Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınına karşı dünya genelinde aşılama çalışmaları sürüyor. Ancak aşılananlar kadar aşı karşıtı olanların sayısı da bir hayli fazla. Özellikle delta varyantının etkisi ile son günlerde artan vaka sayıları koronavirüse karşı tedbirleri özenle devam ettirmek gerektiğini gösterdi. Dördüncü dalga endişesi gündeme gelmişken en önemli konu “aşı karşıtlığı” olarak gözleniyor. Çünkü, “aşı karşıtlığı” her ülkede giderek daha büyük bir sorun haline geliyor.

Vaka sayılarının yüksek seyrettiği Amerika Birleşik Devletleri (ABD) aşı karşıtlığının görüldüğü ülkelerin başında geliyor. Hatırlayalım, ABD Başkanı Joe Biden, ülkenin bağımsızlık günü olan 4 Temmuz için yüzde 70 çift doz aşılama hedefi koymuştu fakat bu hedefe ulaşılamadı. Hatta First Lady Jill Biden ülkede pek çok noktada aşılamanın önemine vurgu yapan konuşmalar yaptı ama yine de Cumhuriyetçiler’in çoğunlukta olduğu eyaletlerde aşılama oranları istenilen düzeye gelmedi. Nisan ayında aşılama oranının çok yüksek olduğu ülkede bugün günlük aşılama oranı 500 bine zor yaklaşıyor. İki doz aşılananların oranının yüzde 50’de kaldığı ve nüfusun üçte birinin tek doz aşı dahi olmadığı görülüyor. Bazı eyaletlerde vatandaşları aşı olmaya teşvik etmek için sunulan hediyeler veya birtakım kampanyalardan da istenen sonuç elde edilemedi. Temmuz ayı itibarıyla ABD’de vaka sayıları oldukça düşmüştü ancak son günlerde pek çok ülkede vaka sayılarında artışa neden olan Delta varyantı nedeniyle ABD’de de vaka sayıları yükseldi. Bilim insanları bu yükselişi aşısız insanlarla ilişkilendiriyor.

Bu durum sadece ABD’de gözlenmiyor zira Fransa başta olmak üzere Avrupa ülkelerinden de benzer manzaralar yansıyor. Örneğin, Fransa’da bir haftada vaka sayıları yüzde 150 arttı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un aşı olmayanların seyahat, futbol maçları, sinema, konser, alışveriş gibi etkinliklere katılmasını engelleyen kararına karşı çok sayıda kentte protestolar düzenlendi. Dünyada aşı karşıtlığının en fazla olduğu Fransa’da koronavirüs aşısının bazı mesleklere zorunlu hale getirilmesine ve Covid-19 sağlık kartı uygulamasına karşı çıkan binlerce kişi protesto için meydanları doldurdu. Öte yandan yine Avrupa ülkelerinden İspanya, Hollanda, İsveç ve Avusturya vaka artışı nedeniyle Covid önlemlerini sıkılaştırıyor. Bu ülkelere baktığımızda tümünde aşılamada hedeflenen noktaya ulaşılamadığını görüyoruz. Avusturya, İspanya, Hollanda ve Kıbrıs Rum kesiminden hava yoluyla ülkeye girecek kişilere yönelik havalimanlarında PCR testi zorunluluğu getiriyor.

Son dönemde dikkat çeken ülkelerden biri de Birleşik Krallık. Ülkede 19 Temmuz itibarıyla tüm kısıtlamalar kaldırıldı. Başbakan Boris Johnson, bilim insanlarının çağrısına rağmen bu karar uyguladı, bin 200 bilim insanı saygın bilim dergisi Lancet dergisi aracılığıyla “ülkeyi şimdi açmayın” çağrısı yapmıştı. Uzmanları dinlemeyen Johnson’a ülkede büyük bir tepki var, uzmanlar vaka sayılarının günde 100 bini aşabileceği öngörüsünde bulunuyor. Fransa’daki gibi protestolar Birleşik Krallık ve Yunanistan’da da gerçekleşti. Londra’da ve Atina’da polis, yeni tip koronavirüs tedbirleri ve aşısı karşıtlarının düzenlediği gösterilere müdahale etti.

AŞI KARŞITLIĞI SAĞLIĞI TEHDİT EDİYOR

Bilim insanlarının sürekli dikkat çektiği üzere önlemler alınmasaydı ve aşılar hiç yapılmasaydı şüphesiz vakalar daha büyük hızla artacaktı. Yine bilim insanlarının aşı karşıtlığı konusunda ısrarla belirttiği gibi aşılar hakkında gerçekle ilgisi olmayan, kötü niyetle yapılan açıklamaları dinlemeden herkes çift doz aşısını olup, bilimin öncülüğünde salgınla mücadelesini sürdürmeli. Delta varyantı tehlikesi tüm dünyada etkisini gösteriyor. Bu süreçte hızlı ve kitlesel aşılamaya devam ederken bilim insanlarının maske, mesafe, hijyen, kalabalık ve kapalı ortamlarda uzun süre bulunmama önlemlerini sürdürmek gerek. Bu arada hâlâ aşı olmak istemeyen ve aşıya karşı çıkan büyük bir kitle mevcut. Ancak unutmamak gerekir ki, salgınla mücadelede en önemli rehberimiz sadece “bilim”.

Bilim insanlarının açıklamaları tüm dünya için ışık tutuyor ve onların her daim ifade ettiği üzere, aşılar hayat kurtarıcı, sağlıklı ve uzun süreli yaşam için çok önemli. Covid-19 ile mücadeleyi etkili şekilde devam ettirmek için herkesin aşılanması şart. Zira, aşı karşıtlığı ile aşı tereddütlerinin yersiz ve gereksiz olduğu bilim insanları tarafından defalarca söylenmişken, her bireyin aşı olmayı hem kendi sağlığı, hem yakınlarının sağlığı, hem de toplumsal sağlık açısından bir görev ve sorumluluk olarak görmesinden başka bir yol yok.

Tuğçe Akkaş