Haber: Gökhun Göçmen

NATO Liderler Zirvesi’nin en önemli gündem maddeleri arasında bu yıl Çin yer alacak. İttifak üyeleri “NATO 2030” isimli taslak üzerinde müzakerelere devam ederken, ABD’nin sürece şekil verme çabası dikkat çekiyor.

Belçika’nın başkenti Brüksel’de 14 Haziran’da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi’nin en önemli başlıklarından biri, Çin olacak. 28 üyeli blok, 2019 yılında yayımladığı strateji belgesinde ilk kez Çin ile hem rekabet hem de iş birliğine kapı aralayan “sistematik rakip” tanımını kullanmıştı. Aradan geçen 2 yılın ardından NATO üyesi ülkeler, Beijing yönetiminin sunduğu “meydan okumalar” ve fırsatlar üzerine çalışmaya devam ediyor.  Mayıs ayının sonunda basının sorularını yanıtlayan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, müttefikler arasında Çin’e dair bir “yakınsama” olduğunu iddia ederek, nihai siyasetin 2030 strateji belgesinde yer alacağını duyurdu.

Stoltenberg’in işaret ettiği “NATO 2030” belgesinin taslak hali 2020 yılının kasım ayında kurumun internet sitesinde “Yeni Dönem için Birleşmek” başlığı ile kamuoyuna servis edilmişti. Çin’in Atlantik bölgesine kısa dönemde askeri tehdit sunmadığını itiraf eden raporda, Beijing yönetimi Rusya ile ortak yürüttüğü tatbikatlar, NATO üyesi ülkelere yaptığı 5G yatırımları, Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin geniş bir coğrafyayı kapsaması ve siber etkinlikler gibi bir dizi konuda suçlanmıştı. 82 kez Çin’e referans veren 67 sayfalık raporda, iklim değişikliği ile mücadelenin yanında iş birliği yapılacak alan ve mekanizmalar ise şöyle özetlenmişti:

“NATO, silahların kontrolü gibi ortak çıkarlar ve farklılıklar konusunda Çin ile siyasi diyalog kapısını açık tutmalıdır. Çin ile karşılıklı çıkarlar söz konusunda olduğunda iletişim devam ettirilmeli ve NATO’nun lehine ise Çinli temsilciler aktif şekilde sürece katılmalıdır. Çin’in Avrupa-Atlantik bölgesindeki rolünün gerektirdiği durumlarda, askeri düzeyde bir çatışma önleme mekanizması kurmayı düşünmek de dahil olmak üzere, Çin ile farklı seviyelerde etkileşim ve iş birliği fırsatlarına açık olunmalıdır.”

FARKLI SİSTEMLER İHTİLAF NEDENİ

NATO üyesi ülkeler 2030 vizyonu hakkında müzakerelere devam ederken, nihai anlayış birliğine Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) damga vurmasına kesin gözüyle bakılıyor. Nitekim, zirve öncesinde ABD Başkanı Joe Biden ve Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın ilgili taraflar ile yaptığı görüşmeler söylem düzeyinde çarpıcı bir değişikliği beraberinde getirdi. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Biden ile görüşmesinin ardından ABD’nin üçte biri oranında savunma yatırımı yapan Çin’i “askerileşmekle” suçlarken, “Çin bizim değerlerimizi paylaşmıyor.” değerlendirmesi ile ideolojik farklılıkları ihtilaf kaynağı olarak gösterdi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg

ABD Başkanı Joe Biden, mayıs ayında Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşmada ABD ve Avrupa’nın “ortak değerleri” savunması gerektiğini ileri sürmüş ve Çin ile uzun erimli sert bir mücadeleye hazırlanma çağrısında bulunmuştu. Benzer şekilde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, “sistematik sorun” olarak betimlediği Çin’e karşı NATO’nun Japonya, Avustralya ve Güney Kore ile birlikte çalışması gerektiğini kaydetmiş ve gerilimi Asya-Pasifik’e taşıyacaklarının sinyalini vermişti.

ABD’Lİ KURUMDAN NATO+4 TEKLİFİ

Kritik NATO Liderler Zirvesi’ni etkilemeye dönük çalışmalara ABD’li siyasetçiler kadar düşünce kuruluşlarının da katılımı dikkat çekiyor. ABD merkezli  Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) yayımladığı son rapor ile Biden-Blinken ikilisinin tezlerine destek sundu. “NATO’nun Çin Pivotu: Zorlu Yol” başlığını taşıyan raporda, uzun erimli ve Asya’daki müttefikleri sürece katan NATO+4 (Japonya, Güney Kore, Yeni Zelanda ve Avustralya) ittifakının kurulması tavsiye edildi.

Çin’in Sovyetler Birliği’ne benzemediğini anımsatan raporda “Avrupalıların genellikle söylediği gibi Çin hem rakip hem de partner. NATO bu çok yönlü gerçeği kavramalı ve Beijing ile iklim değişikliği ya da silahların kontrolü gibi ortak meydan okumalarda iş birliği fırsatlarını düşünmelidir.” denildi.

Öte yandan Çin’in NATO belgesinde uzun erimli değil aciliyet arz eden bir tehdit olarak algılanması isteyen Atlantik Konseyi, “Çin, Avrupa’ya güncel bir tehdit sunuyor.” isimli makalesinde şunları kaydetti:

“Avrupa’da kimleri Çin’in tehdit olarak nitelenmesine karşı çıkıyor. Çin’in Avrupa’da askeri bir tehdit olmadığını ya da tehdidin bugün kendini göstermediğini, dolayısıyla NATO’nun şu anda bu konuda fazla bir şey yapmasına gerek olmadığını savunuyorlar. Bu yaklaşımların hiçbiri gerçekliğe dayanmıyor. Çin, yarının meydan okuması ya da tehdidi değil, bugün bile Avrupa’yı açık biçimde tehdit ediyor.”

“NATO BİRLİK İÇİN HAYALİ DÜŞMAN ARIYOR”

Tartışmaların merkezinde yer alan Çin’de ise ülke basını NATO’nun işlevini kaybettiği ve kendi içinde bölündüğü noktasında ısrarcı. NATO Genel Sekteri Jens Stoltenberg’in son demecini gündeme taşıyan Çin’in Global Times gazetesi “Bu açıklamalar ABD’yi memnun etmenin ötesine geçerek dünya barışını tehdit ediyor.” uyarısında bulundu.

NATO’nun bir Soğuk Savaş aygıtı olarak işlevini kaybettiği ve Avrupa ile ABD’nin farklı çıkarlara sahip olduğunun altını çizen Global Times, bunun son örneğinin Kuzey Akım-2 projesi olduğunu hatırlattı. Washington yönetimin kimi yaptırımları kaldırmasına rağmen Rusya merkezli Kuzey Akım-2 projesinin Avrupa’ya ulaşmasına karşı olduğunu aktaran gazetede ayrıca, ABD’nin müttefiklerini dinleyecek kadar ileri gittiği aktarıldı.

Danimarka devlet televizyonunun geçen hafta yayımladığı habere göre, Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı, Almanya Başbakanı Angela Merkel de dâhil olmak üzere çok sayıda ülkeden liderleri dinleme ağına almış ve görüşmelerini kaydetmişti.