CGTN / Anthony Moretti

Son birkaç gündür çok sayıda Amerikalı medya kuruluşu, okuyucu-dinleyici kitlesine koronavirüs salgınının Wuhan Enstitüsü Viroloji Laboratuvarı’nda çalışan Çinli bilim insanlarının izi sürülebilir bir hatasından kaynaklanabileceğini anlattı. The Wall Street Journal, “laboratuvar araştırmacılarının şimdiye kadar tam ve hızlı yanıtları veremediğini ve açıkladıkları bazı bilgilerde çelişkiler olduğunda” ısrar ederek, Çinli bilim insanlarının güvenilirliğine en son saldırıyı başlattı. 

Sözde “laboratuvar sızıntısı” teorisi ve buna uyumlu olarak Çin’in örtbas ettiği iddiasıyla ilgili ipuçları Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) bir heyecan yarattı. Anlatı aynı zamanda, salgının sebebine karar vermede Çin heyetinin Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile çalışmasındaki bütünlüğünü sorgulayarak, Beyaz Saray’ın soruşturmaya siyaseti dâhil etme çabalarıyla da uyumludur. 

Maalesef, ancak şaşırtıcı olmayan bir şekilde, bu çaba Çin’i uluslararası alanda itibarsızlaştırmak amacıyla ve Amerikalıların, ülke içinde olan herhangi bir şeyin gerçekliğini sorgulamak için ABD öncülüğünde yapılan son girişimdir. Bununla birlikte önemli bir şey oluyor; uluslararası bilim toplumu, bu tartışılabilir ABD iddialarına itiraz etmeye liderlik ediyor. Ve Beyaz Saray karşıt sav öne sürmede zorlanıyor gibi görünüyor.

Bu uzmanların ne söylediklerine ilişkin birkaç kısa örnek şöyle; söz konusu laboratuvarda dört hafta geçiren DSÖ heyetinde yer alan bir Avustralyalı bilim insanı, “laboratuvar sızıntısı” teorisini destekleyecek bir kanıt olmadığına inanıyor. 

Profesör Dominic Dwyer, Avustralya’nın ulusal yayın kuruluşu ABC’ye geçen hafta konuştu. Dwyer, bu röportajda, ABD Başkanı Joe Biden yönetimine Amerikalıların sızıntı iddiasını destekleyecek herhangi bir bilgiyi ortaya çıkarması için meydan okudu. Şimdiye kadar herhangi bir kanıt sunulmadı.

Dwyer aynı zamanda Batılı anlatının diğer bir unsurunu da ağır biçimde eleştirdi; Çin’in DSÖ heyetinin soruşturmasını engelleme girişimi iddiasını. Dwyer, “Aynı soruşturmayı Avustralya’da, Yeni Zelanda’da veya benzer bir yerde yapıyor olsaydım, elde ettiğimiz kanıtlar, sorduğumuz sorular ve aldığımız yanıtlar gerçekten beklediğim gibi olurdu.” dedi.

İTHAM ETME VE SUÇLAMA OYUNU

The Washington Post gazetesi, farklı küresel sağlık girişimlerinde bulunan ABD’li kuruluş EcoHealth Alliance’ın Başkanı Dr. Peter Daszak’ın, Batı’nın “laboratuvar sızıntısı” fikrini “siyasi” bir duruma dönüştürdüğüne inandığını söylediğini yazdı. 

Dört farklı ülkede çalışan 18 bilim insanı Science bilim dergisine, salgının kökenini açıklamak için bir laboratuvar kazasının “son derece olasılık dışı” olduğunu kararlaştıran ilk koronavirüs soruşturmasını teyit eden bir mektubu sundu. 

Bunların hiçbiri Beyaz Saray için yeterince iyi değil, çünkü Amerika’nın siyasi sınıfında neredeyse herkesin düşüncesine işlemiş Çin’in öcü gösterme tezgâhıyla ilgili şüphe uyandırıyor.

Bir haber kuruluşu, Biden yönetimi yetkililerinin zihninde salgının başlangıcını açıklamak için “iki eşit mantıklı senaryonun” –bir kuduz hayvan veya insan hatası– masada kaldığını bildirdi. Ancak yine, idarenin bu iddiaları desteklemek için hangi bilgilere sahip olması gerekiyor?

Beyaz Saray yanıtlar için Çin’e baskı yapmada sadece tek bir amacının olduğunda ısrar ediyor; salgının sebebine ilişkin gerçeğin bulunmasını garanti etmek. Bu sebep tartışılabilir görünüyor.

ABD’nin Çin’in uluslararası saygınlığına zarar verme çabaları, Japonya’nın Fukushima Nükleer Santrali’ndeki radyoaktifli suyun okyanusa boşaltılmasıyla ilgili oldukça tartışmalı planını açıkladığında ne kadar hızlı sıraya girmesiyle tam bir tezatlık oluşturuyor. Bu durumda Biden yönetimi, Japonya’nın radyoaktifli suyu ortadan kaldırmadan önce, dünyanın en büyük okyanusunun ve içindeki balık yaşamının zarar görebileceği yönündeki korkularını gidereceği iddiasıyla ilgili kusur bulmak için bir sebep görmedi. Japonya, ABD’nin müttefiki olduğu için yanlış bir şey yapamaz. Diğer taraftan müttefik olmayan Çin bu yüzden doğru bir şey yapamaz. 

Bu basit bakış açısı ülke içinde siyasi puan kazandırıyor (özellikle ABD Senatosu günlerdir tartışmalı Birleşik Devletler Yenilik ve Rekabet Yasası’nı desteklemekten uzak olduğu zaman), ancak bilim camiasındaki uzmanlar için alay konusu oluyor.

Unutmayalım ki, bu 18 bilim insanının sözü geçen mektubunda şöyle denildi:

“Bazı ülkelerde üzücü Asya karşıtı duyguların hakim olduğu zamanda, salgının başlangıcında virüsün yayılması konusunda dünyayla önemli bilgileri paylaşanların Çinli doktorlar, bilim insanları, gazeteciler ve vatandaşları olduğunu dikkate alıyoruz.” Bu örtbas iddialarına karşılık güçlü bir çıkıştır.

Birini itham etme ve suçlama oyunu şu anda hiç kimseye hizmet etmiyor, çünkü salgın sorunlarını gerçekten çözmek için iş birliğine doğru yol almayacak. Ne yazık ki, ancak şaşırtıcı olmayacak şekilde bu uyarı Washington’da önemsenmiyor.