CGTN / Simon Johnson

Bir meteor Dünya’ya çarparsa ya da büyük bir doğal afet meydana gelirse veya daha önce beklenmeyen boyutlarda başka bir dehşet meydana gelirse, ekonomi politikacıları nasıl tepki vermeli?

Bu gibi durumlarda iki makul alternatif var; 2008 ve 2009 yıllarına verilen kararlar emsal alınarak finans sektörüne yardım etmeye odaklanmak ya da 2020 ile 2021 yıllarında yapıldığı gibi yardıma ihtiyacı olan herkese destek olmak için mümkün olduğunca büyük adımlar atmak. 2008 krizine müdahale birçok alternatiften daha iyi olsa da, 2020’de başarılanlar sistemik afetlerle başa çıkmak için referans noktamız olmalıdır. Ancak bir dahaki sefere, gelir dağılımının alt ucundaki insanlara yardım etme konusunda daha da iyisini yapmamız gerekiyor. Bu hedef, sosyal altyapıya önemli yatırımların bugünden başlaması gerektiğini beraberinde getiriyor.

2008 küresel mali krizinin ardından, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa’daki siyasetçiler finans sektöründe iflasın önlenmesi için kurtarma kararlarının alınması konusunda fikir birliğine ulaştı. Bu, avantajlı koşullarda ek öz sermaye sağlamak ve mülk fiyatlarını mümkün olduğunca artırmaya çalışmak anlamına geliyordu. Doğrudan ev sahiplerine ve işsizlere sağlanan desteğin miktarı finans sektörüne verilen destek ile kıyaslandığında çok daha az miktardaydı. Ayrıca, krize gafil avlanan finans dışı sektöre de hiç gerektiği önem verilmedi.

2020 krizinde probleme farklı şekilde çözümler arandı. Finansal sektör de tehlikede olmasına rağmen, bu sefer finans dışı sektöre ve masum insanlara yardım etmek için siyasi iştah çok daha fazlaydı. Herhangi bir ekonomik çöküşte işini kaybeden veya gelir kaybına uğrayan çoğu insan masum seyirciler olarak kabul edilmelidir. Ancak ekonomik karar alıcılar genellikle bu tür kayıpları normal veya kaçınılmaz olarak değerlendirir. Gelir dağılımının üst ucundaki insanların nadiren bu tür kayıplara maruz kaldıklarını unutmayın. Birkaçı iflas edebilir, fakat genel olarak, daha eğitimli ve müreffeh insanların pozisyonlarını korumaları ya da ekonomi düzeldiğinde yeni bir iş bularak hızlı bir şekilde durumlarını toparlamaları muhtemeldir.

Ellerinde nakit para bulunan derin cepli zengin insanlar, genellikle kriz dönemlerinde başarılı olurlar çünkü bu kriz dönemlerinde mülkleri ucuza satın alabilme gücüne sahiptirler. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın 2006’da konut fiyatlarındaki olası bir çöküş için “Umarım, bu yaşanır çünkü o zaman benim gibi insanlar piyasaya girer ve bu mülkleri satın alırlar.” açıklaması yapmıştır. 2016’da bir başkanlık münazarasında Hillary Clinton tarafından bu noktaya parmak basıldığında, Trump “Bu arada buna iş denir.” demiştir.

ÖNGÖRÜLEMEYEN DURUMLARA KARŞI HAZIRLANMANIN EN İYİ YOLU “HALKIN MÜREFFEH BİR YAŞAM SÜRMESİNİ SAĞLAMAK”

Koronavirüs salgınında krizlerin yalnızca bu şekilde yönetilmek zorunda olmadığını öğrendik. Hükümet, cömert işsizlik sigortaları ve tahliyeye karşı koruma gibi diğer destek biçimlerini sağlayarak, insanların barınma ve beslenme ihtiyaçlarını karşılayabildi. Bu şekilde mülk fiyatları, servetler ve beklentilerde düşüş engellendi. Aslında, mülk fiyatları son 18 ayda dikkat çekici bir şekilde yüksekti. Amerikalıların toplam serveti 2020’de 13,5 trilyon dolar arttı. Bu artış kısmen yükselen hisse senedi fiyatlarının yanı sıra büyük ölçüde ev fiyatları düşmeyip yerine yükseldiği için yaşandı.

Milyarderler, 2008 krizinden sonra olduğu gibi 2020 krizinde de durumlarını korudular. Bu sefer krizdeki fark ise sıradan hanelerin daha iyi korunmasıydı. Tabii ki, kamu desteği sistemi henüz mükemmelliğe ulaşmış değil. Düşük ücretli hizmet sektörü çalışanları da dâhil olmak üzere, ihtiyacı olan insanlara nakit para ulaştırmak zor oldu. Destek için başvuran küçük işletmeler, külfetli bürokratik formalitelerle yüzleşmek zorunda kaldı ve halk sağlığı kaynaklarına erişim son derece eşitsiz ilerledi.

Bu sorunları nasıl çözeceğimizi biliyoruz. Uygun koşullar altında bireylere doğrudan fon sağlanmasına izin verecek bir merkez bankası dijital para birimi oluşturulmalı. Öngörülemeyen bir şoktan etkilenen firmaların finansal ihtiyaçlarını anlamak için en son teknoloji kullanılmalı. Herkesin kaliteli tıbbi bakıma rutin erişimi olduğundan emin olunmalı. Böylelikle halk doktorlara güven duyacak ve salgın sırasında yaşanan aşılama tartışmaları gibi önem arz eden durumlarda halk onların rehberliğine kulak verecektir. Gelecekte farklı krizler yaşanacak ve bu gelecekte yaşanacak krizlerin öncekilerden daha hafif geçeceğine dair bir sebep yok. Son 30 yılda Berlin Duvarı düştü, Çin yükseldi, teröristler ABD’ye saldırdı, konut piyasası patladı ve küresel bir salgın hemen hemen her sektörü ve yaşamı durdurdu.

Hayal edebileceğimiz tüm kendine has bunalımlar için hazırlanabiliriz ve hazırlanmalıyız. Ancak deneyimlediğimiz büyük aksaklıkların her biri, öncesinde hem siyasetçiler tarafından hem de halk tarafından düşük olasılıklı durumlar olarak değerlendiriliyordu. Ancak artık işin aslını biliyoruz. Öngörülemeyen durumlara karşı hazırlanmanın en iyi yolu, iyi zamanlarda halkın daha sağlıklı ve daha müreffeh bir yaşam sürmesine yardımcı olmak ve tekrar kötü zamanlar geldiğinde ihtiyacı olan herkese mümkün olduğunca çok yardım sunmaktır.