Sonunda beklenen oldu. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Türkiye’ye yönelik yaptırım kararını açıkladı. ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) olarak anılan yaptırımlar, ilk kez NATO üyesi bir ülkeye karşı devreye girdi. Gerekçesi, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alması. Fakat ABD’nin, Rusya’dan S-400 alan Hindistan’a karşı herhangi bir yaptırım uygulamadığı biliniyor. ABD, Hindistan’ın geri adım atmasını sağlamak için, bu ülkeye yönelik yaptırım olasılığının dışlanmaması gerektiğini açıkladı, o kadar.

Peki, ABD’nin bu kararı, gerçekte neyi hedefliyor? Tartışalım…

Öncelikle, Türkiye’nin ABD karşısında daha fazla ödün vermesini, Doğu Akdeniz’de bağımsız hareket etmemesini, ulusal savunma sanayisinde atılım yapmamasını amaçlıyor. Türkiye’nin; komşularıyla, bölge ülkeleriyle, Rusya’yla, Çin’le yakınlaşmasını engellemeye yönelik bir karar bu.

Dahası ABD; Türkiye’nin NATO’da uyumlu bir ülke olmasını, Avrasya’yla ilgilenmemesini, yüksek teknoloji içeren bir altyapıya kavuşmamasını hedefliyor. Türkiye’nin milli yazılım yapmasını, teknoloji transferine yönelmesini, savunma sanayisinde tedarikçilerini çeşitlendirmesini, istemiyor ABD.

ABD; bu adımıyla, emperyalist bir devlet olarak, hiçbir kural tanımadığını bir kez daha gösteriyor. Türkiye’nin, özgür iradesiyle, ABD dışında bir ülkeden, NATO üyesi olmayan bir ülkeden, ABD’nin “hasım” olarak nitelediği bir ülkeden hava savunma sistemi almasına tahammül edemeyen ABD, Türkiye, parasını ödediği halde, Türkiye’ye vermesi gereken F-35 uçaklarını da vermiyor. Gasp ediyor. 

NATO NE İŞE YARAR?

ABD’nin, Türkiye’nin siyaseti, sivil-asker bürokrasisi, ekonomisi, akademisi, iş dünyası üzerinde nüfuzu yüksek. Türkiye’ye karşı elindeki çok ve çeşitli araçlarla yükleniyor. NATO başta olmak üzere, egemen olduğu uluslararası örgütleri de bu amaçla devreye sokuyor.

Çünkü NATO, ABD emperyalizminin saldırı ve işgal örgütü. Çünkü NATO, savunma ve güvenlik örgütü olmanın çok ötesinde bir ideolojisi, ekonomik programı, dış politika anlayışı, politik yönelimi olan, ABD hegemonyasını kurumsallaştırmak için kurulmuş bir Soğuk Savaş dönemi örgütü. Çünkü NATO, Soğuk Savaş’ın bitmesiyle düşmansız kaldığı için, varlığını sürdürmekte zorlanıyor. Bu yüzden, yeni düşmanlar arıyor. Gerekirse bizzat kendisi düşman yaratıyor, düşman icat ediyor. Çünkü NATO, hasımlarından çok, müttefiklerinin siyasetini, ekonomisini, bürokrasisini, akademisini ABD adına hizaya sokmak için kurulmuş bir örgüt. Müttefik ülkeleri istikrarsızlaştırmak için yasadışı faaliyetlere yöneldiği, darbeleri desteklediği biliniyor. O nedenle ABD; Türkiye’yi NATO’da da sıkıştırıyor.

Türkiye’nin yapması gereken çok açık. Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığını yapmak. Bölge merkezli bir dış politika izlemek. Dünya dengelerinin değiştiğini gözeterek, buna göre adım atmak. NATO üyeliğine son vermek.