China Daily / Yin Xiaoliang

Japonya’nın iktidardaki Liberal Demokrat Parti’nin (LDP) lideri Fumio Kishida, 4 Ekim’de ülkenin 100’üncü başbakanı olarak göreve başladı, ancak hükümeti 31 Ekim’de genel seçim çağrısı yaptığı için bir ay bile görev yapmayacak. Bununla birlikte, Kishida yönetimini son 20 yılda önceki yönetimlerden ayıran özelliklerini incelemek dikkate değerdir. Kishida kabinesi, 13’ü hiçbir zaman Japon kabinesinde yer almamış 20 yeni yüze sahip. Ayrıca kabine üyelerinden dokuzu 60 yaşının altında ve sadece Takayuki Kobayashi, Karen Makishima ile Noriko Horiuchi daha önce Japonya Parlamentosu’nun alt kanadı Temsilciler Meclisi’nin üyesi olarak görev yaptı.

Kishida, LDP’nin imajını değiştirmek, yeni siyasi yetenekler yetiştirmek ve LDP liderliği için uğraşırken verdiği sözleri yerine getirmek için kabinesine yeni yüzleri aldı. Ancak başbakanlık görevine başlamasının üzerinden iki hafta geçmeden Kishida’nın, sonbahar festivali için 14 savaş suçlusunu onurlandıran Yasukuni Tapınağı’na dini bağışta bulunması, yeni Japon yönetiminin tarihe ve ülkenin militarist geçmişi konusunda önceki kabinelerden farklı bir tutum izlemeyeceğine işaret ediyor. 

KISHIDA’DAN “YENİ KAPİTALİZM” VURGUSU

Eski Başbakan Shinzo Abe yönetiminde savunma bakan yardımcısı olan 46 yaşındaki Kobayashi, yeni kabinede Japonya’nın ilk ekonomik güvenlik bakanı olarak yer aldı ve siber güvenlik, teknoloji ihracatı, ulusal ekonomik güvenlik projeleri ile teknolojilerinden sorumlu olacak. Abe’nin politikalarını takip eden yönetim görünüşe göre, artan Çin-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) rekabeti arasında Japonya’nın ekonomik ve güvenlik çıkarlarını en üst düzeye çıkarmak için Ekonomik Güvenlik Bakanlığını kurdu. Ancak birçok uzman bakanlığın, Çin’e karşı ABD ile birlikte çalışmak için kurulduğunu ve bu yüzden Çin-Japon ilişkilerinde büyük bir sorun teşkil ettiğini vurguladı. 

Kishida, 8 Ekim’deki ilk politika konuşmasında Japonya’nın ekonomik büyümesini “yeni bir kapitalizm biçimiyle” destekleme ve bu yeni kapitalizmin faydalarını ülkenin orta sınıfını genişletmek için kullanma sözü verdi. Bu Kishida’nın, Japon halkının geçim kaynaklarını iyileştirmede başarısız olan ve bunun yerine zengin-yoksul uçurumunu artıran “Abenomics” denilen ekonomi politikalarını değiştirme niyetini gösteriyor. Aslında Kishida yönetimi “eski” sorunların çözümü için “yeni” bir gündem belirledi. Japon yönetimi, zenginliğin katmanlaşması yüzünden deflasyon baskısı, Covid-19 salgını, düşük doğum oranı ve yaşlanan nüfus ile gergin Çin-Japon ilişkilerini de kapsayan iç ve dış cephelerde pek çok sorunla karşı karşıya bulunuyor. 

İÇ SİYASİ HEDEFLERE ULAŞMA YETENEĞİ

Bir ülkenin dış politikası genel olarak iç politikasının uzantısı olarak kabul edilir. Yine de iki politika belli bir noktaya kadar tamamlayıcı ve etkileşimlidir. İyi bir diplomatik strateji zayıf bir iç politikası telafi edebilir. Dolayısıyla Japonya’nın Çin ile ilişkileri sadece bölgedeki barış, istikrar ve refah ile ilgili değil, aynı zamanda Kishida yönetiminin iç siyasi hedeflerine ulaşma yeteneğiyle de ilgilidir. 

Japon hükümetinin üç seçeneği var, Çin ile dostane ilişkiler kurmak, Çin’e karşı çıkmak ya da Abe’nin, Çin-Japon ilişkilerini istikrara kavuşturma politikasını izlemek ve güçlendirmek. Birçok kimse, Kishida’nın siyasi deneyimi ve Japonya’nın hizipçi siyaseti dikkate alındığında Çin-Japon ilişkilerini istikrara kavuşturmasını bekliyor. Kıdemli bir siyasetçi olarak Kishida, büyük ölçüde yetenekli bir lider olarak görülebilir. Kishida, Abe hükümetinde 2021 yılında dışişleri bakanı olarak görev yaptı ve 2015 yılında Japonya ve Güney Kore arasında “seks köleleri” anlaşmasının imzalanmasında önemli rol oynadı ve eski ABD Başkanı Barack Obama’nın 2016 yılında Hiroşima kentini ziyaretini düzenlemeye yardım etti. 

Bunun yanı sıra Kishida, ülkedeki gelir uçurumunu azaltmak için makul çabalar gösterilmesini ve ekonomik büyümeye zarar vermeyecek şekilde sosyal güvenlik ağının güçlendirilmesini destekleyen LDP’den Kochikai hizbinin de lideridir. Kochikai hizbi barışçı bir dış politikayı desteklediği için Kishida, Çin ile düzenli olarak iletişim kurmanın ve Çin-Japon ilişkilerini istikrara kavuşturmanın önemini vurguladı. Yine de Kishida, LDP’nin başkanlık seçimi kampanyası sırasında ayrıca Taiwan sorununu abarttı ve pazar günü tartışmalı Yasukuni Tapınağı’na dini bağışta bulundu. 

JAPONYA BAĞIMSIZ DIŞ POLİTİKA BENİMSEYEMEZ

Kishida’nın LDP’nin en üst görevine gelmesinde hizip siyasetleri belirleyici rol oynadı. LDP içinde farklı gruplar, benzer siyasi gündemlere sahip olduğu için değil, karşılıklı çıkarları yüzünden birbirlerini desteklerler. Kishida, diğer hiziplerin desteği olmadan LDP başkanlığını kazanamayacağı için kabinesindeki birçok üye Abe destekçisidir. Diğer bir ifadeyle hizip siyaseti ve LDP içindeki muhafazakâr gruplar, Kishida’nın dış ve iç gündemlerine zarar verecek. Dolayısıyla Kishida, 31 Ekim’deki genel seçimi kazansa bile, büyük ihtimalle Abe yönetiminin Çin’e yönelik politikasından önemli oranda sapmayacak, ancak sıfır toplamlı oyunlardan da hoşlanmıyor. 

Üstelik ABD-Japon ittifakı, Japonya’nın bir nebze de olsa Çin ile gerçek dostane ilişkiler geliştirmesini engelliyor. Çin-ABD ilişkileri son yıllarda kötüleşti ve ABD Başkanı Joe Biden yönetimi,

Çin’in Asya’daki etkisine karşı koymak için yeni ittifaklar oluşturuyor veya mevcut ittifakları güçlendiriyor. Bu bağlamda, Japonya gerçekten bağımsız dış politika benimseyemez. Fakat Çin’i bölgesel ticaretten tecrit etmeye çalışan Japonya, Çin Japonya’nın en büyük ticaret ortağı olduğu için kendi çıkarlarına zarar verecektir. 

Japonya’nın savaş sonrası diplomasisi, Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesi, ABD-Japonya ittifakı ve Asya diplomasisi olarak adlandırılabilecek şey tarafından şekillendirildi. Kishida, 31 Ekim’deki genel seçimi kazandıktan sonra bile sadece ABD-Japonya ittifakını güçlendirmeye odaklanırsa, Japonya’yı ticaret dâhil birçok alanda sınırlandıracak. Ancak Çin ile ilişkileri istikrara kavuşturursa LDP ve halktan daha fazla destek alacak. Japonya Çin’e karşı gelme kapasitesine sahip olmadığından, Kishida yönetimini için en iyi seçim Japon ekonomisini desteklemek ve ülkedeki gelir uçurumunu daraltmak amacıyla istikrarlı ve pragmatik Çin-Japonya ilişkileri inşa etmek olacaktır.