Haber: Samet Demir

Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle enerji bakımından dışa bağımlı bir ülke durumunda. Yurt dışından alınan petrol, doğal gaz ve kömür gibi fosil yakıtlar ülkenin sanayisi, günlük yaşantısı ve tarımı için vazgeçilmez durumda.

Bunun yanı sıra Türkiye’deki enerji üretiminin yaklaşık yüzde 20’si hidroelektrik dediğimiz su üzerinden elde ediliyor. Geriye kalan yüzde 80’lik kısmın büyük bir bölümü petrol ve doğal gaz gibi fosil kaynaklardan sağlanırken, yenilenebilir enerji kaynaklarının da burada küçük bir payı bulunuyor.

Türkiye, dünyada hidroelektrikten en çok faydalanan 10 ülkeden biri. Bu ülkelerden 9’u ise Çin, Brezilya, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Kanada, Hindistan, Japonya, Rusya, Norveç ve Fransa. İlk 5 sıradaki ülkelere dikkat edildiğinde bu ülkelerin yüzölçümü olarak Türkiye’den çok daha büyük ve doğal kaynaklar olarak da Türkiye’den fazla petrol ile kömüre sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bunların yanında Türkiye’nin hidroelektrik yönünden bu ülkelerle yarış içinde olması coğrafi şansı olarak da görülebilir. Türkiye’deki eğimli araziler ve yüksek dağlardan akan nehirler sayesinde hidroelektrikten faydalanma potansiyeli oldukça yüksek. Ancak burada da iklim değişikliğinin yarattığı değişimler gündeme geliyor.

Doğal gaz fiyatları 12 aylık tabloya göre 5 bin dolar yaklaşmış durumda. Eylül 2020’de doğal gazın küresel fiyatı 3 bin dolar civarındaydı.

KURAKLIK VE ELEKTRİK ÜRETİMİ ARASINDAKİ BAĞLANTI

Su Politikaları Derneği tarafından hazırlanan Hidrolojik Kuraklık ve Hidroenerji Üretiminde Düşüş adlı rapora göre, Türkiye’ye elektrik üretiminde yüzde 20 katkı sağlayan su, kuraklık nedeniyle giderek daha düşük verimle elektrik üretimine neden oluyor.

2020 yılındaki verileri baz alan rapora göre, Akım Gözlem İstasyonlarından (AGİ) yapılan ölçümlerde Susurluk Havzası’nda 2015 yılından beri 5 yıllık bir düşüş tespit edilmiş durumda. Bu düşüş bölgelere göre değişkenlik gösterse de Türkiye’deki birçok AGİ ölçümlerinde düşüş kaydedilmiş durumda.

Raporda, toplam yağışın düşmesiyle su akımının da düştüğü belirtilirken Türkiye Sınai Kalkınma Bankası verilerine göre, ekim ayında üretilen elektriğin yüzde 68,9’unu sağlayan termik santraller, kasım ayında toplam elektriğin yüzde 69,1’ini üretti. Oluşan yüzde 1,2 puanlık bu artışta hidroelektrik santrallerden üretilen elektrikte gerçekleşen üretim düşüşünün etkili olduğu belirtildi.

Ayrıca raporda, “2020 yılında Türkiye’deki yağışlarının tüm bölgelerde normalin altında gerçekleşmesi hidrolojik kuraklık etkisinin oluşmasına ve toplam elektrik üretiminde hidroelektrik enerji üretiminin payının azalmasına neden olmuştur. Örneğin 2019 yılında 88.879 GWh olan hidroelektrik enerji üretimi Aralık 2020 itibarıyla yüzde 17 oranında bir düşüşle 73.810 GWh’a gerilemiştir.” denildi.

Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık 2020’de elektrik üretiminin kaynak bazlı dağılımı.

Yıldan yıla azalan yağışlar ve kuraklık nedeniyle azalan hidroelektrik üretimi, Türkiye’nin günden güne artan elektrik ihtiyacıyla birleştiğinde giderek artan bir fosil yakıt ihtiyacını ortaya çıkartıyor. Fosil yakıtlar konusunda dışa bağımlı durumda olan Türkiye’nin, azalan hidroelektrik üretiminden ortaya çıkan açığı fosil yakıtla kapatması da artan cari açığın daha da hızlı artacağı anlamına geliyor.

Bu durumda Türkiye’nin artan ithalatı ve döviz kurlarına bağımlılığı göz önüne alındığında, elektrik fiyatlarının da kuraklıkla birlikte artması durumunun yakın zamanda yaşanabileceği ifade ediliyor. Buna karşın Türkiye’de iklim değişikliği ile mücadelede yeşil enerji yatırımlarının yapılmasının hızlandırılması kaçınılmaz olarak görülmektedir.