CGTN / He Weiwe

Uluslararası Para Fonu (IMF) “Küresel Ekonomik Görünüm Raporu”nu 6 Nisan’da açıkladı. Rapor, mevcut dünya ekonomik görünümünü, “küresel ekonomi daha sağlam bir zeminde, ancak yüksek belirsizlikler arasında farklı toparlanmalara sahip” olarak tanımladı.

IMF, ocak ayındaki raporunda 2021 yılı için yüzde 5,5 olan küresel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) büyümesini, son birkaç ayda ivme kazanan yaygın toparlanmalar nedeniyle son raporunda yüzde 6 olarak yukarı yönlü revize etti. IMF, ayrıca 2022 yılı için küresel GSYH büyümesini de yüzde 0,2 olarak artırarak, yüzde 4,4’e yükseltti.

IMF, ocak ayındaki raporunda gelişmiş ülkelerin yüzde 4,3 olan GSYİH büyümesini son raporunda yüzde 5,1’e çıkarırken, gelişmekte olan piyasalar ve gelişmekte olan ekonomilerin yüzde 6,3 olan GSYİH büyüme tahminini ise yüzde 6,7’ye artırdı.

Son imalat Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) Mart 2021’de Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Euro Bölgesi’nde çok güçlüydü, ABD’de bu endeks yüzde 59, Almanya’da yüzde 66,6 (rekor bir yükseklik) ve Fransa’da yüzde 59,3 (son 20 yıldaki en yüksek seviye) oldu. Gelişmiş ekonomiler arasında özellikle güçlü bir ivme gösteren ABD ekonomisinin, 2021 yılında yüzde 6,4 oranında büyümesi bekleniyor, böylece 2020 yılında yüzde 3,5 oranında gerileyen ABD ekonomisinin bu yılın üçüncü çeyreğinde Covid-19 salgını öncesi seviyeye döneceği tahmin ediliyor.

Euro Bölgesi’nin toparlanmasının ise virüsün yeni türünün patlak vermesi nedeniyle daha az canlı olması bekleniyor. Bununla birlikte, bu yıl Almanya ekonomisinin yüzde 3,6 ve Fransa ekonomisinin yüzde 5,8 oranında büyümesi öngörülüyor. İngiltere ekonomisinin ise geçen yıl yüzde 9,9 ile 300 yıldan fazla bir süredir en keskin düşüş göstermesinden sonra bu yıl yüzde 5,3 oranında büyüyeceği tahmin ediliyor.

ASYA’DA ANA İTİCİ GÜÇLER SIRASIYLA ÇİN VE HİNDİSTAN

Gelişmekte olan piyasalar ve gelişmekte olan ekonomilerin (EMDE), gelişmiş ekonomileri geçmeye devam ederek, 2021 yılında yüzde 6,7 ve 2022 yılında yüzde 5 oranında büyüme sağlaması bekleniyor. Ana itici güç gelişmekte olan Asya’nın 2021 yılında yüzde 8,6 ve 2022 yılında da yüzde 6 oranında büyüyeceği tahmin ediliyor. Asya’da ana itici güçler sırasıyla Çin ve Hindistan’dır. 

IMF’nin ocak ayı raporunda yüzde 8,1 olarak tahmin edilen Çin ekonomisinin büyümesi son raporunda yukarı yönlü revize edilerek yüzde 8,4’e çıkarıldı. Hindistan ekonomisinin ise şaşırtıcı biçimde 2021 yılında yüzde 12,5 oranında büyüyeceği öngörüldü. Böylece gelişmekte olan ülkeler arasında en yüksek büyüme oranına sahip olacak Hindistan, 2020 yılında yüzde 8 oranında geriledi.

EMDE ülkelerinin diğer kesimlerinde toparlanma daha zayıf kalacak. Geçen yıl yüzde 7 oranında gerileyen Latin Amerika ve Karayip ülkelerinin bu yıl sadece yüzde 4,6 oranında büyüyeceği tahmin ediliyor. Geçen yıl yüzde 1,9 oranında daralan Sahra Altı Afrika’sının ise yüzde 3,4 oranında büyümesi bekleniyor.

Gelişmiş ülkeler bir bütün olarak toparlanma yoluna girerken, düşük gelirli gelişmekte olan ülkeler ise (LIDC) genel olarak hala ekonomik durgunlukla mücadele ediyorlar. Bu ülkeler ilk olarak, yeterli sağlık hizmetlerine ve kişisel koruyucu malzemelere (PPE) sahip değiller, bu yüzden Covid-19 salgınını kontrol altına almada yetersiz kaldılar. İkincisi, zayıf ekonomik yapıları ve sınırlı finansal kaynakları yüzünden, bu ülkelerin büyük kurtarma planları sunma olanakları yoktur. İşsizlik oranındaki yükseliş birçok ailede kişisel gelirlerde düşüşe yol açtı ve onlar genel olarak internet hizmetlerinden yeterli oranda yararlanamadığı için yaygın uzaktan eğitimden mahrum kaldılar. Bu ailelerin çocuklarının yetersiz eğitim alması gelecekte daha az düzgün iş ve daha az gelire sahip olmakla sonuçlanacak.

ÇİN AŞIYI KÜRESEL KAMU MALI HALİNE GETİRME SÖZÜNE BAĞLI KALDI

LIDC’ler için daha sağlam ekonomik toparlanmanın anahtarı, kitlesel aşı tedarikine bağlı olarak salgının etkili biçimde kontrol altına alınmasından geçiyor. Bununla birlikte, mevcut dünya aşı kaynakları, ekonomik toparlanmadan çok daha farklıdır. Gelişmiş ülkelerin 2021 yılı sonuna kadar nüfuslarının yüzde 70’ini aşılayacağı tahmin ediliyor, özellikle ABD ve İngiltere daha iyi durumda olacak. Ancak 100’ün üzerinde gelişmekte olan ülkenin, özellikle LIDC’ler, bu yılsonuna kadar nüfuslarının sadece yüzde 10’unu aşılaması bekleniyor. LIDC’ler, genel olarak tüm nüfusları için aşı satın almaya yetecek paraya sahip değiller.

Dünyanın her yerinde eş zamanlı ekonomik toparlanmayı sağlamak için küresel aşı iş birliği en önemli hayati faktördür. Covid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı (COVAX) aşı milliyetçiliğiyle mücadele için daha fazla finansal destek ve yoksul ülkelere daha fazla aşı tedarik edilmesi çağrısında bulundu. Bu zamanda, aşı gelişimini ve üretimini artırmak ve özellikle LIDC’lerdeki insanlar olmak üzere dünya nüfusu arasında eşit dağıtımına sahip olmak için küresel iş birliği çok gereklidir. Farklı aşı milliyetçiliği ve korumacılığına yer olmamalıdır.

Diğer önemli unsur, LIDC’lere daha fazla mali yardım verilmesidir. Borç riski muhtemelen, hem gelişmiş ülkelerde (büyük mali açıklarla sonuçlanan devasa kurtarma planları yüzünden) hem de LIDC’lerde (zayıf borç servisi yeteneği nedeniyle) belli belirsiz görünecektir. Makroekonomik politikalarda küresel koordinasyon ve ortak çabalar ve yaygın borç yeniden planlaması diğer bir öncelik olmalıdır.

Çin, hem ekonomi performansıyla parlayan bir yıldız hem de dünyaya aşı tedariki sunan sorumlu büyük bir ülkedir. Çin, 2020 yılında ekonomisi büyüyen tek ülkedir. Bu yıl GSYİH büyümesi yüzde 8,4 olursa, büyük olasılıkla öyle görünüyor, Çin, Covid-19 salgını sonrası küresel ekonomik toparlanmaya büyük katkı vermeye devam edecek.

Bu arada Çin aşıyı küresel kamu malı haline getirme sözüne bağlı kaldı ve Asya, Afrika ile Avrupa ülkelerine aşır tedarik etti. Çin, küresel iş birliğinde elinden gelenin en iyisini yapmaya devam edecek ve dünyanın her tarafında hızlı, güçlü ve dengeli ekonomik toparlanma için en iyisini yapacaktır.