NATO ve G7 liderler zirvesinin ardından Türk Rus ilişkilerini CRI Türk’e değerlendiren Dr. Mehmet Perinçek, “Bu zirveden sonra Moskova ile Ankara’nın birlikte olan konumu daha da pekişti.” dedi.

Moskova Devlet Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Perinçek, CRI Türk’te Kamil Erdoğdu ve Mehmet Kıvanç’ın hazırladığı Dünya Postası programında Türkiye Rusya ilişkileriyle bölgesel gelişmeleri değerlendirdi. Perinçek, “Biden’ın Putin’le ve Erdoğan’la yaptığı görüşmelerden hiçbir sonuç çıkmadı. Çıkması da zaten mümkün değildi.” dedi.

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) dünya ölçeğindeki siyasetine işaret eden Perinçek, “Ya Rusya ve Türkiye, ABD’ye teslim olacak ya da ABD planlarından vazgeçecek” diyerek uzlaşmazlıkların “stratejik çatışma” boyutunda olduğunu dile getirdi.

BATI, RUSYA VE ÇİN’İN ARASINI AÇABİLİR Mİ?

Perinçek, Batı basınında bir süredir geniş yer bulan Rusya ile Çin’i karşı karşıya getiren analizlere ilişkinse şöyle konuştu:  

“Tam bir boş beklenti. Rusya-Çin ilişkileri altın çağını yaşıyor. Rusya ve Çin’in kaderleri ortak. ABD, Rusya’yı kuşatırken bir taraftan Çin’i de kuşatıyor. Çin’i kuşatırken Rusya’yı da kuşatıyor. Bu durum iki ülkeyi de birbirine yakınlaştırıyor.”

ABD’nin doları ekonomik silah olarak kullanması nedeniyle yeni yol arayışları olduğunu belirten Perinçek, “Dolara karşı da Rusya ve Çin çok ciddi mücadele başlatmış durumda.” ifadesini kullandı. Rusya ve ABD arasındaki çelişkileri de şöyle izah etti:  

“Katil Putin, diyen bir Biden varken Ukrayna üzerinden Rusya’nın hedef alındığı bir dönemde Rusya’yı Çin’e karşı kışkırtmak veya ikisinin arasını bozmak hiç olası gözükmüyor. Bunu da zirveden önce Putin net bir şekilde dile getirdi. ‘Batılı ülkelerin Çin’le ilişkilerimizin bozulması için bazı çabalar içinde olduklarını görüyoruz’ şeklinde oynanmak istenen oyunu açık bir şekilde ifade etti Putin ve bunun mümkün olmadığını dile getirdi.”

“TÜRK-AMERİKAN NORMALLEŞMESİ”

Dr. Mehmet Perinçek, Türk-Amerikan ilişkilerinde normalleşme dönemi başladığı şeklindeki yorumlara itirazını ise şöyle dile getirdi:

“Amerika’nın ‘Biz artık PKK’ya yardım etmeyeceğiz veya biz FETÖ’nün arkasında çekiliyoruz’ demesi lazım. ABD, Kürdistan kurmaktan vazgeçmeden Türk-Amerikan ilişkilerinin normalleşmesi asla mümkün olmayacak. Bu zirveden sonra Moskova ile Ankara’nın birlikte olan konumu daha da pekişti. Nesnel olarak Türkiye ile Rusya’nın ABD karşısındaki konumu daha da pekişti. İki ülkenin birbirlerine olan ihtiyacı da pekişmiş oldu. ABD planlarından vazgeçiyor değil. Türkiye de direnmekten vazgeçiyor değil. Türkiye S-400 konusunda ve PKK ile mücadeledeki kararlığını açıkladı.”

UKRAYNA KONUSUNDA ORTAK DİL BULUNMALI

“Türkiye’nin Rusya ile oturup Ukrayna ve Karadeniz konusunda ortak bir dil bulması gerekiyor” diyen Perinçek, bu konunun Kıbrıs’tan Kırım’a uzanan stratejik bir meselenin parçası olduğuna dikkat çekti. “Türkiye KKTC’yi nasıl dünyaya tanıtacak?” sorusunu ortaya atan Perinçek, bunun için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

“Ukrayna, Kırım ve Karadeniz konusunda Rusya ile masaya oturup anlaşmak gerekiyor. Rusya KKTC’ye yönelik adımlar atacak. Türkiye de Kırım ve Ukrayna konusunda adımlar atacak. Bu karşılıklı adımların sonucunda Rusya’nın KKTC’yi nihai olarak tanıması ve Türkiye’nin de Kırım’ı Rusya’nın toprak parçası olarak tanıması söz konusu olur. Eğer Türkiye’nin KKTC’yi tanıtmak gibi bir stratejisi varsa, en akılcı hamle Kırım ve KKTC meselelerini bir masada ele almak olacaktır.”

ABD’nin Doğu Akdeniz’den, Suriye’ye oradan Batı Trakya’ya kadar Türkiye’yi kuşatma yönündeki eylemlerinin aynı zamanda Rusya’yı da kuşatmak anlamına geldiğini belirten Perinçek, Ukrayna’yı NATO’ya almanın da Türkiye’nin çıkarlarına aykırı olduğunu şöyle ifade etti:

“Suriye’de ABD askeri niye var? Kürdistan’ı kurmak için. Ukrayna’da niye olacak? Ukrayna’ya da ABD askeri geldiğinde Kürdistan’ı kurmak için hareket edecek. Türkiye’nin kendi çıkarları çerçevesinde Rusya ile iş birliği yapması lazım. Türkiye’nin ABD’nin piyonu olan Ukrayna’ya karşı daha mesafeli olması Rusya’ya bir kıyak değil. Tamamen Türkiye’nin kendi çıkarlarıyla ilgili. Kıbrıs meselesi de Rusya açısından öyle. Rusya KKTC konusunda bir adım attığında Türkiye’ye torpil geçmiş olmayacak. ‘Ben sana Kıbrıs’ı verdim sen de bana Kırım’ı ver’ de değil. Her iki ülke de doğrudan kendi milli menfaatlerini hayata geçirmiş olacaklar.”

SAVAŞ KAYBEDEN LİDER NASIL SEÇİM KAZANDI?

Ermenistan seçimlerini de değerlendiren Perinçek, Nikol Paşinyan’ın seçim zaferinin altında yatan nedenleri; “Savaş kaybetmiş liderin karşısında ‘Bir savaşa daha girelim ve yeni bir savaş daha kaybedelim’ diyen bir muhalefet var.” cümlesiyle özetledi. Ermenistan halkının da savaş istemediğini belirten Perinçek, Moskova’nın seçim sonuçlarına yaklaşımına ilişkin ise şunları kaydetti:

“Türk Paşası, diyorlar Paşinyan’a. Muhalefet Türkiye ve Azerbaycan’la iş birliği yapmakla suçluyor Paşinyan’ı. Karabağ meselesi de daha bitmedi. Atılması gereken adımlar var. Göçmenler geri dönecek, sınırlar çiziliyor. Bu sınırlar çizilirken sorunlar da oluyor. Geçenlerde bazı ufak çatışmalar oldu. Buralarda Paşinyan, Azerbaycan tarafıyla uzlaşıcı bir tavır alıyor. Rusya da şu an Paşinyan’ı daha makul görüyor. Paşinyan değil de diğerleri gelse Rusya’nın garantörü olduğu üçlü anlaşmada sorun çıkaracaklardı. Bunun garantörü Rusya. Bu sefer durumu kontrol edememesinden dolayı Rusya’nın prestiji sarsılacaktı. Yaramaz bir çocukla, Koçaryan’la uğraşmak zorunda kalacaktı. Bunların hepsi Paşinyan’ı bütün komşu ülkeler açısından daha makul bir seçenek olarak ortaya koydu. Alternatifi Paşinyan’ın hatalarını tekrar yapmak isteyenler. Paşinyan en azından hata yaptık buralardan ders çıkartmamız lazım diyebiliyor.”