CGTN

Acı gerçek şu ki, Myanmar’ın farklı grupları, müzakere masasında yeni bir güç paylaşımı anlaşması yapmak zorunda kalacak. Çin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) veya başkası, hiçbir ülke, bunu onlar için yapamaz. Başkalarının işine burnunu sokmak nadiren umulduğu gibi olur. ABD’nin yakın zamanda müdahale ettiği ülke örneklerini ele alalım. ABD’nin Irak ve Afganistan halkına “yardım etme” gibi bir hedefi vardı. Gel gör ki, müdahalesi ölüm ve kaosa yol açarak, her iki ulusun ekonomilerini perişan etti ve yirmi yılda geriye korku içinde yaşayan insanlar bıraktı.

Askeri olmayan müdahalelerin geri tepme olasılığı daha düşük değil. Örneğin, ABD’nin uyuşturuculara karşı uluslararası savaşı, yanlışlıkla narko-devletlerin yükselişini kolaylaştırdı. Afgan iç savaşına gizli müdahalesi Taliban’a neden oldu.

Filipinler Dışişleri Bakanı Teddy Locsin, Myanmar’da, yabancı müdahalenin nasıl ilgi çekici bir şekilde istenen sonucu vermediğine dair ilginç bir görüş sundu. “Myanmar’ı ele geçirmek için parçalara ayırmak istiyorlar. Ordu tek başına Myanmar’ı birlikte tutabilir, orduyla çalışabilir.” dedi. Locsin, Aung San Suu Kyi ile yaptığı konuşmayı şu şekilde anlattı; “Kendi başınıza bir güç olarak saymazsanız ordu sizinle çalışmaz.”

Batı ne yaptı? Locsin, Aung San Suu Kyi’nin güç tabanının “dünyanın hayranlığından” geldiğini ve Batı’nın Rohingya krizindeki eylemsizliği olarak gördükleri şey için onu yıktıklarını söyledi. Bu tekrarlanan saldırılar, Batılı eleştirmenlerini geçici olarak haklı ve iyi hissettirirken, Rohingyalar için hiçbir şeyi değiştirmedi ve ilerlemekte olan şeyi daha da kötüleştirdi. Locsin’in analizi, diğer ülkelerdeki dış ilişkilere karışmanın nasıl istenmeyen sonuçlara yol açabileceğine ve nadiren planlandığı gibi sonuçlanabileceğine dair klasik bir örnek sunuyor. Batı’dan gelen sesler kargaşayı teşvik ediyor ve Myanmar ordusunu kınıyor. Bu, seçmenlerin önünde ve belki de Myanmar halkının küçük bir kısmına kesinlikle iyi görünüyor, ancak bu yorumların sonu nedir? Huzursuzluk devam ederse, ülke sayısız ölüm ve yıllarca süren istikrarsızlıkla iç savaşa girme riski taşır. Çözüm nerede?

ÜLKENİN EN BÜYÜK TİCARET ORTAĞINI KAYBETMEK, GELİŞİMİ İÇİN OLUMLU MU?

Şu anda Batı yine yıkmak için bir hedef belirliyor. The Guardian, yakın zamanda yayımladığı “Myanmar’da bir çocuk çığlık atıyor ve Çin duymamış gibi davranıyor” başlıklı yorum yazısında, Çin’in Myanmar ordusunun yanında yer aldığı ve İngiltere’nin cezalandırıcı yaptırımlarını engellemek için Rusya, Hindistan ve Vietnam’ın Çin’in yanında yer aldığını belirtmeksizin, Myanmar halkının öfkesinin Çin’e yönlendiği söylemini alevlendirdi. Hindistan, Myanmar’ın komşusu ve Vietnam da, Myanmar ile birlikte ASEAN’ın bir üyesidir. Çin’i büyük kötü adam yapmak Myanmar halkına yardım etmeyecek. Çünkü şu anda, tüm “çağrılar” ve “kınamalar” ile dünyanın gördüğü şey sokaktaki insanların bina ve fabrikaları yakması.

Çin, şiddeti durdurmak için “somut önlemler” çağrısında bulunduğunda, bir eleştiri yağmuruyla karşılaştı. First Voice’un 15 Mart’ta Çin’in kendi çıkarlarını korumak için sert önlemler almaya zorlanabileceğini öne sürdüğü makalesi, Twitter’da ona karşı çığ gibi agresif söylemlerin yazılmasına yol açtı.  

Ne zamandan beri bir ülkenin kendi varlığını ve insanları korumayı düşünmek suç haline geldi? Çin ile bir yenilgi ilişkisi Myanmar’a herhangi bir fayda sağlar mı? Ülkenin en büyük ticaret ortağını kaybetmek, gelişimi için olumlu mu? Ya da belki de “başka” bir ülkeye, Myanmar’ın pazarını ve kaynağını işgal etmesi için yer açar?

ABD gibi ülkeler “demokrasiyi desteklemek” veya “insanlara yardım etmek” için adım attığında, sonuç her zaman yıllar süren istikrarsızlık ile güvensizlik ve boşa giden kan ve hazinedir. Dışarıdan gelenlerin aksine, Myanmar halkının mevcut krizi çözmek için elinin altında birçok araç var. Onları boş sözlerle desteklemek sorumsuzca. Uluslararası toplumun yapabileceği şey, Myanmar’ın anlaşmazlıkları kendi başına düzgün bir şekilde çözmesi için iyi bir uluslararası koşul yaratmaktır. Müdahaleye artık yeter.