China Daily / He Yun

Covid-19 salgını dünyanın 21. yüzyılda karşılaştığı en ciddi kamu sağlığı sorunu. Bu salgın bütün dünyada sağlık sistemlerine karşı ciddi bir tehdit oluşturuyor ve sağlık konularında zayıf küresel koordinasyonu, temel sağlık hizmetlerinde yetersiz yatırımı ve sağlık bakımına eşitsiz erişim durumunu ortaya koydu.

Ülkeler yeni tip koronavirüsün yayılmasını önlemeye çalışırken, kamu sağlığı yönetişimi güçlendirmek belki de salgın sonrası dönemde ekonomik toparlanmayı sağlamak kadar önemli hale geldi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) küresel sağlık yönetişimindeki en önemli aktör olduğu için, DSÖ’nün rolünü güçlendirmek ve yetkisini artırmak daha dayanıklı ve eşit bir küresel sağlık ortamı geliştirmenin anahtarıdır.

İlk olarak, DSÖ’nün yetkisinin artırılması bize sağlıklı ilgili yanlış bilgiler ve yanlış bilgilendirmeye karşı savaşacak bir silah sağlayacaktır. Covid-19’dan alınan kilit derslerden biri bilime ve bilim temelli çözümlere güvenmek zorunda olduğumuzdur. DSÖ bir ülkenin politikasını belirlemek ve kamu sağlığı davranışını şekillendirmek bakımından hayati öneme sahip bilim temelli kamu sağlığı bilgileri yayınlıyor. Ancak, böyle bir bilginin etkili olması büyük ölçüde hükümetlerin ve kamuoyunun bu bilgiyi kabul etme ve güvenmeye istekli olmasına bağlı.

DSÖ’NÜN YETKİSİ ARTIRILMALI

Covid-19 salgınının zirve yaptığı dönemde gördüğümüz gibi, birkaç dünya lideri de dâhil birçok kimse sorular sormak ve yanlış iddialarda bulunmak için doğru olmayan bilgileri kullandı, hata bazıları açıkça yanlış bilgileri yaydı. Bu kamuoyu için doğrulanmış gerçekleri ve önerileri takip etmeyi daha da zorlaştırdı ve birçok hayatın kaybedilmesiyle sonuçlandı.

DSÖ’nün güvenilirliğini artırmak bilimin gücünü artırarak ve yanlışlıkları engelleyerek hükümetlere ve kamuoyuna güvenebilecekleri bilgilere ulaşma imkânı verecektir. Bu da yanlış bilgiler ve yanlış bilgilendirmenin üstün gelmesine karşı bir siper olarak hizmet edecektir.

İkincisi, güçlü bir DSÖ gelecekteki salgınlara karşı küresel olarak hazırlıklı olmayı güçlendirecektir. DSÖ Genel Müdürü Tedros Adhanom Ghebreyesus’un uyardığı üzere, bu son salgın olmayacak. Bill Gates de tekrar tekrar dünyayı gelecek salgınları bir “savaş tehdidi” gibi ciddiye almak gerektiği konusunda uyardı.

İhtimallere karşı tamamen hazırlıklı olamayacak olsak da ve ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalık ya da salgın bizi hazırlıksız yakalayabilecek olsa da en azından en yıkıcı etkilerini hafifletebilmek için acil durumlara karşı hazırlanmak zorundayız.

Yeni koronavirüsün genom dizininin Çinli bilim insanları tarafından hızla çıkarıldığına, aşıların teşhis araçlarının artmasına ve kanıtlanmış ya da umut vadeden tedavi ve ilaçların geliştirilmesindeki hız ve ölçek büyüklüğüne tanık oldu. Bu milyonlarca insanın hayatının kurtarılmasına yardım etti. Bütün bunlar bizim hazırlıklarımızın bir sonucudur, bir kamu sağlığı acil durumuyla mücadele etmek için onlarca yıl küresel tıp araştırmaları ve teknolojilerine yapılan yatırımların sonucudur.

Daha da ileri gitmek için, bir sonraki salgına hazırlanmamız gerekir ve DSÖ bu bakımdan kilit bir role sahip. Çok iyi finanse edilen bir DSÖ çekirdek salgın araştırmalarını etkin biçimde koordine edebilir, yapısal analiz ve tahminler için araçlar geliştirilmesine yardımcı olabilir ve veri toplama ile bulaşıcı hastalıkları izleme, kontrol ve ortadan kaldırma metotlarını standart hale getirebilir.

DSÖ ÇOK İYİ FİNANSE EDİLMELİ

Üçüncüsü, DSÖ yıllarca bütün dünyadaki hükümetleri sağlık alanındaki eşitsizlik sorunları ile ilgilenmeye çağırıyordu. Uluslararası toplumun bu çağrıya kulak vermesinin tam zamanı. DSÖ’ye göre, koronavirüs salgını ortaya çıkmadan önce bile, dünya nüfusunun yarısı gerekli sağlık bakımından yoksundu, 800 milyondan fazla insan hane gelirlerinin en az yüzde 10’unu sağlığa harcıyordu ve sağlık için cepten yapılan harcamaları her yıl neredeyse 100 milyon kişiyi yoksulluğa itiyordu.

Covid-19 bu eşitsizlikleri hem ülke içinde hem de ülkeler arasında artırdı. Bazı gelişmiş ülkelerde salgın ırksal, gelir ve cinsiyet farklılıklarını artırdı. Küresel olarak, kaynak zengini ülkeler daha gelişmiş tıbbi araçlara, kişisel koruyucu aletlere ve aşılara düşük gelirli ülkelerden çok daha kolay ulaşıyor.

Ancak, salgın ayrıca birbirimize karşılıklı bağımlılığımızı da ortaya koydu; hepimiz güvende olana kadar kimse güven içinde değil. Kısa dönemde, ülkelerin virüsü yenmek için ihtiyaç duyulan aşı ve gerekli teknolojilere erişimin eşit olmasını sağlamak için DSÖ ve DSÖ liderliğindeki aşı eşitliği girişimi olan COVAX’a, GAVI, Aşı İttifakı ve Salgına ve Yeniliklere Hazırlık Koalisyonuna verdikleri sözleri tutması gerekiyor.

Uzun dönemde ise ülkelerin temel sağlık yatırımlarını artırmaları, sağlık çalışanlarını eğitmeleri ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin bir parçası olarak 2030’a kadar herkesin sağlık sigortası kapsamına alınmasını başarabilmeleri için DSÖ’nün uzmanlığı ve liderliğinin kullanılması gerekecek. DSÖ küresel kamu sağlığı yönetişimini iyileştirmek ve dünyamızı daha güvenli, adil ve sağlıklı bir yer haline gelmesini sağlamak için gösterilecek küresel koordineli çabalar ağında merkezi bağlantı olacak.