. Onlar Avrupa ve Kuzey Atlantik’in ötesinde tehlikeli işlere giriştiler, Afganistan, Irak, Libya, Suriye, Somali’de savaşlara yol açtılar ve Asya, Afrika ve Latin Amerika’da özel operasyonlar yürüttüler. Milyonlarca insan öldürüldü. Milyonlarca insan yerinden edildi, ancak onlar daha en başta onları yerinden eden barbarca şiddeti başlatan aynı ABD-AB-NATO ülkelerinin tel örgüleri ve gaddarlığıyla karşılaştılar. 

TARİHİ İYİ OKUMAK ŞART

Bölgeyi anlamak için tarihi anlamak gerekiyor. En önemli tarih, İkinci Dünya Savaşı sırasında Ukrayna’da ne olduğudur. Bu tarihin merkezindeki kötü şöhretli kişi, İkinci Dünya Savaşı’nda Ukrayna Milliyetçileri Örgütü’nün (OUN) faşist lideri Stepan Bandera’dır. OUN ve Nazi müttefikleri, 1941 yılından 1945 yılına kadar 200 bin Ukraynalı Yahudi’nin öldürülmesinden sorumludur. 2014 yılından sonra Ukrayna hükümeti, Lenin ile Sovyet savaş kahramanlarının heykellerini kaldırdı ve onların yerine Bandera ile diğer faşist Ukraynalı kişilerin heykellerini yerleştirdi. Birçok kişi tarafından kınanan ve sonunda geri alınan bir kararla Ukrayna hükümeti, ölümünden sonra Bandera’yı en yüksek unvan olan “Ukrayna Kahramanı” unvanıyla ödüllendirdi. 

Neo-Nazi ve faşist milisler 2014 yılı sırasında ortaya çıktı, özellikle Sağ Sektör ve Azov Taburu, Ukrayna silahlı kuvvetlerine dâhil edildi ve Batı tarafından desteklendi. Faşistlerin bu tarihsel revizyonizmi ve rehabilitasyonu Rusya için önemli bir sıkıntı sebebidir. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB) Büyük Vatanperver Savaşı sırasında faşizme karşı mücadelesinde 27 milyondan fazla insanını kaybetti. Bu tarih unutulmuyor, fakat eski SSCB halklarının devam eden canlı deneyiminin bir parçasıdır. 

Varşova Paktı çöktüğünde, aralarında eski ABD Dışişleri Bakanı James Baker’ın da bulunduğu Batılı liderler ve diplomatlar, dönemin SSCB Genel Sekreteri Mihail Gorbaçov ve daha sonra eski Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin’e, NATO’nun “doğuya doğru bir santim bile” genişlemeyeceği sözünü verdiler. Onlar yalan söyledi. 

NATO birçok kez genişleyerek, Rusya’nın ulusal güvenliğini tehdit ediyor. Küba egemen bir ülke olarak Sovyet ordusu ve onların nükleer silahlarını davet ettiği zaman ABD neredeyse dünyayı nükleer yok olmanın eşiğini getirmişti. Ancak Rusya’nın güvenlik endişeleri 30 yıldır önemsenmedi. İkiyüzlülük göz kamaştırıcı. İmparatorluğun gangsterleri dünyayı bir kez daha uçurumun eşiğine getirdi.