Haber: Gökhun Göçmen

G7 ülkeleri Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne karşı alternatif bir girişimi ilan etti. Uzmanlara göre kendi söylemini ve projelerini inşa edemeyen ABD, hegemonyasının bitişini ve Çin’in öncülüğünü tasdik ediyor.

İngiltere’nin Cornwall bölgesinde sona eren G7 Zirvesi’nden Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne rakip çıktı. Kamuoyuna “değer odaklı, şeffaf ve yüksek standartlı” olarak duyurulan girişime “Dünyayı yeniden daha iyi inşa et” ismi verildi. Gelişmekte olan ülkelerin 40 trilyon doları aşan altyapı ihtiyacına destek olma sözü veren girişimin liderliğini G7 üyeleri ile Batı ittifakına dâhil olan kimi ülkelerin yürütmesi bekleniyor. Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamada özel sektörün de girişime iklim değişikliği, sağlık ve cinsiyet eşitliği gibi alanlarda katkı sunacağı belirtildi.

İngiliz Financial Times gazetesi, çevre dostu olma iddiası taşıyan girişimi “Yeşil Kuşak ve Yol” olarak tanımlarken, her yıl gelişmekte olan ülkelere 100 milyar dolar aktarılmasının planlandığını kaydetti. Gazete ayrıca İngiliz diplomatların girişim için “Yeşil Marshall Planı” dediğini okuyucularına aktardı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) 1948 ve 1951 yılları arasında sosyalizmin yayılmasını engellemek amacıyla aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 ülkeye Marshall Planı uyarınca 15 milyar dolarlık yardımda bulunmuştu.

GİRİŞİMİN KENDİSİ YENİLGİNİN İTİRAFI

Çin’in 2013 yılında dünyaya duyurduğu Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin toplam bütçesi şimdiden Marshall yardımlarını geride bırakırken, Batı bloğunun girişimi ise çok sayıda belirsizliği beraberinde getirdi. Girişim kapsamında hangi planların uygulanacağı ve kimlerin nasıl sorumluluk alacağı bilinmezken, CRI Türk’e konuşan Doç. Dr. Volkan Özdemir, G7’nin böylesine iddialı bir hedef için mali güç ve koordinasyon kabiliyetinden yoksun olduğunu vurguladı.

“G7’nin iktisadi açıdan gücü artık geride kaldı. Hem bahsi geçen 40 trilyon dolarlık açığın kapatılması, hem de bunun 7 tane ülke tarafından organize edilmesi gerçek dışı.” diyen Doç. Dr. Volkan Özdemir, girişimin siyasi yönünü şöyle yorumladı:

“Bu girişim açıkça ABD liderliğinde Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne karşı bir seçenek olarak ortaya çıktı. ABD böylelikle Çin’in aslında yatırım ve altyapı inşası alanında önderlik ettiğini kabul ediyor ve ona alternatif üretmeye çalışıyor. Washington böylece hegemonyasının bitişini ilan ediyor. Kendi projesini üretmeyen ABD, Çin’e G7 üzerinden jeopolitik bir uyum ile yanıt vermek zorunda kalıyor. “

“ÇİN KİMSEYE NE YAPMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEMİYOR”

ABD’nin öncülüğündeki girişimin Kuşak ve Yol alternatifi olduğunu kabul eden ülke medyası da Çin’in bu alanda yakaladığı başarıyı itiraf ediyor. The New York Times gazetesi konuya ilişkin yayımladığı haberde ABD Dış İlişkiler Konseyi’nin (CFR) Mart 2021 tarihli raporuna gönderme yaparak “Çok sayıda Kuşak ve Yol katılımcısı Çin’in planlamadan inşaya hızlı biçimde geçmesini takdir ediyor. Bu ülkeler Çin’in ülkelere ne yapması gerektiğini söylemekten ziyade onların istediklerini yerine getirdikleri için memnunlar.” ifadelerini kullandı.

Çin, Kuşak ve Yol İnisiyatifi kapsamında şimdiye değin 140 ülke ve 31 uluslararası organizasyonla iş birliği anlaşması imzaladı. Çinli şirketlerin sadece bu yılın ilk dört ayında 54 ülkede finansal olmayan doğrudan yatırımları yıllık yüzde 5,7 artışla 6 trilyon doları geride bıraktı.

ÇİN BASINI: ARAMIZDA UÇURUM VAR

ABD’nin öncülüğünde ilan edilen girişim Batı dünyasında olduğu kadar Çin basınında da dikkatle takip ediliyor. Çin’in İngilizce yayın yapan Global Times gazetesi, “dışlayıcı bir kulüp” olarak tanımladığı G7’nin kendi içinde yaşadığı ekonomik sorunlara işaret etti.

İngiltere’nin ekonomik açığının son 50 yılın zirvesine çıktığını, ABD’nin kendi altyapı bütçesinde kısıntıya gittiğini anımsatan Global Times “Altyapı inşası teknolojilerinde Çin ile çok sayıda Batı ülkesi arasındaki uçurumu hatırlatmaya bile gerek yok.” değerlendirmesinde bulundu. Haberde görüşlerine yer verilen Çin Renmin Üniversitesi Uluslararası İlişiler Enstitüsü’nden Wang Wie ise şunları söyledi:

“G7 çatısı altındaki zengin ülkelerin gelişmekte olan ülkelerin ekonomik toparlanmasına yardımcı olmaya çalıştıklarını görmek memnuniyet verici olurdu. Buna karşın ABD liderliğindeki Batılı küçük kliğin gündeminde gelişmiş ülkeler yer almıyor. Gerçekte ABD, Covid-19 sonrası dönemde kendi hegemonyasını devam ettirmek istiyor.”