İsviçre’nin Cenevre kentinde devam eden 5+1 formatındaki gayriresmi Kıbrıs konulu konferansta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs’ta kalıcı çözüm için 6 maddeden oluşan öneriyi Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’e sundu.

“Kıbrıs Türk tarafının sürdürebilir bir anlaşma için önerisi” başlığıyla sunulan öneride, şu ifadeler yer aldı:

“Kıbrıs Türk önerisinin özü, Kıbrıs Türk halkının özünde var olan egemen eşitlik ve eşit uluslararası statünün tanınmasıdır ve bu yolla adadaki iki mevcut devlet arasında bir iş birliği ilişkisi kurulabilir. Bu, gerçekçi ve sürdürülebilir bir çözüme doğru sonuç odaklı ve belli bir zaman aralığını kapsayan müzakerelerin yolunu açacaktır.”

Öneride, “devletin tüm niteliklerine sahip olan Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs Rum tarafının sahip olduğu ve şu anda kullanmakta olduğu aynı haklara ve statüye sahiptir.” vurgusu yapıldı.

Cenevre’deki toplantıların, sadece Kıbrıs Türk halkına karşı yapılmaya devam eden büyük bir adaletsizliği gidermek için değil, aynı zamanda sürdürülebilir çözüm yolunda başarısızlığın temel nedenlerini ortadan kaldırmak için gerekli adımları atmak için tarihi bir fırsat olduğunun altı çizildi.

Kıbrıs Türklerinin önerisinde, adadaki iki devlet arasında egemen eşitliklerine ve eşit uluslararası statülerine dayalı bir iş birliği odaklı ilişki kurmayı amaçlandığı ifade edildi.

Guterres’e sunulan 6 maddelik öneride, iş birliğine dayalı ilişkinin şu ilke ve düzenlemelere dayanması gerektiğine vurgu yapıldı:

“1- Genel Sekreter, Güvenlik Konseyi’nin iki tarafın eşit uluslararası statüsünün ve egemen eşitliğinin güvence altına alındığı bir kararı kabul etmesi için inisiyatif alacaktır. Böyle bir karar, mevcut iki devlet arasında iş birliğine dayalı bir ilişki kurulması için yeni bir temel oluşturacaktır. ​​​​​​

2- Yukarıda belirtilen düzenlemeyle iki tarafın eşit uluslararası statüsü ve egemen eşitliği sağlandıktan sonra, BM Genel Sekreteri himayesinde karşılıklı olarak kabul edilebilir bir iş birliği anlaşması oluşturmak için sonuç odaklı ve belli bir zaman aralığına dayalı müzakerelere başlayacaklardır.

3- Müzakereler, iki bağımsız devlet arasındaki gelecekteki ilişkilere, mülkiyet, güvenlik ve sınır düzenlemesinin yanı sıra Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilere odaklanacak.

4- Müzakereler Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın yanı sıra uygun olduğu hallerde, gözlemci olarak AB tarafından desteklenecektir.

5- Herhangi bir anlaşma bağlamında, iki devlet karşılıklı olarak birbirini tanıyacak, üç garantör devlet bunu destekleyecektir.

6- Bu müzakereler sonucunda varılacak herhangi bir anlaşma, iki devlette ayrı olarak eş zamanlı referandumlarda onaya sunulacaktır.”