Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi Uluslararası İşletmecilik ve Ticaret Bölümü Başkanı Prof. Dr. Berna Kırkulak Uludağ, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Uludağ, programda “Made in China 2025” vizyonunu değerlendirdi.

“Made in China 2025”in Çin’in teknoloji, siyaset, savunma ve diğer alanlarda ön plana çıkması için izlediği bir politika olduğunu belirten Prof. Dr. Berna Kırkulak Uludağ, bu politikanın başında endüstriyel teknoloji araştırma merkezlerinin kurulması olduğunu bildirdi.

ÇİN EĞİTİME ÇOK BÜYÜK YATIRIM YAPIYOR

Bu merkezlerin sayısının 2025 yılına kadar Çin’de 40’a ulaşmasının planlandığını kaydeden Uludağ’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Covid-19 ile birlikte bu biraz yavaşladı. Bununla birlikte akıllı üretim tesislerinin oluşturulması var. Burada da maliyetlerin yüzde 50 azaltması amaçlanıyor. Havacılık, uzay ve bilişim teknolojisinde kapasitenin artırılması kendi kendine yetebilme hedefi planlanıyor. Çin, bu anlamda eğitime de çok ciddi yatırım yapıyor.

Çin havacılıkta dengeyi bozup kendi tasarladığı uçak modelleriyle Avrupalı ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli rakiplerini ürkütüyor. Financial Times’taki habere göre, Çin’in önümüzdeki 20 yıl içinde 8 bin 600 yeni uçağa ihtiyacı olacak. Müthiş bir pazar. Çin’de mobilitenin arttığını ve orta gelir tuzağından yavaş yavaş çıkmaya başladıklarını bununla birlikte turist sayısının da arttığını söyleyebiliriz. ‘Tek çocuk’ politikasının terk edilmesiyle Çin’deki genç popülasyonu artacak ve taşımacılık ile mobilite de önem arz edecek. Bu anlamda Boeing ve Airbus firmalarının Çin’in uçaklarına karşı stratejiler geliştirdiğini görüyoruz. Çin’in ürettiği ve geliştirmek istediği uçaklarla ilgili ABD’de birtakım tedarikçilerin çok yakın takibe alındığını söyleyebiliriz.

‘Made in China 2025’te önemli alanlardan biri yeşil üretime geçilmesi. Çin’in sera gazı salınımında çok önemli bir payı var bu anlamda bu gaz salınımını azaltmak, ağır kimya sanayisinde bu miktarı yüzde 20 oranında azaltmak istiyor. İleri teknoloji tarım araçlarıyla maliyeti düşüren ve hasadı artıran ürünler, biomedikal, robotik çalışmalar yapılması hedefleniyor.

Teknolojiyi getiren ülke o alanda standartları da koyuyor. Havacılık, denizcilik, biokimya alanında yeni bir icadınız varsa o alandaki standartları siz koyuyorsunuz. Örneğin, Covid-19’da BioNTech aşısı. Herkes kendi standardını getiriyor.

TİCARET SAVAŞLARI UZAY BOYUTUNA TAŞINACAK

‘Made in China 2025’ tek başına Çin’in orta gelir tuzağından çıkıp yüksek gelir grubuna geçmesine yeterli olmayabilir. Eğer bu teknolojiyle mümkün olsaydı bugün Japonya’nın dünyadaki bir numaralı ülke olması gerekiyordu. Bir ülkenin uluslararası arenada başat rol oynaması için sadece teknoloji yeterli değil ama önemlidir. Güney Kore örneğini verebiliriz.

Ocak 2020’de ABD’de Uzay Kuvvetleri Komutanlığı kuruldu. Uzay Kuvvetleri Komutanlığı askeri bir kurum NASA ise akademik bir yer. Yine ABD’de SpaceX’in kuruluşu var. Son günlerde uzayla ilgili çok haber geliyor. Çin de 2050 yılına kadar Dünya ve Ay Ekonomik Uzay Bölgesi kurmayı hedefliyor. Burada başta uzay madenciliği olmak üzere ve uzay boşluğunda olan asteroitlerin işlenerek gelir yaratılması ve bu gelirden refah elde edilmesi hedefleniyor. Washington Post haberine göre, burada 10 trilyon dolarlık gelir yaratılmasından bahsediliyor. Burada nükleer santraller için gerekli helyum 3, demir, plütonyum gibi zengin madenlerin olduğunu biliyoruz. Şu aralar biraz daha ılımlı giden ticaret savaşlarının uzay boyutuna taşınacağı çok aşikâr.”