Akademisyen Altay Atlı, CRI Türk’te Kamil Erdoğdu’nun hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Atlı, Asya ülkesi Myanmar’daki son siyasi gelişmeleri değerlendirdi.

Kısa süre önce Asya’dan gelen en önemli haberin Myanmar’dan gelen darbenin olduğunu belirten Atlı, “Myanmar’da silahlı kuvvetler yönetime el koydu ve 1 yıl sıkıyönetim ilan etti. Bir yıl sonra yeniden seçim yapılacak ve bu seçim sonucunda kazanan tarafa idarenin teslim edileceği söylendi. Myanmar’da son 10 yıldır bir demokratikleşme süreci vardı ve burada tekrar başa yani sıfır noktasına dönülmüş oldu.” dedi.

MYANMAR YAKLAŞIK 50 YILDIR ASKERİ CUNTA İLE YÖNETİLDİ

Myanmar’ın aslında askeri yönetim ağırlığının olduğu bir ülke olduğu söyleyen Atlı, “1948’de bağımsızlığını kazandı. 1962 yılında yapılan darbe ile silahlı kuvvetler yönetimi devralıyor ve bundan sonraki 50 yılda Myanmar bir askeri cunta tarafından yönetiliyor. Yani 72 yıldır bağımsız bir ülke olan Myanmar yaklaşık 50 yılını askeri cunta yönetimi ile geçiriyor. 2011 yılında askeri yönetimin çekileceği ve seçimlerin olacağı açıklanmıştı. Demokratik sayılabilecek ilk seçimlerde 2015 yılında gerçekleştirilmişti. 2015’teki seçimi kazanan ise cuntaya karcı çıkan Aung San Suu Kyi olmuştu. Kısa süre önce yapılan darbe sonucunda Aung San Suu Kyi ev hapsine alındı ve hakkında soruşturma açıldı.” diye konuştu.

MYANMAR YER ALTI KAYNAKLARI BAKIMINDAN SON DERECE ZENGİN BİR ÜLKE

Akademisyen Altay Atlı, Myanmar’da neden askeri darbenin yapıldığı konusunda ise şunları söyledi:

“Myanmar’da bir demokratikleşme süreci başladı. Cunta iktidar terk etti ancak bütün dünya Myanmar’da bir günde demokrasinin geldiğini düşündü. Batı açısından bakıldığında sebebi şuydu; Myanmar yer altı kaynakları bakımından son derece zengin bir ülke. Ekonomik açıdan çok stratejik bir noktada. Aynı zamanda Çin’in Hint Okyanusu’na açılan kapısı konumunda. Çin ile ilişkileri hep güçlüydü. Askeri cunta döneminde batının ambargoları ile karşı karşıya olduğu için Batılı ülkeler ve firmalar burada iş yapamıyordu. Bu nedenle de 2011 yılında özellikle batı dünyası Myanmar’ı bir günde demokratikleşmiş görmeyi tercih etti. ABD Başkanı, İngiltere Başbakanı ziyaret etti, büyük şirketler akın akın gittiler anlaşma yaptılar. Ama sonra burada tam bir demokrasinin olmadığı ve sürecinde çok uzun olacağı ortaya çıkmaya başladı. Yani şaşırtıcı değildi.”

ARAKAN MÜSLÜMANLARI KENDİ ÜLKELERİNDE MÜLTECİ OLDU

Myanmar’da ki azınlıkların yaşadıkları sorunlara da değinen Atlı, “Ülkedeki bazı azınlıklar özelliklede Rohingyalıların ve Arakan Müslümanlarının üzerlerindeki baskı daha arttı. Ülkenin önemli bir kısmını oluşturan bu gruplar hiçbir şekilde pay alamıyorlar. Arakan Müslümanları dışarıdan gelen bir grup olarak görülüyorlar. Kendilerine vatandaşlık ve vatandaşlığın getirdiği haklar verilmiyor. Kendi ülkelerinde mülteci olma durumundalar. Myanmar tarafından Arakanlıların Bangladeş’e gitmeleri isteniyor. Bu gelişmeler Myanmar’ın demokratikleşme yolundaki en büyük hayal kırıklığıydı. Nobel barış ödülü kazanmış Aung San Suu Kyi’nin bile bu konuyu göz ardı etmesi diğer bir büyük hayal kırıklığıydı.” dedi.

MYANMAR’DA ULUSLARARASI KAMUOYUNUN ÇOK DAHA FARKLI BİR ETKİSİ OLACAKTIR

Akademisyen Atlı, Myanmar’da bundan sonra neler olabilecekler için de, “Bir yıl sonra seçimlerin yapılacağı söyleniyor. Neler olacağını hep birlikte göreceğiz ama dünyada değişiyor. 1960’lardaki, 70’lerdeki, 80’leredeki dünyadan çok daha farklı bir dünyadayız. Myanmar’da uluslararası kamuoyunun burada çok daha farklı bir etkisinin olabileceğini düşünüyorum. Birleşmiş Milletler (BM) başta olmak üzere büyük ülkelerin etkisi ne olacak bunu da göreceğiz.” açıklamasında bulundu.