CGTN / Anthony Moretti

Yeryüzünde yürüyen en zeki adamlardan biri bir zamanlar şaşırtıcı olmayan, gerçekten akıllıca bir şey söyledi; “Deliliğin tanımı aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı bir sonuç beklemektir.” Albert Einstein bugün yaşamadığı için yazık olmuş, çünkü bu mesajı, koronavirüs salgınının kökenini açıklamak için laboratuvar sızıntısı teorisinin düşüncelerimizin ön sırasında kalmasına sizi ve beni ikna etmeye kararlı ABD medyasındaki birçok insana ve siyasi seçkinlere iletebilirdi.

Onlar laboratuvar sızıntısı teorisinin güvenilir olduğunu söylemeyi sürdürüyorlar ve mevcut kanıtlar bunun aksini ispatlamaya devam ediyor. Bu asla sona ermeyen döngü, Einstein’ın delilik tanımına uygun düşüyor gibi görünüyor.

Kartlarımı masaya koymama izin verin. Ben bilim insanı değilim, ancak bilim camiasının zaten üstlendiği soruşturmanın, laboratuvar sızıntısı teorisinin herhangi bir güvenilirliğe sahip olmasının –olası değilse bile– uzak ihtimal olduğunu fazlasıyla ortaya koyduğuna inanıyorum. Bilim insanlarının zaten yaptığı birinci sınıf çalışmanın, herhangi birinin, koronavirüs salgını başladığı zaman Wuhan Viroloji Enstitüsü’nde çalışan son derece eğitimli profesyonel ekibi suçlama çabasını çürüttüğünden eminim. Evet, böyle bir açıklama yaparak, gerçekleri görmezden gelerek Beijing’in emirlerini yapmaktan mutlu olan ruhunu satmış biri olmakla suçlanacağımı biliyorum. Yanıtım basit. Şu anda sahip olduğumuz gerçekler tamamen açık; laboratuvar sızıntısı teorisinin herhangi bir gerçekliği yoktur. Dolayısıyla, bu teoriyi bu kadar coşkulu biçimde sürdürmede görebileceğim tek sebep, Batı’nın küresel alanda Çin’in güvenilirliğine zarar vermeye kronik ihtiyacın devam etmesidir.

Elbette günün sonunda ne sizin ne de benim fikrimin önemi yoktur. Gerçekler öyledir. Ve sahip olduğumuz gerçeklerin oldukça açık olduğunu yineliyorum. Sonuç olarak Çinli yetkilileri çileden çıkmış olduğu için suçlayamazsınız. Haftalarca Batı’da çıkan son laboratuvar sızıntısı açıklamalarını yanıtlamak zorundalar. Ancak birkaç gün önce Çinliler karşı koymaya karar verdi. Gazetecilerle dolu bir odada konuşan Ulusal Sağlık Komisyonu Bakan Yardımcısı Zeng Yixin, esas olarak “Yeter artık.” dedi. Zeng, medyaya Çin’in, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Wuhan Viroloji Enstitüsü’ndeki bilim insanlarının yaptığı çalışmalarla ilgili bir soruşturmanın yeniden başlaması planını kabul edemeyeceğini coşkuyla söyledi. Zeng, salgının başlamasından yaklaşık 20 ay sonra şu anda bir soruşturmadan meşru hiçbir bilimsel çabanın sonucu olmayacağını gerektiği gibi belirtti. Bakan Yardımcısı Zeng’e katılan enstitünün biyogüvenlik direktörü Yuan Zhiming de, “Wuhan Viroloji Enstitüsü yeni koronavirüsü asla tasarlamadı, üretmedi veya sızdırmadı.” ifadesini kullandı. 

ELİMİZDE NE KALDI?

Bu tür açıklamaların hiçbir zaman Batılı liderler için yeterince iyi olmayacağını biliyoruz, bu yüzden Beyaz Saray’ın Çinli yetkililerin söyledikleri şeyi derhal reddetmesi hiçbirimiz için şaşırtıcı olmamalı. Zeng ve Yuan’ın açıklamalarını duyduktan sonra Amerikalı yetkililerin nasıl hissettiğini tanımlamak için “derin hayal kırıklığına uğradı” kelimeleri kullanıldı. Beyaz Saray sözcüsü hemen, Çinlilerin DSÖ’yü reddetmesinin “sorumsuzluk ve açıkçası tehlikeli olduğuna” inandığını ekledi. 

ABD’nin laboratuvar sızıntısı fikrini ilerletmeye devam etmesinin önemli bir sebebini unutamayız. Wall Street Journal gazetesi, Wuhan laboratuvarındaki en az üç bilim insanının, virüs Çin’de ve daha sonra dünyada hızla yayılmaya başlamadan sadece haftalarca önce Kasım 2019’da hasta olduğunu iddia etti. 

Washington, 2019 yılının sonunda Wuhan laboratuvarında Çinlilerle birlikte çalışan bir Avustralyalı bilim insanının sözlerini dinlemekle ilgisiz gibi görünürken, potansiyel olarak şüpheli haberi hatırlamamızı istiyor. 

Dr. Danielle Anderson yaklaşık bir ay önce Bloomberg News ajansına bir röportaj verdi ve Wall Street Journal’ın haberini reddeden en önemli kanıtlardan bazılarını sağladı. Dr. Anderson, “İnsanlar hasta olsaydı sanırım ben de hasta olurdum ve hasta değilim.” dedi. Dr. Anderson Bloomberg’e Çin’den ayrıldıktan sonra hemen koronavirüs testi yaptırdı ve test sonucu negatif çıktığını belirtti. Dr. Anderson, çalışmasıyla ilgili onay süreci sona erdiğinde 2019 yılının sonunda Çin’den ayrıldı. Ancak sadece haftalar sonra önemli bir bilimsel toplantıya katılan hiç kimsenin herhangi bir Çinli bilim insanının hasta olduğunu duymadığını ifade etti. Dr. Anderson Bloomberg’e, “Bilim insanları geveze ve heyecanlı. O noktada benim bakış açıma göre garip hiçbir şey olmadı.” dedi. 

Elimizde ne kaldı? Ham siyasetin tanınması. Batı, Çinlilere güvenilemeyeceğine dair çoktandır devam eden anlatıyla uyumlu hale geldiği için laboratuvar sızıntısı fikrini kararlı bir şekilde sürdürmeli. Batı medyasının ihtilafı sevdiğini kabul ederek, medyanın kendi kitlesine o laboratuvarın içinde şüpheli görülen bir şeyler olması gerektiğini teyit etmek için başka bir soruşturma için devam eden çağrılar paketlenebilir. Başka niçin Amerikalı yetkililer bir soruşturma talep etmeye devam etsin ki? Evet Bay Einstein, bu çılgınlık.