China Daily / Jasna Plevnik

Çin Komünist Partisi (ÇKP) Çin’i dünyanın ikinci ekonomisi yapan ve yapay zekâ dâhil yüksek teknolojide önde gelen güçlerden biri haline getiren yönetişim ve liderliğine yönelik takdirlerin tatlı yükünü taşımak zorunda.

ÇKP uzun bir yoldan geçti, kesin olmak gerekirse 100 yıl ve şimdi Çin karakterli sosyalizmi takip ederek refah içinde bir toplum kurmanın mümkün olduğu vizyonunun başarısının keyfini çıkarabilir. ÇKP üretici güçleri geliştirerek, mutlak yoksulluğu ortadan kaldırarak, halkın çıkarlarını koruyarak ve Çin’i refah ve güvenliğe yönelterek sosyalizmin birçok temel sorununu çözdü.

ÇKP, Çin’in kalkınmasını güçlendirme ile kazan-kazan iş birliğini geliştirmeyi hedefleyen ve insanlık için ortak geleceğe sahip bir toplum kurmaya yardım etmeyi hedefleyen güçlü ve etkin bir dış politika uyguladı. Bu uluslararası ilişkileri arkaik iktidar yapılarından adil ve etkili bir küresel yönetişim sistemine dönüştürme potansiyeline sahip bir vizyondur.

Çin uluslararası ilişkilerde diğer şeylerin yanı sıra ekonomi, çevrenin korunması ve kamu sağlığı ile bağlantılı küresel kalkınma girişimlerine liderlik etti. Dünyanın karşılaştığı bütün sorunları çözmek kolay değil, ama Çin, Batılı güçlerin artan siyasi baskıları ve Çin karşıtı propagandasına rağmen, Kuşak Yol İnisiyatifi ve “16+1” (16 Orta ve Doğu Avrupa ülkesi artı Çin) mekanizması gibi çeşitli diplomatik faaliyetlerle bu sorunları çözmeye çalışıyor. ÇKP 100. kuruluş yıl dönümünde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Avrupa Birliği (AB) hariç, bütün dünyadaki ekonomiler tarafından ülke içinde ve dışında yaptığı çalışmalar için takdir edildi.

Cumhurbaşkanı Xi Jinping Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ni 2013’te önerdi ama ABD ile AB girişimin Batı’ya yönelik bir “tehdit” olduğunu söyledi. Ancak G7’nin son açıklaması grubun Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin bir örneği olduğu küresel iş birliği modelini takip etmek niyetinde olduğunu gösteriyor. AB ayrıca Avrupa ve dünyayı birbirine daha iyi bağlamak için bir küresel altyapı projesi başlatmayı planladığını açıkladı. Bu Çin’in vizyonu ile küresel diplomasisinin dolaylı olarak kabulüdür ve her ne kadar gelişmiş ülkeler bunu kabul etmeyecek olsalar da Çin’in sadece gelişmekte olan ülkelere değil, aynı zamanda gelişmiş ülkelere de kendi küresel diplomasi ve iş birliği takip etme ilhamı verdiğini gösteriyor.

ÇİN GELİŞMİŞ ÜLKELERE DE İLHAM VERİYOR

Şimdi Kuşak Yol İnisiyatifi ABD ile AB’yi, örneğin Balkanları 30 yıl ihmal ettikten sonra, fiziksel ve sayısal altyapıya odaklanmaya teşvik etmişken, bunu küresel jeopolitik ve “sistemik rekabet” bağlamında kullanmak yerine, iyi bir iş yapmalarını umuyoruz. Bütün dünyada ülkelerin hâlâ köprüler ile yollara ihtiyacı var ve Çin böyle alanlarda Kuşak Yol İnisiyatifi ile geniş bir deneyim kazandı. Çin’in ayrıca bu tür projeleri şekillendirmek için yeterince fonu var. Belki de bu çelişkili görünebilir ama şimdi, 30 yıllık ekonomik küreselleşmede liderliklerinden sonra ABD ve AB ancak şimdi dünya çapında insanların refahını artıran bir şekilde küresel ekonomiyi nasıl geliştirmek gerektiğini öğrenmeye başladı. Çin bu alanda Kuşak Yol İnisiyatifi ile çoktan bir nirengi noktası oluşturdu.

Birçok Güneydoğu Avrupa ülkesi 2012’den bu yana “16+1” mekanizmasına dahiller ve böylece Kuşak Yol İnisiyatifi’nin de katılımcıları oldular. Çin yıllar içinde, Covid-19 salgını sırasında da kanıtlandığı üzere, yeksek ekonomik güce sahip bir ülke ve iyi bir dost olarak kabul edildi.

Çin’in sayesinde Güneydoğu Avrupa, Avrupa’nın ekonomik kıyısı olmaktan kurtulup ekonomik ve sayısal olarak Çin ile Avrasya’ya bağlanma fırsatına sahip oldu. Çin ve Balkanlar arasındaki iş birliği “Sayısal İpek Yolu” içinde büyük potansiyellere sahip. Bu iş birliği şimdi, diğer şeylerin yanı sıra, bazı AB kurumlarının Çin-Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri platformuna baskıları dâhil “derin sular dönemine” giriyor. Dolayısıyla platform örneğin Karadağ’ın sorunlarıyla “16+1” mekanizması aracılığıyla ilgilenmek gibi önemli katkılarda bulunabilecek bir halkla ilişkiler merkezi kurmalıdır.

Kısa süre önce, ABD Batı Balkanlardan sorumlu Avrupa ve Avrasya İşleri Bürosu Dışişleri Bakan Yardımcısı Matthew Palmer, Dubrovnik Forumu’nda, özellikle Karadağ’a işaret ederek, bütün bölgede ve bütün dünyada, Çin’in “borç diplomasisi” yürüttüğünü söyledi. Karadağ 2014’te Çin Eximbank ile. Palmer’in hiçbir sonuca varmadığını iddia ettiği Bar-Boljari projesinin birinci kısmını yapmak için 944 milyon dolarlık bir kredi anlaşması yaptı. Ama gerçekte, proje tamamlandığında, Bar Limanı’nı Sırbistan ve diğer Balkan ülkelerini birbirine bağlayacak.

Bu tür temelsiz iddialar ile Çin karşıtı propagandalara karşılık vermek sadece kazan-kazan iş birliğini güçlendirmeye ve gerçek kalkınması desteklemeye yetmez, aynı zamanda Kuşak Yol İnisiyatifi’nin ve “16+1” mekanizmasının yumuşak gücünü artırır.