Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) ana muhalefeti temsil eden Cumhuriyet Halk Partisi’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu 8 Ocak’ta Habertürk televizyonunda Fatih Altaylı’nın sorularını yanıtlarken bir tür seçim vaadi olarak şöyle bir vurguda bulundu: “İktidara geldiğimizde Türkiye’nin dış politikasını 180 derece değiştireceğiz.”

Kılıçdaroğlu, Altaylı’nın biraz da hayret içeren bir ifadeyle “180 derece mi… Tamamen mi değiştireceksiniz?” diye sorması üzerine de “Evet, tamamen, baştan aşağı!” diyerek yanıtını pekiştirdi.

CHP lideri aynı programda, hiç silinmemecesine zihinlerde yer etmesi gereken şu cümleyi de sarf etti: “NATO bir demokrasi ve savunma örgütüdür.”

TÜRKİYE’NİN MANZARASI

İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Suriye’den Ukrayna’ya açılan yelpazede Türkiye’nin ulusal çıkarlarıyla uyuşmayan çalkantılı ve hatalı politikalar izlediği malum. İktidar kanadından zaman zaman Türkiye’nin stratejik dostu konumundaki ülkelere yönelik salvoların, tutarsız açıklamaların yapıldığı da görülüyor. Yani Türkiye dış politikasında düzeltilmesi gereken önemli noktalar mevcut.

Ama 180 derecelik bir değişiklik mi gerekiyor gerçekten ya da dış politikada böylesi toptan bir değişiklik Türkiye’yi nereye götürür, nereye döndürür? Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un daha birkaç gün önce “Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) üyeliğine karşıyım ama Avrupa’yla ilişkileri sürdürmesini istiyorum” dediği, Türkiye’nin içeri girmeden ve dışarı çıkamadan AB kapısına bağlı kalması gerektiğini bir kez daha dile getirdiği koşullarda, çoktandır Asya’ya yönelmiş olan Türkiye’nin yolu 180 derece değiştirilirse nasıl bir manzara oluşur?

BATI’NIN TALEPLERİNE TESLİMİYET

-Türkiye 2012’de Diyalog Ortağı statüsüyle katıldığı Shanghai İş Birliği Örgütü’yle ilişkilerini kesecek, Çinli akademisyenlerin ve Rus analistlerin “devrim” olarak nitelendirdiği bu ilişki bir “karşı devrimle” sonlandırılacak.

-CHP ve İyi Parti’nin önergesi ve HDP’nin desteğiyle TBMM gündemine (iki kez) getirilen, AKP ve çekimser kalan MHP’nin oylarıyla reddedilen “Çin’in Uygur Türklerine yönelik baskı politikalarının araştırılması ve sonuçlarının uluslararası topluma açıklanması” türünden Amerika Birleşik Devletleri (ABD) imaları girişimler geçerlik kazanacak.

-Türkiye’nin Taiwan’la ilişkileri hükümetler arası ilişkiler düzeyine çıkartılacak.

-Çin’e doğru hareket eden ihracat trenleri Halkalı istasyonunun ötesine geçmeyecek.

-Türkiye, PKK/YPG’ye karşı sınır ötesi harekâtlar yapmaktan vazgeçecek. ABD’nin PKK/YPG’ye silah yardımını artırması talep edilecek.

-Türkiye, Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Ege’de temel haklarından ve “mavi vatan” tezinden vazgeçecek, ABD, AB ve Yunanistan’ın istek ve yaptırımlarına boyun eğecek. CHP’li Ünal Çeviköz’ün “Mavi Vatan diye 200 mile kadar uzanan alanı da eğer kendi egemenlik alanınız olarak görürseniz, o zaman saldırgan ve yayılmacı bir algı yaratırsınız” şeklindeki sözlerinin gereği yapılacak.

-ABD’nin Yunanistan’da daha fazla askeri üs kurması teşvik edilecek.

-Ermenistan’ın talepleri ve işgal ettiği topraklar konusunda Azerbaycan’ın yanında yer almayacak, belki de işgalden kurtarılan toprakların iade edilmesini isteyecek.

-Afganistan’da Taliban yerine işgalci Amerikan askerlerinin borusunun ötmesi tercih edilecek.

Mısır’dan Rusya’ya, Libya’dan Kazakistan’a uzanan hatta 180 derecelik sonuçlara ilişkin başka çıkarsamalar da yapılabilir elbette ama sözü uzatmaya gerek yok; bu, sayılan alanlarda Batı’nın, ABD’nin ve Avrupa’nın tezlerine yüzde 100 teslim olmanın manzarasıdır. O nedenle de böyle bir manzara yaratmak isteyenlerin iktidar olma şansı yoktur.

Tunca Arslan