“Bizim sabrımız sonuna geldi. Biz çok sabırlıyız. Koşumlarımız çoktandır bağlı, biliyor musunuz? Koşumlarımız çoktan geçirildi. Artık yola çıkma zamanımız geldi. Öbür at arabasındaki arabacının tekliflerimize somut olarak cevap vermesini bekliyoruz[1].”

Sergey Lavrov

Moskova, Batı’nın yazılı yanıtı bekliyor. Ankara, kuzeydeki gerilimin tam ortasında olduğunun bilincinde, sakince sorunun diplomatik yoldan çözülmesini bekliyor.

Foreign Policy dergisinde 13 Ocak tarihli bir yazının başlığı Ukrayna geriliminin Türkiye için ne anlam ifade ettiğini özetliyor; “Rusya-Ukrayna Açmazında Türkiye Büyük Kaybedebilir” devamındaki cümle: “Çatışma, Ankara’nın hassas dengeleme durumunu devirebilir.”

Moskova’dan bildiren Onur Sinan Güzaltan’a göre de sihirli bir sözcüğe gerek yok, durum basit ve iki kelime tarif için yeterli; “Rusya gergin…”

Yıllık değerlendirme toplantısında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un verdiği mesajlar bu gerginliği yansıtıyordu:

“NATO’nun genişlememesi ve bölünmez bir güvenliğin sağlanması üzerine siyasi şartların tek taraflı yorumlanmasının kabul edilemez olduğu ayrıntılı şekilde izah edildi. Meslektaşlarımızdan yazılı, “kâğıda” konulmuş cevaplar bekliyoruz. Bunu, kendi tekliflerimizi sunarak yaptık. Hadiselerin her türlü gelişmesine hazır olmak üzerine çalışmaya devam ediyoruz.”

OCAK AYINDAKİ DİPLOMASİ TRAFİĞİ

2022’ye sıkı bir dış politika gündemiyle girmiştik. 7-14 Ocak tarihleri arasında NATO-Rusya diyalog toplantıları ve Doğu Avrupa gündemlerine ilişkin yoğun program 2021’in sonunda takvime bağlanmıştı. 2 Ocak’ta başlayan Kazakistan olayları, Ukrayna krizi gündeminin ortasında patlak verdi. Rusya ve Çin liderlerinin “renkli devrim” alarmı vermesiyle kriz, kısa sürede kontrol altına alındı.

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ağırdan aldığı Viyana’daki nükleer müzakere sürecine ilişkin ise 10-14 Ocak tarihleri arasında Çin Halk Cumhuriyeti, Arap dünyası, Türkiye, İran ve Fransız diplomatların sıkı temaslarına ev sahipliği yaptı. Beijing’in İran nükleer müzakerelerine ilişkin de nabız yokladığı diplomasi hamlesine 12 Ocak itibarıyla Suriye’nin Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne resmen katılımını belgeleyen memorandum eşlik etti. Suriye’nin Başkenti Şam’da imzaların atılmasıyla tarihi İpek Yolu’nun göbeğinde yer alan Bilad’üş-Şam Kuşak Yol’un resmen parçası oldu. 14 Ocak itibarıyla ise 13 yıl aradan sonra Türkiye-Ermenistan diyaloğu özel temsilciler vasıtasıyla resmen başladı.

Elbette her biri uzun analizlerin konusu olan bu dış politika başlıkları ayrıntılı ve özel bir incelemeyi hak ediyor. Sınırlı zaman ve mekânda, içinden geçtiğimiz bu dış politika fırtınasının içinde en kaygan zemin ise Ukrayna olarak beliriyor. Türkiye-Rusya ilişkilerinin 2022’de izleyeceği rotayı, çalışmalarını Moskova RUDN Üniversitesinde yürüten Siyaset Bilimci Onur Sinan Güzaltan’la CRI Türk’te “Manşet” programında ele almaya çalıştık.

SOĞUK SAVAŞ KALIPLARI AŞILIYOR

Güzaltan’a göre, Soğuk Savaş’ın tortusu her iki ülkede de çeşitli kademelerde kendisini hissettiriyor ve bu eski kavrayışın izlerini Orta Asya, Karadeniz, Orta Doğu, Afrika ve Kafkasya’daki gelişmelerde görmek mümkün:

“Saydığım bu beş sahadaki (Orta Asya, Karadeniz, Orta Doğu, Afrika ve Kafkasya) çatışmanın ne Türkiye’nin ne de Rusya’nın lehine olduğunu tarih ve şu anda yaşananlar bize gösteriyor. Bu alanlardaki çatışmaların kazananı ne Türkiye ne de Rusya oluyor. Bölge dışı aktörler bu beş sahada çatışmaları kışkırtıyor.”

Karabağ Savaşı ve Suriye krizinde geliştirilen iş birliklerinin ise sonuç alıcı örnekler olduğunu kaydeden Güzaltan, buradaki modellerin Ukrayna dâhil diğer sahalarda da uygulanabileceği kanaatinde. Bu anlayışa göre; Türkiye ve Rusya devletlerinin iş birliği geliştirme iradesi önceden yazılmış hazır reçetelere göre değil deneyim içinde kazanılıyor:

“Moskova’da bir yandan Türkiye’ye güvenilmeyeceğine dair Soğuk Savaş döneminden kalma bir ön yargılar var. Ancak diğer yandan, sahadaki gerçeklik ve iki ülke arasındaki doğrudan ilişkiler bu Soğuk Savaş dönemindeki ön yargıların en azından iki tarafın siyasi elitleri tarafından aşıldığına işaret ediyor. Dolayısıyla ön yargılar da yavaş yavaş yıkılıyor.”

Türkiye’nin Ukrayna’da ara buluculuk teklifinin kıymetli olduğunu ifade eden Güzaltan, iki ülkenin izleyeceği Karadeniz siyasetiyle bölge dışı etkilerin sınırlanabileceğini belirtti. Ukrayna gerilimi sürerken ikili ilişkilere bardağın dolu tarafından bakarak yorum yapmak gerektiğini kaydeden Güzaltan, Batı’nın Türk-Rus ilişkilerinde çatışma alanı olarak tarif ettiği alanların iş birliği alanları olduğunu ekledi:

“Soğuk Savaş mantığı ile baktığınızda bu beş saha iki ülke arasındaki çatışma sahaları olarak görebilirsiniz. Bardağın dolu tarafından bakarsanız bu beş sahaya evet tarihte çatışmalar olmuş ama iki ülkenin de iş birliği yapabileceği sahalar olarak da kullanılabilir.”

Not: Sergey Lavrov’un sözleri Medya Günlüğü sitesinden alınmıştır.

[1] https://medyagunlugu.com/haber/sergey-lavrov-sabrimiz-tukendi-50772