CGTN / Stephen Ndegwa

Almanya’da yeni tamamlanan Libya Konferansı, Batı’nın demokrasi konusundaki tutumunun çelişkilerinden birine dikkat çekiyor. Afrika’nın en ilerici uluslarından birinin ve onun 20. yüzyıldaki lideri Albay Muammer Kaddafi’nin toptan yıkımına başkanlık ettikten sonra, Batı halen Libya halkının acımasız bir diktatörün ellerinden kurtarıcısı gibi görünmek istiyor. 

Ocak 2020’de birincisi yapıldıktan sonra yapılan bu ikinci konferansa da Almanya ev sahipliği yaptı. Ekim 2020’de Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti ve Bingazi merkezli Libya Ulusal Ordusu arasındaki resmi ateşkes ve Şubat 2021’de Birleşmiş Milletler (BM) altında geçici hükümetin kurulması dışında, ülke büyük oranda savaştan zarar gördü. 

Harap olan petrol zengini ülke için daha önce önerilen siyasi ve askeri çözümler boşa çıktı ve savaşan tarafların önemli girdisini önemsiz gibi gösteren büyük oranda yabancı müdahalesiyle bir şey olması beklenmiyor. Durum, 1991 yılında iç savaşın başlamasından bu yana barış ve istikrarı bilmeyen Somali’de, yine Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) müdahalesinin yol açtığı çıkmaza benzerlik gösteriyor.

Libya Konferansı, 1969 yılından 20 Ekim 2011 yılında öldürüldüğü tarihe kadar ülkeyi yöneten Kaddafi’nin korkunç cinayetini başlatan ülke ABD’de yapılmalıydı. İsyancı Ulusal Geçiş Konseyi tarafından Kaddafi’nin öldürülmesini kışkırtmadan önce ABD birkaç diğer ülkede yaptığı gibi, bu kez görünüşte, Libya iç savaşında Kaddafi’ye karşı BM’nin şart koştuğu uçuşa yasak bölgeyi uygulamak için krizde aktif bir oyuncu haline geldi.

Uzmanlar, Şubat 2009’da Etiyopya’da 53 ülkeli Afrika Birliği başkanı olarak seçildikten sonra Kaddafi’nin yaptığı bir öneriyle Afrika Birleşik Devletleri’ni kurmak için samimi çabalara başlamasından sonra ABD’nin umutsuzca Libya liderinin iktidardan uzaklaştırılmasını istediğini söylüyorlar. “Egemen ülkelerimizin Afrika Birleşik Devletleri’ni kurmak için çalışmasında ısrarcı olmaya devam edeceğim.” diyen Kaddafi, “tek bir Afrika askeri gücü, tek bir para birimi ve Afrika kıtasında özgürce hareket etmeleri için tek bir pasaport” önerisinde bulundu. Tek başına birleşik bir Afrika’yı düşünmemiş olsa bile, bu Batı’yı rahatsız eden grubun lideri olarak Batı karşıtı Kaddafi’nin açık muhalif görünüşüdür. 

ABD’NİN LİBYA HAKKINDA YANITLAMASI GEREKEN SORULAR VAR

Gerçek şu ki, ABD’nin Kaddafi’yi Batı toplumunun yok edilmesi yönünde çalışan Müslüman bir köktendinci olarak damgalaması, ABD’nin müttefiklerinin, vizyon sahibi liderin tamamen yok edilmesi, onun Pan-Afrikanizm ağları ve planlarının dağıtılmasını sağlamada aynı senaryoyu okumalarını garanti etti. Tesadüfen, Avrupa’da Libya konusunda konferans toplanması, Afrika kıtasının paylaşılmasına yol açan 1884 yılındaki Berlin Konferansı’nın acı hatıralarını depreştirdi.

Afrika’nın bugün sorunlarının birçoğu, farklı entrikalar aracılığıyla canlı olan Avrupalı sömürgecilerin tüm ırkı boyun eğdirmesinin mirasıdır. Gerçekten, gözlemciler Libya’nın görüşmelerde ne kadar söz sahibi olduğu ve böylece konferansın sonunda verilecek nihai kararlar hakkında sorular soruyor. DW’de yakında yayımlanan bir makalede, gündeminde ülkenin siyasi ilerlemesinin değerlendirmesi, aralık ayında yapılması planlanan ulusal seçimlerin hazırlanması ile yabancı güçlerin ve paralı askerlerin çekilmesinin tartışılması bulunan toplantıda “alınan kararlarda Libyalıların ne kadar söz sahibi olacağı konusunda sorular olduğuna” işaret edildi.

Açıkçası, ABD’nin Libya konusunda yanıtlaması gereken sorular var. ABD’nin, Çin’de Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Müslümanlara karşı soykırım iddiaları ve diğer insan hakları suçları konusundaki heyecanı artsa bile, Libya’daki Müslümanların başına gelen insanı trajedinin baş mimarıdır. ABD önderliğindeki Batı ittifakının kasten yarattığı sorun için çözüm bulma iddiasında olmak yerine, zirveyi samimi bir iç değerlendirme ve Libya halkında sebep olduğu onarılamaz sosyal ve ekonomik zarar için Libya ile Afrika kıtasından özür dilemek için kullanmaya ihtiyacı var.

Yapılan hatayı kabul etmesi için ABD’nin suç ortaklığını itiraf etmesi gerekir ve pişman olduğunu kanıtlaması için de çaba göstermelidir. Hasar zaten verilmiş olduğundan bu aslında, ülkenin fiziksel ve sosyal altyapısını Kaddafi’nin kurduğu yüksek standartlarda yeniden inşa etmek için yatırım yapmayı içeriyor. Ayrıca ABD, şu anda müdahil olduğu diğer ülkelerin iç işlerinden uzak durarak onlara yardımcı olabilir, iyilik yapabilir ve kendi kaderini tayin haklarını kullanmalarına izin verebilir.