Global Times / Cui Heng

Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Siyasi Bürosu üyesi ve Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Başkanı Yang Jiechi, Çin-Rusya stratejik güvenlik danışmanlığının 16. turu için Rusya’yı ziyaret ediyor.

Ziyaret, İzlanda’nın Reykjavik kentinde düzenlenen Arktik Konseyi Bakanlar Zirvesi’ne katılan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile ayrı yaptığı görüşmenin hemen ardından gerçekleşiyor. Reykjavik, tarihi hatıraları canlandıran bir şehir. Sovyet lideri Mikhail Gorbaçov ve ardından ABD Başkanı Ronald Reagan Ekim 1986’da bu şehirde bir araya gelerek ABD ile eski Sovyetler Birliği arasındaki gerginliğin yumuşamasına öncülük etti -bu Soğuk Savaş’ın sona ermesinin temelini oluşturdu. Bu nedenle uluslararası kamuoyu, ABD-Rusya dışişleri bakanlarının bu seferki toplantısının ABD ile Rusya arasında yeni bir uzlaşmanın başlangıcı olup olmayacağı ve Çin-ABD-Rusya üçgenini değiştirip değiştirmeyeceği konusunda endişe duyuyor.

Çin ile Rusya’dan üst düzey liderler arasındaki iletişimin bu yıl sıkça gerçekleştiğini belirtmekte fayda var. Örneğin, mart ayında Lavrov, Alaska’da Çinli ve ABD’li üst düzey yetkililer arasında zorlu bir toplantıdan sonra Beijing’i ziyaret etti. Şimdiye kadar karmaşık olan Çin-ABD-Rusya üçgeni bağlamında iletişimdeki artış ve bunların zamanlamaları, Çin ile Rusya’nın daha fazla siyasi güvene sahip olduklarını kanıtlıyor. Reykjavik görüşmelerinin sonuçlarına bakılırsa, Washington ile Moskova arasındaki “yarı-Soğuk Savaş” çatışmasının değişmediği açık. ABD ile Rusya’nın bu toplantının amacı ve önemi konusunda farklı anlayışları var. Bu, onu daha çok formalite yapar.

Şimdiye kadar açıklanan görüşmelerin içeriğinden iki tarafın farklı görüşleri var; Rusya, Kore Yarımadası nükleer sorunu, İran nükleer anlaşmasının yeniden başlaması ve Afgan meseleleri üzerinde iş birliğine odaklanıyor. Buna karşılık ABD, Rusya’nın Kuzey Kutup Konseyi’nin dönüşümlü başkanlığı sırasında iklim değişikliğini, Kuzey Kutbu meselelerinde iş birliğini ve Suriye ile Dağlık Karabağ bölgesinde insani yardım ve uzun vadeli siyasi çözümleri teşvik etmek için ortak çabaları vurgulamaktadır. Yine de iki taraf bir fikir birliğine vardı. ABD ile Rusya’nın dışişleri bakanları, iki ülke arasında “ciddi farklılıklar” olduğunu kabul ettiler. Bu, iki dışişleri bakanının söylediği gibi ciddi bir şekilde bölünmüş olan ABD-Rusya ilişkilerinin mevcut durumunun doğru bir açıklaması. İki ülke birbirlerinin davranışlarını ideolojik bir bakış açısıyla anlıyor. ABD-Rusya ilişkilerinin fiili durumu Soğuk Savaş’ın zirvesine yakın.

Açıkçası ne Rusya ne de ABD, bu konuda ABD-Rusya ilişkisini ve hatta Çin-ABD-Rusya üçgenini değiştirmeye hazır. Yerel halkın görüşleri ve siyasi güçler tarafından kısıtlanan Biden yönetimi, yeterli vaatler sunmaya hazır değil. Dahası, Moskova’nın Washington’la ilgili yanılsaması yok. Rusya, ABD’nin devam eden baskısının genel durumunun değişmediğini biliyor.

BATILI ÜLKELER STATÜLERİNİ KORUMAK İÇİN ÇİN VE RUSYA’YI BASKI ALTINA ALMAYA DEVAM EDECEK

Orta ve uzun vadede Washington hem Moskova hem de Beijing üzerinde aşırı baskı uygulamaya devam edecek. Çin-ABD-Rusya üçgenini yönetmek için Biden yönetiminin temel üslubu “çifte sınırlama”. ABD’nin baskısı, Çin ile Rusya arasında stratejik iş birliğinin oluşumuna ve gelişimine katkıda bulundu. Çin ve Rusya arasında arka arkaya iş birliği ile karşı karşıya kalan ABD, bu stratejik bağları çözme girişiminden asla vazgeçmedi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i G7 toplantısına davet ederek ve ABD-Rusya dışişleri bakanları toplantısını düzenleyerek Çin ile Rusya arasındaki güvensizliğin tohumlarını ekmeye çalıştı. Bu bakımdan deneyimli Rus diplomatlar Washington’ın niyetinin çok iyi farkındadır. Amerikan kur yapma taktikleri karşısında Rusların büyük meselelerde kafası karışmış değil.

Rusya, transatlantik ittifak durumunda çok fazla dış destek alamayacağı ve Çin’in en güçlü stratejik iş birliği ortağı olduğu konusunda doğru bir şekilde bilgilendirildi. Rusya, 2014 yılında Batılı ülkeler tarafından toplu yaptırımlara maruz bırakılırken, Çin, ABD’nin kapsamlı baskısına direnmesi için her zaman onu desteklemektedir. Çin, Rusya’yı ahlaki olarak destekliyor. Nitekim Çin ile yapılan toplu ticaret, yaptırımların ardından Rusya’nın mali gelir açığını kapatmasına yardımcı oluyor. Kuşak ve Yol İnisiyatifi, iki ülkenin orta ve uzun vadeli kalkınma planlarının yaklaşmasını sağlamak için Avrasya Ekonomik Birliği ile de bağlantı kuruyor. Bu ayrıca Çin-Rusya ilişkilerinin istikrarı için ivme sağlıyor.

Aynı şekilde Rusya, Çin’in toprak bütünlüğü ve ulusal birliği konularında Çin’e yeterli desteği verdi. Soğuk Savaş sona ereli 30 yıldan fazla bir süre geçmiş olsa da, Batı ülkeleri sıfır toplamlı oyun düşüncesinden asla vazgeçmediler. Batılı ülkeler, kendi statülerini korumak için gelecekte Çin ve Rusya’yı baskı altına almaya devam edecekler. Hem Beijing hem de Moskova için başka seçenek yok, ya Batı’ya boyun eğmek ya da Batı’nın emellerini kontrol altına almak için el ele vermek. Hem Rusya hem de Çin bu noktada eşit derecede katı.