CGTN / Azhar Azam

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Küba’ya karşı antipatisinin ve Karayip Adası’na müdahalesinin tarihi, Washington’ın Domuzlar Körfezi Çıkarması sırasında Küba’nın devrimci lideri Fidel Castro’yu devirmeyi başaramadığı 1960’lı yılların başını hatırlatıyor. ABD’nin desteklediği Fulgenico Batista’nın kaybetmesi ve Soğuk Savaş’ın zirvesinde yanı başında Sovyet eğilimli bir hükümetin varlığı Amerika için ölümcül bir gelişmeydi. O zamandan bu yana Washington’ın Küba politikasına ahlaksızca bir ticaret ambargosu yoluyla ekonomik olarak Havana’yı tecrit etme anlayışı hâkim oldu. Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra Amerika’nın küçük bir ekonomiyi ablukaya alması, “haksız” finansal ve ticari kısıtlamalardan desteğini çekmeyi seçen uluslararası dünyanın dikkatini çekti ve Küba halkına 60 yılda toplam 130 milyar dolara mal oldu. 

Eski ABD Başkanı Barack Obama 2014 yılında etkisi olmayan stratejiyi değiştirmeye çalıştı ve Küba’nın uluslararası terörizmi destekleyen bir devlet olarak tayin edilmesi kararını iptal etti, diplomatik ilişkileri düzeltti ve diğer önlemlerin yanı sıra seyahat ile havale yapılması konusundaki yaptırımları hafifletti. Ancak eski ABD Başkanı Donald Trump göreve geldikten sonra bu yumuşama iptal edildi.  

2020 yılındaki ABD başkanlık seçiminden önce çok sayıda yeni siyasi amaçlı önlemler dâhil olmak üzere 240’dan fazla ekonomik yaptırım kararı Güney Florida’daki büyük Küba kökenli Amerikalı nüfusun oylarını Trump’a geri getirdi. Yine de zarar verici engeller kırılgan ekonomiyi derinden yaraladı, Küba halkını “gerçekten” etkiledi ve gıda ve ilaç kıtlığına katkıda bulundu. 

Trump Beyaz Saray’dan ayrılmadan önce yönetimi, Küba halkının tamamen sıkışmasını garantiye aldı ve ABD Küba’ya soluk aldırmadı. Trump görevi tamamlanmadan günler önce Küba’yı terörizmi destekleyen devletler listesine geri aldı ve Küba İçişleri Bakanı Lazaro Alberto Alvarez Casas’ı kara listeye almak için tüm diplomatik kuralları hiçe saydı. 

ABD Başkanı Joe Biden, başkanlık seçimi kampanyası sırasında Küba ekonomisine “zarar veren” ve gıda ve ilaç kıtlığını kötüleştiren Trump’ın politikasını iptal etme sözü verdi. Bununla birlikte, ABD başkanı olarak yemin ettikten sonra Biden, Temsilciler Meclisi’ndeki 80 Demokrat Partili temsilcinin önceki yönetimin “gaddar” yaptırımlarını ve siyasi kararlarını iptal etmesi yönündeki tavsiyesini görmezden geldi ve selefini takip etmeyi seçti. Kübalıların yaptırımların kaldırılması çağrılarını umursamayan Biden yönetimi 23 Haziran’da, BM Genel Kurulu’nun ABD ambargosunun sona erdirilmesi kararına karşı çıktı ve uzlaşma konusundaki isteğini terk etti. 

Arka arkaya 29 kez neredeyse oybirliğiyle Amerika’nın yaptırımları kınandı ve Çin ile Rusya gibi önde gelen uluslararası ülkelerden bazılarının tepkisini çekti, Washington’ın Havana’ya müdahalesini sona erdirmesi talep edildi. 

ABD, KÜBA’YA UYGULADIĞI AMBARGOYU KALDIRMALI

Birçok Demokrat halen Küba’ya yönelik yaptırımlardan vazgeçmesi için Biden’a baskı yapıyor. Onlar Biden’a, Trump dönemindeki yaptırımları iptal ederek Kübalılara yardım etmesi, onlara ek insani ve aşı yardımı sunması çağrısında bulunmanın yanı sıra yönetimin ambargoyu savunmasını ve “zalimliği” sıradan insanlara karşı bir baskı aracı olarak kullanmasını “tamamıyla” reddettiler. ABD Başkanı Biden tam tersine, Küba Devrimci Silahlı Kuvvetler Bakanı Alvaro Lopez Miera ve İçişleri Bakanlığı Ulusal Özel Kuvvetler birimini yaptırım listesine alarak kendi partisindeki ilerici sesleri bastırıyor.

Biden’ın, Miami’deki sertlik yanlılarına yaptığı çağrıda ana hatlarıyla belirtilen ve kötü şöhretli Kübalı Amerikalı Cumhuriyetçi Marco Rubio tarafından memnuniyetle karşılanan yanıtı, onun Florida’daki pozisyonunu güçlendirdiği görülen yeni önlemlerin siyasi doğasını ortaya çıkardı. Biden, Küba halkına verdiği taahhütten uzaklaştıktan sonra, Havana hükümetini “başarısız bir devlet” olarak damgaladı ve internet hizmetlerinin kesilmesini yeniden uygulama seçenekleri üzerinde düşünmeye niyetlendi. Bu paradigmatik bir yabancı müdahale vakası olsa bile, Küba asıllı Amerikalılardan para havalesi alma isteği şiddete teşvikten başka bir şey değildi. 

Bu, Biden’ın Küba halkının sağlık ve ekonomik güçlüklerle mücadelesine yardım etme konusundaki tereddüdünün insan haklarıyla hiçbir ilgisi olmadığı, normalleşme politikası izlemek için 2020 yılında Demokratları iki Kongre üyesinden mahrum bırakan Florida’da 2022 yılındaki Temsilciler Meclisi’ndeki yetersiz çoğunluğu kaybetme riskinin artmasından kaçınmak için siyaset yapmayı amaçladığı kanaati uyandırıyor. 

Küba, ABD’nin ısrarlı “ekonomik olarak boğma siyaseti” yüzünden gıda, ilaç ve elektrik sıkıntılarının yol açtığı yaygın protestolarla uğraşıyor. Biden, Küba krizini siyasallaştırarak, en kaba önlemleri eksiksiz yürüterek, Küba’da sosyal bölünme ile şiddeti körükleyerek, Trump gibi şiddetli bir değişimi zorlamak için Küba ekonomisini boğmak istiyor. Amerikan medyası, Havana’nın, ABD’nin ambargosunun Küba’nın sağlık sistemini tahrip etmedeki rolüne ilişkin iddiasını, rekabet halindeki gıda ve ilaçların yasaktan muaf olduğunu savunarak reddediyor. Gerçekte Washington, hasta Kübalılar için kullanılan yaşam kurtaran ilaçları durdurarak, hatta ölümlere sebebiyet vererek insan yaşamına ve uluslararası yasalara saygısı olmadığını gösterdi. 

Bazı Batılı yayın organları Küba’daki kargaşayı “Dünya’nın Büyük Mücadelesi: Otokrasilere karşı Demokrasiler” gibi yanlış biçimde şekillendiriyor. Her halükârda öyle değil. Salgının şiddetlendirdiği sorun, onlarca yıldır ABD’nin kanuni dayanağı olmayan ticari ambargosundan kaynaklandı. Diğer devletlere müdahale etmemeyi ve iç işlerine karışmamayı teyit eden BM kararları ve ekonomistler, bu tür önlemlerin Küba halkını olumsuz olarak etkilediğini belirlediler ve temel gıdaların kıtlığından Amerikan yaptırımlarının sertleşmesini sorumlu tuttular. 

Washington’ın, Küba’nın ekonomik olarak sıkıntı çekmesinin sorumluluğunu Havana hükümetine yönelten ve şiddet gösterilerini destekleyen beyhude açıklamalarının, ekonomik ve sağlık krizine sıkışmış insanlara faydası olmayacak. Bunun için ABD sorunu siyasallaştırmayı durdurmalı, müdahalelerine son vermeli ve Küba’ya uyguladığı ekonomik, ticari ve finansal ticaret ambargosunu kaldırmalıdır.