The Guardian / Devi Sridhar

Salgınlar tanımı gereği küreseldir. Tüm ülkeler için yalnızca seyahat kısıtlamaları ve eşit aşı erişimi bu krizi bitirecek.

Çoğu insan beklentilerini bir karmaşa baharına ayarladı ancak çoğu Birleşik Krallık’ta hayatın yazın ve sonbaharda aşağı yukarı normale dönmesini sessizce umuyor. Kendilerine güvenmekte haklılar mı? Bir karantina döngüsü içine geri girmemek için ne yapabiliriz? Kısaca; bu salgın nasıl sona erecek ve nasıl daha hızlı bitirebiliriz?

Küresel olarak, Birleşik Krallık en az beş etkili ve güvenli aşıya sahip olmakla güçlü bir konumda, fakat önümüzde büyük zorluklar var. Virüsün Kent, Brezilya ile Güney Afrika’da daha hızlı yayılması ve Birleşik Krallık’taki vakada olduğu gibi potansiyel olarak daha ağır sağlık sonuçlarına yol açtığı gibi daha zorlu varyantlarını zaten biliyoruz.

Daha da kötüsü, sürekli mutasyon, Brezilya ile Güney Afrika gibi bu varyantlardan bazılarının ve gelecekteki varyantları hem aşılarımızdan hem de doğal bağışıklık sistemimizden kurtulabilir. Sonuç, mevcut aşılarımızın daha az etkili hale gelmesi ve yeniden enfeksiyon durumu olacaktır; Covid-19’un bir türüne sahip olmak, başka birine sahip olamayacağınız anlamına gelmez.

Yeni Zelanda, Avustralya, Kanada, Japonya, Birleşik Krallık gibi daha zengin ülkeler ve Avrupa’dakilerin farklı testler, iz sürme ile bulaşıyı durdurmak için kısa ve keskin karantina kısıtlamaları ve en önemlisi, yeni zincirler ile varyantların yeniden ithal edilmesini durdurmak için sınır önlemleri gibi izolasyon programları yoluyla; eleme stratejisini  izleme seçenekleri var. Bu her ülkenin kendi salgınını sona erdirmesine yardımcı edecek ve ülke ülke daha iyi kontrole doğru bir adım ve küresel salgının sonu olacak.

Bu ülkeler, nüfuslarının çoğunluğuna hızlı bir şekilde aşı uygulayabiliyorlarsa (“sürü” bağışıklığını sağlamak için nüfusun büyük bir kısmının aşılanmasına ihtiyaç duyulduğu için çocuklar da dâhil) ve dünyanın diğer yerlerinden varyantların girişine karşı koruma sağlıyorsa önümüzdeki altı ila sekiz ay içinde kısıtlamaları kaldırıp normal bir ev hayatına dönebilirler. Bu, okulların, restoranların, barların ve spor salonlarının yeniden açılması ve canlı müzik festivallerinin ve spor etkinliklerinin geri dönüşü anlamına gelir. Herhangi bir salgın için mücadele yine de gerek duyulacak, fakat bunlar yerel ve kısa dönem olacaktır.

SALGINI NASIL DAHA HIZLI BİTİREBİLİRİZ?

Evde daha fazla özgürlüğün karşılığı uluslararası seyahatlerin kısıtlanması olacaktır. Hâlihazırda İsrail’in aşılama programı ile ön plana çıktığını ve yurt içi ile yurt dışındaki tüm uluslararası yolcu uçuşlarını durdurduğunu görüyoruz. Kanada artık uluslararası yolcuların dört havalimanından birine gelmesini ve otellerdeki kontrollü izolasyona girmesini istiyor. Salgının geçen yıldan beri öğrendiğimiz gibi, bu ev içi normalliğe giden en hızlı yoldur.

Peki, bu Birleşik Krallık için ne anlama geliyor? On beş milyon aşı inanılmaz bir başlangıç ama virüsün bulaşmasını sınırlamak için çok daha geniş bir alanda uygulanması gereklidir. Nüfusun çoğunluğunun aşılanmış olması gerekecek. Test, izleme ve izolasyon sistemimizi, artırılmış testler ve evde kalması gerekenler için ödemeler yapılması dâhil olmak üzere kendi kendini izole edenlere yeterli destek sağlayarak güçlendirmemiz gerekecek. Aynı zamanda, yaz boyunca uluslararası hareketin kısıtlamalarıyla yaşamak zorunda kalacağız.

Birleşik Krallık, bu yönde ilerliyor, ancak izolasyonu, yalnızca onaylanmış varyantlara sahip olanlar yerine tüm ülkelerden gelenlere kadar genişletme konusunda tereddütlü görünüyor.

Bununla ilgili sorun, birçok ülkede sıralama kapasitesi eksikliği göz önüne alındığında, varyantların tespit edilmeden önce ortaya çıkması ve yayılmasıdır. Bu nedenle, ülkeye gelenleri proaktif olarak karantina altına alma ve test etme ve olumlu sonuçlar alınması durumunda virüsü dizileme ihtiyacı açıktır. İskoçya’nın ilk bakanı Nicola Sturgeon, bu yaklaşımı kabul etti ama Boris Johnson’ın aynı şeyi İngiltere için duyurmasını bekliyor.

BİRLEŞİK KRALLIK DOZLARIN NASIL SAĞLANACAĞINI AÇIKÇA BELİRTMEDİ

Birleşik Krallık gibi daha zengin ülkeler kendi iç sorunlarını çözüp denetledikten sonra, aşılama çabalarında daha az varlıklı ülkelerin nüfuslarını  desteklemelidirler. Bazı zengin ülkeler kişi başına dokuz doz satın alırken, kaynakları ve ilaç şirketleriyle pazarlık yapacak milyonları olmayan birçok fakir ülke, nüfuslarının çoğunluğu için aşılara erişemiyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bu ülkelerden, aşıları fakir ülkelere dağıtmak için Covid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı (COVAX) girişimine doz bağışlamalarını istedi. Norveç, kendi nüfusunu aşılarken aynı zamanda aşı dozlarını paylaşmayı zaten açıkça kabul etti. Birleşik Krallık, COVAX’a para taahhüt etti, ancak dozların nasıl sağlanacağını açıkça belirtmedi.

Dünyadaki hayatları korumak için sadece ahlaki bir zorunluluk değil, aynı zamanda bencil nedenler de var, çünkü virüs başka yerlerde dolaştığı sürece çoğalmaya, mutasyona uğramaya ve aşılanmış olanları bile enfeksiyona maruz bırakacak daha tehlikeli biçimlere dönüşmeye devam edebilir. 

Salgının sonu, ancak uygun fiyatlı, erişilebilir ve etkili aşılar tüm dünyaya dağıtıldığında gerçekleşecek. Bu, ne yazık ki uzak bir hedef gibi görünüyor.

Salgının aniden sona ermesi olası değil, ancak daha yavaş, ülke ülke, herkes Covid-19 üzerindeki kontrolünü arttırdığı ve virüsü yok olma seviyelerine ittiği zaman bu olacak. Zengin ülkeler bunu testler, aşılar (bunların sürekli olarak yeniden tasarlanması ve yeniden kullanılması dâhil) ve daha iyi tedaviler yoluyla başaracaktır. Yoksul ülkeler yetişmek için mücadele edecek ve iyi kontrol için gerekli desteği alana kadar tekrarlanan dalgalar ve alevlenmelerle karşılaşacak.

Ne yazık ki, bu küresel sağlığın hikâyesi; dünyanın zengin bölgeleri tarafından yönetilen ve sonra hızla unutulan sorunlar, örneğin kızamık, kabakulak, kızamıkçık, tüberküloz ve çocuk felci, yoksul kesimlerde devam eden problemler olmaya devam ediyor.