CGTN / Cömert Otorbayev (Eski Kırgızistan Dışışleri Bakanı, Beijing Normal Üniversitesi Kuşak Yol Okulu’nun seçkin bir profesörü ve Nizami Gencevi Uluslararası Merkezi’nin üyesi)

Son olaylara bakarak değerlendirirsek, insanlığın karşı karşıya olduğu iki birbiriyle ilgili küresel sorunun çözümü yakında önerilecek. Bu az gelirli ülkelerin kredi verenlere borçları sorununun çözümü ve aynı zamanda iklim değişikliği ile mücadele eden ülkelerle ilgili.

Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’nın 8 Nisan’daki bahar toplantısında, IMF Başkanı Kristalina Georgieva her iki sorunla ilgilenmenin zamanının geldiğini söyledi. Georgieva, “Bu ikili krizle karşılaştığımız zaman -ülkeler üzerindeki borç baskısı ve birçok az gelirli ülkenin karşısında çok çok kırılgan olduğu iklim değişikliği- bu amaç birliğini araştırmak anlamlı hale geliyor.” dedi. Somut önlemleri açıklamak için henüz bir takvim açıklanmamış olsa da, bütün taraflar İskoçya’nın Glasgow kentinde kasım ayında toplanacak COP26 İklim Zirvesi’ne işaret ediyor.

Salgın başlamadan öce bile, toplam borç 253 trilyon dolara çıkmıştı. IMF ve Dünya Bankası, dünyanın en yoksul ülkelerinin yüzde 50’sini yüksek borç krizi tehlikesine atan, kiriz kabul edilemez borç birikmesi ile ilgili uyarılar yayınladı. 2019’da bile, 60’tan fazla ülke sağlığa harcadıkları paradan çok borç ödedi. Bu yüksek borç düzeyleri, vadesinde ödenmeyen borçlarda 480 milyar dolarlık bir artışa neden olabilir.

Covid-19 salgını nedeniyle, az gelirli ülkelerin hükümet borçları büyük ölçüde arttı. Bütün bunlar onların ekonomileri üzerine devasa bir baskı yapıyor, bütçelerinin sağlık ve eğitim harcamalarını finanse etme gücünü sınırlandırıyor ve ekonomik faaliyetlerde keskin bir düşüşe neden oluyor. IMF kısa süre önce hükümet borçlarının tarihsel olarak en yüksek seviyeleri aştığını belirten bir uyarı yayınladı. Ve bu sorun az gelirli ülkelerle sınırlı değilken, bu ülkeler en çok etkilenecek olan ülkeler. Zambiya geçen yıl kasımda (Arjantin, Belize, Ekvador Lübnan ve Surinam’dan sonra) hükümet borçlarını vadesinde ödeyemeyen 6. ülke oldu.

Dolayısıyla, az gelirli ülkeler ikili bir krizle karşı karşıya; borçlarını ödemek ve ciddi çevre sorunları ile yüzleşmek zorundalar. Bu borçların küçük bir yüzdesini yeniden yapılandırmak bile az gelişmiş ülkelerde iklim değişikliği ile mücadele kullanılacak on milyarlarca doları serbest bırakabilir.

Bilindiği gibi, 2020 Nisan’ında G20 maliye bakanları Covid-19 salgının başlamasına karşı, az gelirli ülkelerin borç ödemelerini askıya alma kararı verdi. Bu ülkeler sağlık programlarını finanse etme fırsatı elde ettiler. Buna ek olarak, kabul edilebilir bir düzeyde hükümet borcu ve borç ödemesi sağlayabilecek daha kalıcı çözüm seçenekleri üzerinde düşünmeye başladılar.

PANDEMİ NEDENİYLE, AZ GELİRLİ ÜLKELERİN HÜKÜMET BORÇLARI BÜYÜK ÖLÇÜDE ARTTI

Borçlu ülkelerin hükümet borçlarını doğanın korunmasıyla değiştirmek yeni bir şey değil. İlginç bir şekilde, ilk doğa için borç takası anlaşması 1987’de hükümet dışı çevre grupları tarafından başlatılmıştı. Bu grupların amacı Latin Amerika’da hızlı yok olan yağmur ormanlarını korumaktı.

İlk anlaşma Bolivya’da yapıldı. Conservation International örgütü Beni Biosphere Reserve’ini korumak için, Bolivya’nın Citicorp’a olan 650 bin dolarlık borcunu 100 bin dolara aldı. Benzer anlaşmalar aynı yıl Ekvador ve Kosta Rika’da da yapıldı.  Kısa süre sonra, bu tür anlaşmalar çocuklara yardım, eğitim, sağlık, doğanın korunması, çevre korunması vb… değişik insani yardım alanlarında da uygulanmaya başlandı. 1990’dan bu yana, Paris Kulübü kredi verenleri borç alanlarla anlaşmalarına borç takası maddeleri de eklemeye başladılar ve böylece aynı takas anlaşmalarının ikili borç yeniden yapılandırmalarında da uygulanmasına izin verdiler.

Asıl olarak Latin Amerika ve Karayiplerde olmak üzere, 30’dan fazla ülkede değişik kurumlar sürdürülebilir kalkınma için borç takası uyguladı. Yeni krizle bağlantılı olarak, ekonomik ve iklim krizi sorunlarını aynı anda çözme fikri kan tazeledi. Geleneksel olarak, bu araçlar mevcut bir borç anlaşmasının yeni bir anlaşma ile değiştirilmesini temsil eder, önceki anlaşma genellikle iptal edilir ya da borç azaltılır. Genellikle, buna hem kredi veren hem de alanın kabul ettiği belirli yatırım koşulları da eklenir.

Sürdürülebilir kalkınma için borç takası, kredi verenlere maddi ya da ahlaki bir fayda sağlamayan borç iptalleri değildir. Bu durumda kredi verenler ilk olarak ilk borcun belirli bir kısmını geri alır; ikincisi, borçlular borç yükümlülüklerini ülke içi çevre projelerine dönüştürme fırsatı kazanır ve üçüncü olarak, borç alan ülkelerdeki ekolojik durumu iyileştiririz.

Bu hedeflere ulaşmak ekonomistler, finansörler ve çevrecilerin profesyonel çalışmalarını gerektirir. Her şeyden öte, gelecekteki yeniden yapılandırma modeli muhtemelen küresel bir karaktere sahip olacak ve birçok ülke için önemli insani ve finansal kaynaklar sağlayacak. Ama her şeyden önce, hem kredi verenlerin hem de borçluların siyasi iradesi gerekecek. Dünya toplumu bu karmaşık ama kritik süreçte başarılı olmak için birlik olmak durumunda.