China Daily / Hu Mingyua & An Ping

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin’in Güney Kore ziyareti, bir kez daha dünyanın dikkatini Kore Yarımadası’ndaki nükleer soruna çevirmesine yol açtı. Blinken, ABD yönetiminin, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti yönetimine yönelik politikalarını kapsamlı biçimde gözden geçirmeyi ve görüşme masasına dönmesi için Pyongyang yönetimi üzerinde baskıyı artırmanın yollarını bulmayı planladığını söyledi.

Beyaz Saray’ın Pyongyang yönetimine ulaşma çabalarına herhangi bir karşılık alamadığı iddiasına karşılık Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nde üst düzey yetkili Kim Yo-jong, ABD Başkanı Joe Biden yönetimini “attığı ilk adımında kötü kokulara yol açmak” uyarısında bulundu. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti lideri Kim Jong-un, ocak ayındaki Kore İşçi Partisi’nin 8. Ulusal Kongresi’nde yaptığı konuşmada, Kore Yarımadası’nda barış ile istikrarı sürdürmek için ve yabancı askeri tehditlere karşı savunma güçlerini daha fazla güçlendireceklerini vurguladı. Kim, ABD’nin Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ne karşı düşmanca politikaları karşılığında ordusunu güçlendirmeye karar verdiklerini, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti-ABD ilişkilerinin, Washington yönetiminin Pyongyang’a karşı düşmanca politikalarından vazgeçmesi halinde düzelebileceğini ifade etti.

Kim ve eski ABD Başkanı Donald Trump arasında Singapur’da 2018 yılında yapılan tarihi görüşmede, her iki tarafın dört madde üzerinde anlaşması nükleer konudaki çözüme ilişkin umutları artırmıştı. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti-ABD görüşmeleri, İsveç’in başkenti Stockholm’de iki tarafın üst düzey çalışma gruplarının çabalarının başarısız olmasının, bu tür bir çözümün olasılıklarına gölge düşürmesiyle, geçen yıllarda inişli çıkışlı seyir izledi. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin Punggye-ri nükleer test alanındaki tünelleri yıkması ve Tongchang-ri füzeleri test alanlarını ortadan kaldırmasına rağmen, ABD yönetimi, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ne karşı yaptırımları kaldırma sözünü yerine getirmedi ve aksine yaptırımları daha da artırdı.  

ABD’NİN “AŞIRI BASKI” POLİTİKASI SORUNUN BARIŞÇIL OLARAK ÇÖZÜLMESİNİ ZORLAŞTIRDI

ABD’nin stratejisi, ekonomik ve askeri yollarla Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ne maksimum baskıyı artırmak ve daha sonra askeri olmayan taktikleri kullanarak nükleer sorunu çözmek gibi görünüyor.  Bu strateji altında ABD, sorunu çözmek için ne siyasi araçlar ve diyalog kanallarından vazgeçecek, ne de yaptırımları kaldırmadan önce Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin nükleer silahlardan tamamen, doğrulanabilir ve geri alınamaz şekilde arındırılması talebini değiştirmeyecek. 

ABD yönetimi, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin nükleer silah programından vazgeçmesi halinde ödüllendireceğini ve eğer taahhütlerini yerine getirmezse daha sert yaptırımlar uygulayacağını açıklamıştı. ABD’nin “aşırı baskı” politikası, Kore Yarımadası’ndaki nükleer sorunun barışçıl olarak çözülmesini zorlaştırdı. Gerçekte, bütün barış sürecini tehlikeye attı.

Nükleer sorunun temeli Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin ulusal güvenliğidir ve bu sorunu çözmenin anahtarı da ABD’dir. ABD’nin, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ne yönelik düşmanca tutumundan vazgeçmesi, nükleer sorunu çözmenin ön koşuludur. Düşmanca politikaları terk ederek ve bir barış anlaşması imzalayarak ABD, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin ulusal güvenliğini garanti edecek ve böylece, bu ülkenin nükleer silah geliştirme bahanesini elinden alacaktır.

Şu anda Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti-ABD görüşmeleri, iki taraf arasında nükleer silahlardan arındırma kavramı, kapsamı ve standartları ile nükleer silahlardan arındırma için gerekli araçlar, adımlar ve zaman çerçevesi konusundaki temel farklılıklar nedeniyle çıkmaza girmiş bulunuyor.

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan tamamen arındırılması için nükleer tesislerini kaldırmadan önce “aşamalı ve senkronize biçimde” ABD’nin yaptırımlarını kaldırması koşuluyla, Kore Savaşı’nı resmen sona erdirmek için ABD ve Güney Kore ile bir deklarasyon imzalamak istiyor. Ancak ABD ise, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti nükleer tesislerini kaldırdıktan ve nükleer silahlardan tamamen, doğrulanabilir ve geri çevrilemez şekilde arındıktan sonra yaptırımları kaldırmakta ısrar ediyor.

ABD YAPTIRIMLARDAN VE DÜŞMANCA POLİTİKALARDAN VAZGEÇMELİ

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, nükleer programdan vazgeçtikten sonra ABD’nin taahhütlerini yerine getirmeyeceği ve bunun yerine düşmanca politikalarına devam edeceği, hatta hedeflerine ulaşmak için askeri araçlara başvuracağı endişesiyle nükleer silahlanma programını canlandırdı. ABD ise, yaptırımları kaldırması halinde nükleer silahlarından vazgeçmeyi reddedebileceği kaygısıyla Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin nükleer programından vazgeçmesi konusunda özellikle ısrar ediyor.

İki ülke liderleri arasında güven eksikliği, Kore Yarımadası’nda barışı ve istikrarı sürdürmeye yardımcı olmuyor, özellikle, ABD’nin yaptırımları ve askeri gücü Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ne karşı caydırıcı olması için kullanmadaki ümitsiz çabaları, bu ülkeyi nükleer programını rafa kaldırmaya zorlamada başarısız oldu. Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arınması ve bir barış mekanizmasının kurulması eş zamanlı olarak takip edilmelidir. Özellikle, Çin, ABD, Rusya, Japonya, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ve Güney Kore nükleer sorunu çözmek için altı taraflı görüşmelere başlamalı, Çin, Rusya, ABD ve Japonya, iki Kore’ye birlikte güvenlik garantileri sağlamalıdır. Bununla birlikte, ABD, Çin ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin tehditlerini bahane ederek, Japonya ve Güney Kore ile ittifakını güçlendirmeye çalışırsa, bu çabalar boşa çıkar.

ABD, samimiyetini göstermek için, bölge barışına inanır gibi yapmak yerine Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ne uyguladığı yaptırımlardan ve düşmanca politikalardan vazgeçmelidir. Unutmamak gerekir ki, barışa eş zamanlı yaklaşım, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin ulusal güvenliği konusundaki kaygılarını kaldıracak ve ABD’nin, Pyongyang yönetiminin bir nükleer saldırı düzenleme olasılığı korkularını hafifletecektir.